İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı ortak saldırıda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti. Washington Post'a göre ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Suudi Arabistan'ın haftalar süren lobi faaliyetlerinin ardından saldırıyı başlattı. Washington Post'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre dört kişi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Trump'ın olası bir saldırıyı tartışan çok sayıda özel telefon görüşmesi yaptığını iddia etti. Selman'ın bu görüşmelerde ABD'nin İran'a bir saldırı düzenlemesini savunduğu öne sürüldü.
İsrail, İran'ı varoluşsal düşmanı olarak görüyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ülkesinin varoluşsal düşmanı olarak gördüğü İran'a karşı kamusal kampanyasını sürdürdü. Suudi Arabistan'ın saldırı yönündeki olası baskısı, Başkanlık Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner'in İran liderleriyle ülkenin nükleer ve füze programları konusunda müzakereler yürüttüğü bir dönemde geldi. Riyad, aynı dönemde Selman'ın İran'a yönelik bir saldırıda Suudi hava sahasının veya topraklarının kullanılmasına izin vermeyeceği yönünde bir açıklama yayınladı.
Ancak Washington Post, Selman'ın ABD yetkililerine 2003'teki Irak işgalinden bu yana Orta Doğu'daki en büyük askeri varlığı toplayan ABD'nin şimdi saldırmaması halinde İran'ın daha güçlü ve daha tehlikeli olacağı konusunda görüş bildirdiğini yazdı. Kaynaklar, Selman'ın tutumunun saldırmamanın dezavantajları konusunda ABD'ye uyarıda bulunan kardeşi Savunma Bakanı Halid bin Selman tarafından güçlendirildiğini söyledi.
İran ve Suudi Arabistan arasında vekalet savaşı
Washington Post'un analizine göre Selman'ın pozisyonu, ülkesinin petrol altyapısına İran’dan gelebilecek misillemelerden kaçınma arzusu ile Tahran’ı bölgedeki nihai rakip olarak görme değerlendirmesi arasında bir dengeyi yansıtıyor. Şiilerin yoğunlukta olduğu İran ile Sünni liderliğindeki Suudi Arabistan, uzun süredir bölgedeki vekalet savaşlarını da tetikleyen yoğun bir rekabet içinde bulunuyor.
Öte yandan hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimler için Orta Doğu konusunda çalışan eski diplomat Aaron David Miller, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Tarih, bir ülkenin iç siyasetini yalnızca hava gücü kullanarak temelden değiştirme ve yeniden yapılandırma çabalarına karşı nazik değildir” diyor. Miller, bu saldırının ABD ekonomisini baltalayacağını söylüyor ve saldırıyı "Amerikalıların hayatlarına mal olacak bitmek bilmeyen bir çatışmada çıkmaza girmekle, bir yandan da Amerikan ordusunun gücünü bir tür zar atma operasyonuyla ortaya koymak arasındaki farkı ayırmaya çalışması anlamında oldukça Trumpvari" sözleriyle nitelendiriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen


