06 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 04.10.2026 10:07 | Son Güncelleme: 04.10.2026 13:51

Baltalı saldırı, ölüm dalışı ve güvenlik açığı: Flydubai’nin Dubai-Tel Aviv seferinde yaşanan krize dair neler biliniyor?

Dubai’den Tel Aviv’e giden Flydubai uçağında yolcuların ve uçakta bulunan görev dışı pilotların müdahalesiyle faciadan dönülürken BAE olayı “terör saldırısı girişimi” olarak soruşturuyor
Baltalı saldırı, ölüm dalışı ve güvenlik açığı: Flydubai’nin Dubai-Tel Aviv seferinde yaşanan krize dair neler biliniyor?

Dubai’den Tel Aviv’e giden Flydubai uçağında yardımcı pilotun kaptana acil durum baltasıyla saldırmasının ardından başlayan kriz, yolcuların ve uçakta bulunan görev dışı pilotların müdahalesiyle faciaya dönüşmeden sona erdi. BAE, olayı artık “terör saldırısı girişimi” olarak soruşturuyor. Ancak yardımcı pilotun motivasyonu, saldırıyı tek başına planlayıp planlamadığı ve Umman vatandaşı olmasına rağmen Tel Aviv uçuşunda nasıl görevlendirildiği hâlâ soruşturmanın merkezindeki sorular arasında.

Dubai’den 30 Eylül sabahı havalanan Flydubai’nin FZ1073 sefer sayılı uçağı, birkaç saat sonra Tel Aviv’deki Ben-Gurion Havalimanı’na inecekti. Uçakta çoğu İsrailli 170’ten fazla yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Ancak uçak Suudi Arabistan hava sahasında yaklaşık 34 bin feet irtifada seyrederken kokpitte başlayan saldırı, Boeing 737 MAX’i birkaç dakika içinde kontrolsüz bir dalışa sürükledi.

Birleşik Arap Emirlikleri Başsavcılığı tarafından 3 Ekim’de yapılan ve olay hakkında şimdiye kadarki en ayrıntılı resmi açıklamada, yardımcı pilotun uçuş sırasında kaptana kokpitte bulunan acil durum baltasıyla saldırdığı ve uçağın kumandalarını ele geçirmeye çalıştığı belirtildi. Başsavcı Hamad Saif el-Şemsi, elde edilen bulguların yardımcı pilotun bir “terör eylemi gerçekleştirmeye teşebbüs ettiğini” gösterdiğini açıkladı. BAE makamları, olayın önceden planlanıp planlanmadığını, saldırganın motivasyonunu ve başka kişilerle bağlantısı bulunup bulunmadığını belirlemek üzere fiziksel ve dijital delillerin incelendiğini bildirdi.

34 bin feet'te saldırı: Uçak birkaç dakika içinde 17 bin feet kaybetti

Kokpitte yaşanan saldırının uçağı ne kadar kritik bir duruma soktuğu, daha sonra yayımlanan uçuş verileriyle ortaya çıktı.

Reuters’ın Flightradar24 verileri üzerinden yaptığı ayrıntılı incelemeye göre FZ1073, 30 Eylül günü 03.05 GMT’de Dubai’den kalktı. Uçak 05.21 GMT civarında Suudi Arabistan hava sahasında seyrederken ani ve sert hareketler yapmaya başladı. Yaklaşık 34 bin feet seviyesinde istikrarlı şekilde ilerleyen Boeing 737 MAX kısa süre içinde iki kez hızla irtifa kaybetti.

Reuters’ın analizine göre uçağın en sert dalışında irtifa kaybı saniyede yaklaşık 544 feet'e, yani 166 metreye ulaştı. Bu, uçağın her saniye yaklaşık 44 katlı bir bina yüksekliği kadar alçalması anlamına geliyordu. Reuters, dalışın ilk bölümündeki irtifa kaybının geçmişte ölümle sonuçlanan bazı büyük havacılık kazalarındaki düşüş profilleriyle karşılaştırılabilecek kadar sert olduğuna dikkat çekti. FZ1073'ün farkı, uçağın doğru zamanda yeniden kontrol altına alınabilmesiydi.

