13 Şubat 2026, Cuma
Haber Giriş: 18.12.2025 11:03 | Son Güncelleme: 18.12.2025 11:16

8 soruda Çankırı’da düşürülen İHA olayı

Savunma analisti Arda Mevlütoğlu, Çankırı'da düşürülen insansız hava aracıyla ilgili gündeme gelen iddiaları ve soru işaretlerini Oksijen için yanıtladı
8 soruda Çankırı’da düşürülen İHA olayı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Pazartesi günü Türk hava sahasına yaklaşan bir insansız hava aracı (İHA), F-16’lar tarafından Çankırı yakınlarında düşürüldü. MSB'den yapılan açıklamada, Karadeniz üzerinden Türk hava sahasına yaklaşan bir hava izinin tespit edildiği ve rutin prosedürler kapsamında takibe alındığı ifade edildi.

Hava sahasının güvenliğinin sağlanması amacıyla, NATO ve milli kontroldeki F-16'lara alarm reaksiyon görevi verildiğine işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Söz konusu hava izinin kontrolden çıktığı anlaşılan bir insansız hava aracı olduğu belirlenmiş herhangi bir olumsuzluğa mahal vermemek adına, meskun mahal dışında emniyetli bir bölgede vurularak düşürülmüştür."

Bu açıklamadan sonra İHA ile ilgili birçok iddia gündeme geldi. Savunma analisti Arda Mevlütoğlu konuyla ilgili Oksijen’in sorularını yanıtladı…



Pazartesi günü Türk hava sahasına giren ve daha sonra düşürülen İHA hakkında bilgi verebilir misiniz? Teknik özellikleri, büyüklüğü, ne amaçla kullanıldığı, yetenekleri, üretildiği ülke (ya da teknolojisini üreten ülke), ebatları neler?

Türk hava sahasını ihlal edip F-16'lar tarafından düşürülen hava aracı ile ilgili henüz bir açıklama ya da görsel veri bulunmuyor. Rusya - Ukrayna Savaşı'nda her iki taraf da çok sayıda, farklı tipte kamikaze dron, güdümlü füze ve benzeri hava aracı kullanıyor. Bu nedenle bir tahmin yapmak zor. Ancak kullanım sıklığı ve adet bakımından ilk akla gelen olasılık, Şahid 136 tipi kamikaze dron. İran'ın geliştirmiş olduğu bir kamikaze dron olan Şahid 136, Rusya tarafından "Geran 2" adı ile lisans altında üretiliyor. 180 km/saat azami sürat, 2.5m kanat açıklığı ve yaklaşık 200kg kalkış ağırlığına sahip olan Geran 2'nin farklı elektronik sistemlerle donatıldığı, farklı türevlerinin geliştirildiği biliniyor. Bu olayda Türk hava sahasına girmiş olan araç bir Geran 2 midir, bu noktada bir tahmin yapmak zor.

Küçük bir İHA olduğu ifade ediliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin sahip olduğu radar teknolojisi ya da savunma sistemlerinin yetenekleri neler? Hava sahası ihlal edildiğinde sistem nasıl çalışıyor ve küçük İHA’ları tespit edilebiliyor mu ya da tespit edilme mesafesi nedir?

Şahid 136 / Geran 2 ya da muadili kamikaze dronları, hava savunma sistemleri ve erken ihbar radarları için zor hedefler. Bunun iki ana sebebi bulunuyor. Öncelikle bu hava araçları, klasik hava savunma sistemlerinin önlemek için tasarlanmış oldukları hedeflere (muharip uçak, helikopter, seyir füzesi, balistik füze) kıyasla çok düşük süratlerde uçuyorlar. İkinci olarak da bu hava araçlarının boyutları diğer hava tehditlerine göre oldukça küçük; radar ve ısı izleri de aynı şekilde çok düşük. Bu nedenle de bu tip hava araçlarını uzun mesafeden tespit ve takip etmek zor.

