Deloitte Australia’nın Avustralya İstihdam ve İş İlişkileri Bakanlığı için hazırladığı 237 sayfalık rapor, Temmuz ayında resmi olarak yayımlandı. Ancak kısa süre sonra Sidney Üniversitesi’nden Dr. Chris Rudge’in raporu detaylı şekilde incelemesiyle, belgede “uydurulmuş alıntılar” ve “var olmayan akademik kaynaklar” olduğu iddiaları kamuoyuna yansıdı.
Rudge, raporda yaklaşık 20 hataya rastladığını, özellikle bir akademisyene atfedilen hayali bir kitap ve sahte bir yargıç sözünü en dikkat çekici bulgular olarak gösterdi.
Hukuk çevrelerinde bu durum, raporun yasal ve bilimsel bütünlüğü açısından “ciddi yanlış beyan” olarak değerlendirildi. Raporun bağımsız bir denetim çalışması olması ve hükümetin bu belgeye dayanma ihtimali, hataların doğrudan kamu politikalarına yansıma potansiyeli taşıdığı kaygılarını gündeme getirdi.
Bakanlık, gelen eleştiriler üzerine raporu yeniden ele aldığını açıkladı. İnceleme sonucunda bazı dipnot ve kaynak referanslarının hatalı olduğu kabul edildi. Deloitte, bu hatalar doğrultusunda sözleşmedeki son ödemeyi iade etmeyi kabul etti. Raporun güncellenmiş versiyonu Cuma günü yayımlandı; bu versiyonda sahte alıntılar ve var olmayan kaynaklara yapılan göndermeler kaldırıldı, dipnotlar düzeltildi.
Yeni sürümde dikkat çekici bir ekleme daha yapıldı: Raporun hazırlanmasında Microsoft’un Azure OpenAI GPT-4o sisteminin kullanıldığı ilk kez açıkça beyan edildi. Bu açıklama, danışmanlık firmalarının yapay zekâ teknolojilerini rapor üretim süreçlerine dahil ederken doğrudan sorumluluk ve denetim sorularını gündeme taşıdı. Bakanlık ise, düzeltmelerin raporun özünü ve önerilerini değiştirmediğini savunuyor.
Deloitte'un aldığı tüm ödemenin iadesi isteniyor
Eleştirilerin odak noktasında, Deloitte’un yalnızca hatalı kısmı değil, rapora ödenen toplam 440 bin Avustralya Doları’nın iadesi talebi de var. Yeşiller Partisi Senatörü Barbara Pocock, Deloitte’un sadece bir kısmını değil, tüm tutarı iade etmesini istedi. Pocock, “Bir yargıcı yanlış alıntılamak, olmayan kaynaklar üretmek… Bunlar birinci sınıf üniversite öğrencisinin bile ceza alacağı hatalar” diyerek sert eleştiride bulundu.
Öte yandan Deloitte, medyaya yaptığı kısa açıklamada sorunun “müşteri ile doğrudan çözüldüğünü” belirtti, ancak hataların yapay zekâ kaynaklı olup olmadığına dair net bir açıklama yapmadı. Bu belirsizlik, danışmanlık sektöründe yapay zekâ kullanımı, doğrulama süreçleri ve hesap verebilirlik konusunda geniş çaplı tartışmalar başlattı.
Bu olay, yapay zekâ destekli metin üretiminde “halüsinasyon” (yapay zekânın gerçek dışı bilgiler üretmesi) tehlikesini somut şekilde göstermiş oldu. Özellikle hukuk, kamu politikası ve denetim gibi yüksek riskli alanlarda yapay zeka destekli çıktılar için insan denetimi, kaynak doğrulaması ve şeffaf metodoloji gerekliliği bir kez daha öne çıkmış durumda.
Kamu alımları ve danışmanlık sözleşmelerinde yapay zeka kullanımına dair düzenleme ihtiyacı, bu vakayla birlikte daha güçlü şekilde tartışılmaya başlandı. Kullanılan teknolojinin sınırları, sorumluluk hatları ve etik yükümlülükler, artık sadece akademik tartışma değil, uygulama alanında da belirleyici olacak.