Wall Street Journal’ın uçuş verileri üzerinden yaptığı ayrı analizde ise uçağın burnunun bir noktada yaklaşık 39 derece aşağı çevrildiği belirtildi. Normal bir yolcu uçağının alçalma açısının yaklaşık 3 derece olduğu düşünüldüğünde, 39 derecelik dalış olağanüstü bir seviyeye işaret ediyordu.

Gazetenin hesaplamasında tahmini hızın Mach 0,96'ya kadar çıktığı belirtildi. Bu, Boeing 737 MAX’in yaklaşık Mach 0,82 olan azami normal işletme hızının belirgin biçimde üzerinde bir seviye.

Ayrıca dalıştan çıkılırken uçağın yaklaşık 3,08 G kuvvetine maruz kaldığı hesaplandı. Boeing 737 MAX'in normal işletme sınırı ise yaklaşık 2,5 G. Yüksek hız, ani yön değişiklikleri ve aşırı G kuvveti nedeniyle uçağın dümen sisteminde de hasar oluştu. Buna rağmen uçak bir saatten uzun süre havada kalmayı ve güvenli şekilde inmeyi başardı.

Kaptan yaralı halde kokpit kapısını açtı

Uçağın düşmesini engelleyen zincirin ilk halkası ise saldırıda ağır yaralanan kaptan pilot oldu.

Reuters, CBS News ve BAE makamlarının açıklamalarına göre yardımcı pilot kaptana kokpitte saldırdıktan sonra kumandaları ele geçirmeye çalıştı. Kaptan pilot Smit Machchhar saldırıda yaralanmasına rağmen, uçak sert şekilde irtifa kaybederken kokpit kapısının kilidini açmayı başardı.

Kapının açılması kabindeki yolcuların ve diğer mürettebatın müdahale edebilmesinin önünü açtı. Reuters’ın görüştüğü tanıklara göre kabindeki bir kadın önce kokpit tarafındaki olağandışı hareketliliği fark etti ve diğer yolcuları uyardı. Bunun üzerine en az dört yolcu kokpite koştu.

Yolcular saldırganı kumandalardan uzaklaştırarak etkisiz hale getirdi. Yolculardan birinin Reuters’a verdiği bilgiye göre yardımcı pilot daha sonra kulaklık kabloları kullanılarak bağlandı.

Uçaktan çekilen ve Reuters tarafından doğrulanan görüntülerde kaptan ile yardımcı pilotun yaralı olduğu, kabin ve kokpit çevresinde kan izleri bulunduğu ve saldırgan olduğu belirtilen kişinin yolcular tarafından kontrol altında tutulduğu görüldü.

Uçağı önce bir yolcu dengeledi, ardından iki pilot kontrolü devraldı

Yardımcı pilotun etkisiz hale getirilmesiyle tehlike sona ermedi. Boeing 737 MAX hâlâ sert şekilde irtifa kaybediyordu.

Yolculardan Yaniv Hayoun, daha sonra verdiği ifadelerde diğer yolcularla birlikte yardımcı pilotu kumandalardan uzaklaştırdıktan sonra uçağın kontrol kolunu geri çekmeye çalıştığını anlattı. Hayoun, bir uçak kazaları programında izlediklerinden hareketle uçağın burnunu kaldırması gerektiğini bildiğini söyledi.

Uçuş verileri de uçağın çok sert dalışın ardından yeniden yükselmeye başladığını gösteriyor. İlk dalıştan çıkarılan uçak yaklaşık 5 bin feet irtifa kazandı; yer hızı da yaklaşık 45 saniye içinde 600 knot civarından 390 knot seviyesine geriledi.

Ancak hemen ardından uçak ikinci kez hızla alçaldı. Bu ikinci irtifa kaybının neden meydana geldiği henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Uçakta seyahat eden iki görev dışı Flydubai pilotu daha sonra kokpite girdi ve uçağın kontrolünü devraldı.Uçuş verileri, uçağın kontrolünün yaklaşık 09.24 civarında yeniden sağlandığını gösteriyor.