Türkiye'nin, tüm bölgesindeki hava trafiğini kesintisiz olarak takip edebilecek farklı tiplerde uzun menzilli erken ihbar radarları bulunuyor. Bunlardan başlıcaları, 1990'larda teknoloji transferi ile birlikte tedarik edilen TRS-22XX ile RAT-31 radarları. Bu radarlar, ASELSAN tarafından geliştirilen ALP-300G erken ihbar radarı ile değiştirilmekte. ALP-300G aynı zamanda Siper uzun menzil hava savunma sisteminin de ana radarı. Bunlara ilaveten, Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan 4 adet Barış Kartalı havadan erken ihbar ve kontrol (HEİK) uçağı, Türkiye'nin çevresindeki çok geniş bir alanı devamlı tarayabiliyor. Türkiye'nin ayrıca NATO'nun bölgeye dair keşif, gözetleme ve istihbarat kabiliyetlerine de erişimi bulunmakta.

Ancak tüm bu sistem ve kabiliyetlere rağmen, küçük ve yavaş uçan tek bir adet dronun tespit ve takibinin kolay olmadığını vurgulamak gerekir.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Karadeniz’de Türk hava sahasına yaklaşan bir hava izi tespit edilerek takibe alındı” ifadesi kullanıldı. Buradan nasıl bir anlam çıkarmalıyız? İHA hava sahamıza girmeden mi tespit edilmiş?

Evet, açıklamada net bir şekilde ifade edildiği üzere, söz konusu hava aracı Türk hava sahasına girmeden çok önce tespit edilmiş. Türkiye'nin elindeki imkan ve sistemler göz önüne alındığında bu gayet normal. Rusya – Ukrayna Savaşı’nda bir süredir tarafların birbirine dron ve füze saldırılarının yoğunluğu artmıştı. Bu durumdan dolayı da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgeye yönelik gözetleme ve takip faaliyetlerinin artmış olması, dolayısıyla bu hava aracının hava sahasına girmeden çok önce tespit edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Yine Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türk F-16’ları, alarm reaksiyon görevi kapsamında bölgeye sevk edildi” deniyor. Bu gibi durumlarda sistem nasıl çalışıyor ve bu ifadeyi açabilir misiniz?

MSB açıklaması, İngilizce literatürde "Quick Reaction Alert" (QRA) adı verilen görevin icra edildiğini anlatıyor. Her hava üssünde, hava sahası ihlali, hava korsanlığı ya da farklı tür bir acil duruma müdahale etmek için en az iki muharip uçak, yakıt ve silah yüklü olarak her an kalkışa hazır şekilde nöbet tutar. Hava sahası ihlal riski söz konusu olduğunda, hava savunma erken ihbar radarlarının sağladığı veriler ışığında, Eskişehir'de bulunan Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi (BHHM) emir, komuta ve koordinesinde QRA görevli uçaklar olası tehdidi önlemek için kalkış yapar. Açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla da 15 Aralık gecesi tipik bir QRA görevi icra edilmiş.

Açıklamada ayrıca, “meskun mahal dışındaki emniyetli bir bölgede vurularak düşürüldü” denildi. Yani Karadeniz’de tespit edilen uçak Çankırı yakınlarında düşürüldü. Kuş uçuşu yaklaşık 180 kilometre takip mi edildi?

