06 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 03.10.2026 14:59 | Son Güncelleme: 03.10.2026 15:00

Yapay zeka sesinizden ne kadar hızlı yaşlandığınızı ölçebiliyor

Bilim insanları, sesin perde, konuşma hızı ve kullanılan kelimeler gibi yüzlerce özelliğini analiz ederek kişinin biyolojik yaşlanma hızını tahmin edebilen yeni bir yapay zeka geliştirdi. “Konuşma saati”, yalnızca dört dakikalık ses kaydıyla bilişsel sorunlara ilişkin ipuçları sağlayabiliyor
Yapay zeka sesinizden ne kadar hızlı yaşlandığınızı ölçebiliyor

Bilim insanları tarafından geliştirilen yeni bir “konuşma saati”, kişinin sesini ve konuşma biçimini analiz ederek ne kadar hızlı yaşlandığını tahmin edebiliyor. Sistem, konuşma sırasında kullanılan perde, konuşma hızı ve kelime dağarcığı gibi yüzlerce özelliği değerlendirerek kişinin yaşını tahmin ediyor.

Nature'a göre araştırmacılar daha sonra tahmin edilen yaş ile kişinin gerçek yaşı arasındaki farkı “konuşma yaş farkı” olarak adlandırdı. Büyük konuşma yaş farklarının, demans gibi durumlarda görülebilen bilişsel sorunlarla güçlü şekilde ilişkili olduğu belirlendi. Araştırmanın ortak yazarlarından nörobilimci Agustín Ibáñez, yalnızca dört dakikalık basit bir konuşma kaydının yüksek tahmin gücü sağladığını belirtti.

700'den fazla konuşma özelliği analiz edildi

Araştırmacılar konuşma saatini geliştirmek için Arjantin, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru'dan 2 bin 928 kişinin ses kayıtlarını inceledi. Katılımcılar arasında sağlıklı kişiler ile hafif bilişsel bozukluğu, Alzheimer hastalığı veya diğer demans türleri bulunan kişiler de yer aldı.

Makine öğrenmesi algoritmaları, ses kayıtlarından yaşlanma ve demansla değişebilen 700'den fazla konuşma özelliğini çıkardı. Araştırmacılar daha sonra bu verileri kullanarak katılımcıların yaşını tahmin eden konuşma saati modelini eğitti.

Bilişsel sorun yaşayanların sesi daha yaşlı çıktı

Konuşma saati, sağlıklı kişiler ile bilişsel bozukluğu bulunan kişiler arasında ayrım yapabildi. Bilişsel sorun yaşayan kişilerin konuşmaları, gerçek yaşlarına kıyasla daha yaşlı olarak değerlendirildi. Sağlıklı kişilerin konuşma yaşları ise genel olarak kronolojik yaşlarıyla uyumlu çıktı.

Araştırmada konuşma hızı, duraklamalar ve bilgi aktarırken kullanılan kelimelerin, daha yavaş yaşlanmanın en güçlü göstergeleri olduğu belirlendi. Buna karşılık ses perdesi ve konuşmanın duygusal içeriği, hızlanmış yaşlanmanın en güçlü göstergeleri arasında yer aldı.

Kan ve beyin ölçümleriyle karşılaştırıldı

Araştırmacılar konuşma saatinin sonuçlarını başka biyolojik yaşlanma ölçümleriyle de karşılaştırdı. Katılımcılardan kan örnekleri alınarak Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen p-tau217 adlı proteinin seviyeleri ölçüldü ve katılımcıların DNA metilasyonu incelenerek beyin görüntülemeleri yapıldı.

Konuşma yaş farkının yüksek olduğu kişilerde p-tau217 seviyelerinin de daha yüksek olduğu görüldü. Beyin görüntüleme ve DNA metilasyonu sonuçları da konuşmaları kronolojik yaşlarından daha yaşlı görünen kişilerin biyolojik olarak beklenenden daha yaşlı olduğunu gösterdi. Sonuçlar, konuşma saatinin diğer biyolojik yaşlanma saatleriyle benzer sonuçlar verebildiğini ortaya koydu.

Ucuz ve erişilebilir bir yöntem olabilir

Konuşma saatinin önemli en büyük avantajlarından birinin, pahalı veya vücuda müdahale gerektiren yöntemlere ihtiyaç duymaması olduğu belirtiliyor. Toronto Üniversitesi'nden bilişsel nörobilimci Jed Meltzer, yöntemin özellikle sağlık kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde yaşlanmanın takip edilmesi açısından faydalı olabileceğini söyledi. Araştırmacılar, konuşma saatinin beyin taramaları ve kan testleri gibi yöntemlere daha kolay erişilebilen bir alternatif olabileceğini düşünüyor.

Sistemin doğrulanması için uzun süreli araştırmalar gerekiyor

Araştırmacılar, konuşma saatinin hastalıkların ne zaman ortaya çıkacağını kesin olarak tahmin edip edemediğini belirlemek için daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Columbia Üniversitesi'nden hesaplamalı nörobilimci Junhao Wen, aynı kişilerin onlarca yıl boyunca takip edildiği çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti. Ayrıca yöntemin klinik deneylerde ve müdahale çalışmalarında da doğrulanması gerektiğine dikkat çekti. Ibáñez ve ekibi, konuşma saatinin uzun vadeli sonuçlarını incelemek için yeni çalışmalar yürütmeyi planlıyor.

Kaynak: Gazete Oksijen