Reuters’a konuşan havacılık kaynakları, bu pilotların uzun ve değişken rotalar nedeniyle yedek ekip olarak uçakta bulunmuş olabileceğini belirtti. Uçakta bulunan bir doktor da yaralı kaptana müdahale etti.

BAE Genel Sivil Havacılık Otoritesi daha sonra kaptan Machchhar, kabin ekibi, görev dışı pilotlar ve müdahaleye katılan yolcuların “hızlı ve kararlı” davranışlarının daha ağır sonuçların önüne geçtiğini açıkladı. Kurum ayrıca Machchhar’ın BAE’ye döndüğünü ve sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi.

Önce 7700, ardından 7500 kodu verildi

Pilotlar kontrolün geri kazanılmasından dört dakika sonra, 09.28’de transponder üzerinden uluslararası genel acil durum kodu olan “7700”ü gönderdi. Yaklaşık yedi dakika sonra ise kod “7500” olarak değiştirildi. Havacılıkta 7500 kodu, uçakta hukuka aykırı müdahale ya da kaçırma girişimi bulunduğunu bildirmek için kullanılıyor.

İsrailli bir yetkili ayrıca uçağın transponderinin olay sırasında yaklaşık yarım saat boyunca kapalı kaldığını söyledi. Bunun neden kapatıldığı ve kimin kapattığı ise henüz açıklanmadı.

Pilotlar daha sonra uçağı Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki Tebük Havalimanı’na yönlendirdi. Hasarlı uçak kontrol yeniden sağlandıktan sonra yaklaşık bir saat daha havada kaldı ve güvenli şekilde indi.

BAE Genel Sivil Havacılık Otoritesi, olayda bazı mürettebat üyelerinin yaralandığını ve Suudi Arabistan’da hastaneye götürüldüğünü açıkladı. Flydubai ise uçaktaki yolcuların tamamının güvende olduğunu bildirdi.

Netanyahu: Başka bir 11 Eylül önlendi

Olaydan birkaç saat sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Fox News’e verdiği röportajda olayın büyüklüğünü 11 Eylül 2001 saldırılarıyla kıyaslayarak “Başka bir 11 Eylül’ün önlendiğini” söyledi.

Netanyahu kaptan pilot Machchhar’ın davranışını da övdü. Kaptanın saldırıya uğramasına rağmen kokpit kapısını açabilmesini “olağanüstü bir kahramanlık” olarak nitelendiren Netanyahu, bunun yolcuların müdahale edebilmesini sağladığını söyledi.

İsrail Başbakanı daha sonraki açıklamalarında yardımcı pilotun “İslamcı radikalleşme sürecinden geçtiğini” ileri sürdü. CBS News’in aktardığına göre Netanyahu, “Saldırgan radikalleşti. Uçağı yolcularıyla birlikte düşürmeye geldi” dedi ve saldırganın birileri tarafından yönlendirilip yönlendirilmediğinin araştırıldığını söyledi.

BAE makamları ise soruşturmanın motivasyon ve olası bağlantılar bölümünün hâlâ sürdüğünü, kesin sonuçların tüm teknik ve dijital incelemeler tamamlandıktan sonra açıklanacağını belirtiyor.

Yardımcı pilot kim?

Yardımcı pilotun adı BAE makamlarının ilk resmi açıklamalarında kamuoyuna duyurulmadı. Ancak Reuters’a konuşan olay hakkında doğrudan bilgi sahibi iki kaynak, kişinin Umman vatandaşı Hammam el-Hammami olduğunu söyledi. İsrailli yetkililer de yardımcı pilotun Ummanlı olduğunu belirtti. Umman hükümeti ise vatandaşlığını kamuoyu önünde doğrulamadı.

Reuters’ın aktardığı bilgilere göre el-Hammami daha önce Royal Air Maroc ile pilotluk eğitimi aldı ancak şirket tarafından işe alınmadı.