Olayın en ilginç ve izaha muhtaç tarafı, hava aracının düştüğü yaklaşık konumun Karadeniz sahil şeridinden bir hayli içeride olması. Olayın gerçekleştiği gece Ankara'nın Elmadağ ilçesinde yayın yapan yerel bir kanalın yaptığı yayında, Karacahasan köyü sakinleri uçak ve şiddetli patlama sesi duyduklarını söylüyordu. Karacahasan mevkii, ROKETSAN Elmadağ tesislerine yaklaşık 15km mesafede bulunuyor. Gerçekten bu mevkiye mi düştü, henüz net bir açıklama ya da veri bulunmuyor. MSB açıklamasındaki "meskûn mahale düşme riski" vurgusu, elimizdeki tek veri. Hava aracının izlemiş olduğu rota, vurulma sonucunda yerleşim yerine düşme riski yaratabilecek bir nitelikte olmuş ve bu risk ancak bu kadar derinlikte ortadan kalkmış olabilir. Hava aracının nasıl bir rota izlemiş olduğu; F-16'lar tarafından önlenmesinden vurulmasına kadar geçen sürede emir - komuta zincirinde ne gibi değerlendirmeler yapıldığını bilmediğimiz için bu konuda yorum yapmak zor. Ancak her halükârda tuhaf bir durum olduğunu belirtmek gerekir.

Rusya özellikle Avrupa’da dronlar ile havalimanlarına karşı operasyonlar düzenlediği ve hava trafiğini felç ettiği haberleri çıkıyor. Bu olayı da bu şekilde değerlendirilebilir mi?

Rusya'nın Avrupa'da dronlara yaptığı hava sahası ihlallerinin, NATO güçlerinin hazırlık durumunu ve daha da önemlisi, NATO'nun Rusya'ya karşı duruşunu test etme amacı taşıdığına dair yaygın bir kanaat bulunuyor. Savaş sırasında her iki tarafın da kullanmış olduğu binlerce drondan, kayıtlara geçmiş ve açık kaynaklara düşmüş Türk hava sahası ihlali yapanların sayısı iki elin parmağını geçmez. Bu durumda da eğer gerçekten söz konusu araç Rusya'ya aitse, en iyimser bakış açısıyla "teknik arıza" ile "tepki ölçme" olasılıkları eşit demektir.

Dünyada bir ülkenin hava savunma refleksini ve kabiliyetini ölçmek için bazen başka ülkeler tarafından denemeler yapılıyor. Tarihte bunun birçok örneği görüldü. Acaba bu olayı da Rusya’nın NATO’nun hava savunma sisteminin refleksini ölçmek için kullandı yorumlarına katılır mısınız? Böyle bir şey mümkün mü ya da değil mi açıklayabilir misiniz?

Bu sorunun yanıtı iki adet ön koşula, iki adet “eğer” ifadesine bağlı. Eğer söz konusu hava aracı Rusya’ya aitse ve eğer Şahid 136 / Geran 2 ya da türevi bir hava aracı ise, tepki ölçme olasılığını yüksek görüyorum. Ancak 15 Aralık gecesi Ukrayna Donetsk’e; Rusya da Ukrayna’nın doğu kesimlerine yönelik kamikaze dron saldırısı düzenlemişti. Bu saldırılarda bir dronun rotasından sapma olasılığını da hesapta tutmakta fayda var.

Dronlar kontrolden çıksa bile veri aktarmaya devam edebilir mi? Teknik olarak mümkün mü? Geçtiği yerlerdeki stratejik tesis ya da bölgelerden Rusya’ya veri aktarma ihtimali var mı?

Dronun uzaktan kumanda işlevi teknik bir arıza nedeniyle devre dışı kalsa bile, arızanın niteliğine bağlı olarak yer kontrol istasyonuna veri aktarmaya devam etmesi mümkün. Rusya’nın Geran 2’nin bazı modellerinde SIM kart ve hatta Starlink uydu terminali gibi, uzun mesafelerden iletişimi mümkün kılan sistemler kullandığı biliniyor. Ayrıca Geran 2 boyutundaki bir dronun taşıyabileceği kadar küçük uydu muhabere (SATCOM) antenleri de mevcut. Dolayısıyla teorik olarak, Türk hava sahasını kasten ya da arıza sonucu ihlal etmiş bir dronun, gerekli tertibata sahip olması koşuluyla, uzak mesafelere veri aktarması mümkün.

Kaynak: Gazete Oksijen