Daha ciddi iddialar ise CBS News tarafından yayımlandı. CBS News’e konuşan soruşturmaya yakın kaynaklara göre el-Hammami bir dönem Oman Air’de çalıştı ve yeni pilot eğitimine katıldı. Kaynaklar, Umman makamlarının bu dönemde yaptığı takipte el-Hammami’nin radikal içerikli internet sitelerini ziyaret ettiğini tespit ettiğini ileri sürdü. Bunun ardından Oman Air’in onu uçuş görevinden alarak ofis pozisyonuna geçirdiği, el-Hammami’nin de daha sonra şirketten istifa ettiği belirtildi.

CBS’ye göre el-Hammami yaklaşık 2024 yılında Oman Air’den ayrıldı ve daha sonra Dubai’ye taşınarak Flydubai’de işe başladı. Habere konuşan kaynaklar, Flydubai’nin işe alım sırasında Umman hükümetiyle geçmiş kontrolü yapmadığını ileri sürdü. Flydubai, BAE veya başka ülkelerle paylaşıp paylaşmadığı henüz bilinmiyor.

Ayrıca el-Hammami’nin geçmişte Dubai’deki El Al uçaklarını gösteren bir video paylaştığını ve videonun sonunda El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin fotoğrafına yer verdiğini öne sürüldü. Zevahiri 2022’de ABD’nin Afganistan’da düzenlediği insansız hava aracı saldırısında öldürülmüştü.

Avustralya soruşturma başlattı

Avustralya makamları pazar günü, yardımcı pilotun ülkeyle bağlantılarını araştırdıklarını açıkladı ancak soruşturmanın kapsamına ilişkin ayrıntı vermedi. Australian Broadcasting Corporation’a (ABC) göre yardımcı pilota 2014 yılında öğrenci vizesi verildi, 2015-2017 yılları arasında Avustralya’da eğitim gördü ve daha sonra ülkeden ayrıldı.

ABC, söz konusu öğrenci vizesinin 2019 yılında, yardımcı pilotun o tarihte herhangi bir eğitim programına kayıtlı olmaması nedeniyle iptal edildiğini bildirdi. Haberde, Avustralyalı terörle mücadele yetkililerinin yardımcı pilotun ülkede bulunduğu dönemde radikalleşip radikalleşmediğini de inceleyeceği belirtildi.

BBC'ye göre yardımcı pilot daha sonra İngiltere’deki Buckinghamshire New University’nin üç yıllık uzaktan eğitim programını tamamladı. Üniversitenin açıklamasına göre 2023 yılında havacılık yönetimi bölümünden mezun oldu ancak burada herhangi bir pilotaj eğitimi almadı.

Ummanlı bir pilot İsrail uçuşunda nasıl görev aldı?

Olayın ardından soruşturmanın havacılık güvenliği boyutunda öne çıkan en önemli sorulardan biri, Umman vatandaşı olduğu belirtilen bir pilotun Tel Aviv uçuşunda nasıl görevlendirildiği oldu.

Umman ile İsrail arasında diplomatik ilişki bulunmuyor. İsrail’in yabancı havayollarının ülkeye gerçekleştirdiği seferlerde görev yapan pilotlara ilişkin güvenlik kuralları, diplomatik ilişkisi bulunmayan ülkelerin vatandaşları açısından ciddi kısıtlamalar içeriyor. Netanyahu da olaydan sonra bu sistemde yardımcı pilotun uçmasına izin veren “açığın” araştırılacağını söyledi.

CBS’e konuşan kaynaklar el-Hammami’nin çifte vatandaşlığı bulunmuş olabileceğini, bunun Tel Aviv uçuşunda görevlendirilebilmesinin açıklamalarından biri olabileceğini öne sürdü. Kaynaklara göre el-Hammami'nin babası Ummanlı, annesi Suriyeli ve kendisi hayatının büyük bölümünü Umman dışında geçirdi. Ancak olası ikinci vatandaşlığına ilişkin resmi bir doğrulama yapılmadı.

Mürettebat listesi İsrail'in elinde miydi?

Tartışmayı büyüten bir başka gelişme ise mürettebat bilgilerinin uçuş öncesinde İsrail’e gönderilmiş olması.

Haaretz'in aktardığına göre İsrail Ulaştırma Bakanlığı ile dış istihbarat servisi Mossad'ın, el-Hammami’nin de yer aldığı yolcu ve mürettebat listesine uçuş öncesinde erişimi vardı. Uluslararası uçuşlarda havayollarının ilgili ülkelere ilettiği listelerde mürettebatın tam adı ve vatandaşlık bilgilerinin bulunması, “Umman vatandaşı” bilgisinin neden güvenlik kontrolünde fark edilmediği sorusunu gündeme getirdi.

İsrail Vergi Dairesi söz konusu listenin kendilerine ulaştığını kabul etti. Buna karşılık Ulaştırma Bakanlığı, listenin kendi birimlerine ulaşıp ulaşmadığı ve yardımcı pilotun bilgilerinin incelenip incelenmediği yönündeki sorulara yanıt vermedi.

İsrailli güvenlik kaynakları yabancı havayolu mürettebatının güvenlik incelemesinde Ulaştırma Bakanlığı ile Mossad'ın rolü bulunduğunu belirtirken, iç istihbarat servisi Şin-Bet kendi sorumluluğunun İsrailli havayolları ile Ben-Gurion Havalimanı'nın güvenliğiyle sınırlı olduğunu ve yabancı havayolu şirketlerinin personel taramasının görev alanına girmediğini açıkladı.

İran bağlantısı var mı?

Saldırının bölgedeki savaş ortamında gerçekleşmesi, olayın hemen ardından İran bağlantısı ihtimalinin de gündeme gelmesine yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump, olaydan sonra yaptığı açıklamada İran bağlantısı bulunabileceğine dair duyumlar aldığını söyledi. Netanyahu ise daha ihtiyatlı bir tutum benimseyerek bunun için “henüz çok erken” olduğunu belirtti.

Reuters’a konuşan İsrailli güvenlik yetkilileri soruşturmanın ilk aşamasında İran'ın olaya karıştığına ilişkin herhangi bir bulgu tespit edilmediğini söyledi. İran da olayla ilgili herhangi bir sorumluluk açıklamasında bulunmadı.

Netanyahu ise olası bağlantının araştırılacağını belirterek saldırganın tek başına hareket edip etmediğinin, “suç ortakları” bulunup bulunmadığının ve İran’ın rolü olup olmadığının soruşturulacağını söyledi.

Uçak nasıl oldu da parçalanmadı?

FZ1073 krizinin en dikkat çekici sorularından biri, Boeing 737 MAX’in normal uçuş sınırlarının çok ötesine çıkan hız ve kuvvetlere rağmen neden havada parçalanmadığı oldu.

Wall Street Journal’ın Flightradar24 verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre uçak dalıştan çıkarılırken yaklaşık 3,08 G’lik azami dikey kuvvete maruz kaldı. Bu rakam, 737 MAX için verilen yaklaşık 2,5 G’lik pozitif manevra limitinin üzerinde. Ancak 2,5 G uçağın 2,51 G’de yapısal olarak kırılacağı anlamına gelmiyor.

FAA kurallarında uçak yapıları için iki temel dayanıklılık seviyesi bulunuyor. İlki, uçağın normal kullanımda karşılaşması beklenen en yüksek yük olan “limit yük”. Uçak bu seviyeye kadar kalıcı hasar görmeden dayanmak zorunda. Bunun üzerine genellikle 1,5 kat güvenlik payı ekleniyor ve yapı daha yüksek olan “nihai yük” seviyesinde de kırılmayacak şekilde tasarlanıyor.

FZ1073’te hesaplanan 3,08 G, normal sınırların üzerindeydi ancak bu değer tek başına uçağın parçalanacağı anlamına gelmiyor. Çünkü yapıya binen gerçek yük sadece G kuvvetine bağlı değil; hız, dalış açısı, kanat ve kuyruktaki aerodinamik yükler ile bu yüklerin ne kadar sürdüğü de önemli.

Bu nedenle uçağın yaklaşık Mach 0,96’ya çıkması da kritik. Bu hız, 737 MAX’in normal işletme sınırının belirgin biçimde üzerindeydi. Böyle bir aşırı hızda kanatlar, kuyruk ve kontrol yüzeyleri çok daha büyük kuvvetlere maruz kalabiliyor. Wall Street Journal’a göre FZ1073’ün dümen sisteminin bir bölümü de bu sırada hasar gördü.

Embry-Riddle Aeronautical University’de görev yapan ve NASA ile ABD Hava Kuvvetleri projelerinde çalışmış aerodinamik uzmanı Tony Farina da bu nedenle FZ1073’ün yeniden hizmete dönüp dönemeyeceğinin henüz belli olmadığını söyledi. Farina, uçağın “tamamen ve kapsamlı biçimde” incelenmesi gerektiğini belirtti.

Uçak Tebük’te teknik incelemeye alındı. Yapısal elemanlarda veya kontrol sistemlerinde kalıcı hasar bulunup bulunmadığı, Boeing 737 MAX’in yeniden uçuşa elverişli olup olmadığı ancak bu kontroller tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak.

Soruşturmayı BAE yürütüyor

Olay Suudi Arabistan hava sahasında yaşanmış ve uçak Tebük’e inmiş olsa da ana soruşturmanın hukuki yetkisi Birleşik Arap Emirlikleri’nde.

BAE Başsavcılığı, uçağın BAE’de kayıtlı olması ve BAE bayrağı altında uçması nedeniyle ülke yasalarının uçakta ülke sınırları dışında işlenen suçlara da uygulanacağını açıkladı. Soruşturma ekibi BAE Genel Sivil Havacılık Otoritesi ve ilgili diğer kurumlarla koordineli çalışıyor.

Suudi Arabistan ilk incelemeleri BAE güvenlik ekipleriyle birlikte yürüttü. Yardımcı pilot daha sonra BAE'ye götürüldü. Reuters ve CBS News, İsrailli yetkililerin de yardımcı pilotun sorgulanmasına katılmasının beklendiğini bildirdi.

BAE Başsavcılığı soruşturmanın yalnızca kokpitte yaşanan fiziksel saldırıyla sınırlı olmadığını; saldırganın dijital cihazları, iletişim kayıtları, geçmiş ilişkileri ve olası bağlantılarının da incelendiğini açıkladı. Nihai sonuçların bütün işlemler tamamlandıktan sonra kamuoyuna duyurulacağı belirtildi.

Flydubai Tel Aviv uçuşlarını askıya aldı

Olaydan sonra Flydubai, yetkililerin talebi doğrultusunda Tel Aviv uçuşlarını ikinci bir duyuruya kadar askıya aldı.

Flydubai CEO'su Gays el-Gays, şirket ekiplerinin iptallerden etkilenen yolcuların seyahatlerini sürdürebilmeleri için çalıştığını söyledi.

Yanıtsız sorular

Yaşanan krize dair en kritik sorularının önemli bölümü henüz yanıtlanmış değil. Yardımcı pilotun saldırıyı neden gerçekleştirdiği, herhangi bir örgüt veya kişi tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği ve eylemin ne kadar önceden planlandığı bilinmiyor. BAE'nin “terör saldırısı girişimi” değerlendirmesine karşın saldırının ideolojik motivasyonunun ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Radikal içerikli internet siteleri nedeniyle Oman Air’de uçuş görevinden uzaklaştırıldığı yönündeki iddiaların Flydubai tarafından işe alınırken neden ortaya çıkmadığı da açıklığa kavuşmuş değil.

Aynı şekilde Umman vatandaşı olduğu belirtilen bir pilotun İsrail'le diplomatik ilişkisi bulunmayan bir ülkenin vatandaşı olmasına rağmen Tel Aviv rotasında nasıl görevlendirildiği ve mürettebat listesi uçuş öncesinde İsrail makamlarına ulaştığı halde bunun neden engel oluşturmadığı da araştırılıyor.

Uçuşun teknik tarafında ise uçağın ilk toparlanmasının ardından neden ikinci kez hızla irtifa kaybettiği ve oluşan yapısal hasarın boyutu henüz kesin olarak açıklanmadı. Soruşturma sürüyor.