New York Polis Teşkilatı (NYPD), 11 Eylül saldırıları sonrası Müslüman topluluklara yönelik yürüttüğü tartışmalı gözetim programı nedeniyle bir kez daha dava edildi. Wired’ın özel haberine göre, New Jersey’de yaşayan Samir Hashmi, NYPD’nin “cami tarama” (mosque-raking) olarak bilinen program kapsamında topladığı olası istihbarat kayıtlarını açıklamaması üzerine New York kentine karşı yeni bir açık kayıt davası açtı.
Dava, New York’un ilk Müslüman belediye başkanı olarak 1 Ocak’ta göreve başlayacak Zohran Mamdani’nin kolluk kuvvetleri politikaları açısından da önemli bir test niteliği taşıyor. Mamdani, seçim kampanyası boyunca NYPD’nin Müslümanlara yönelik gözetim faaliyetlerine açık şekilde karşı çıkmıştı.
Hashmi, 2000’li yılların sonunda Rutgers Üniversitesi Müslüman Öğrenci Birliği’nin (MSA) üyesiydi. Associated Press’in 2011’de sızdırılmış belgelere dayandırdığı araştırmaya göre bu birlik, NYPD’nin istihbarat birimi tarafından sızılan onlarca Müslüman kuruluşundan biriydi. Söz konusu belgelerde, camilerden kafelere, öğrenci topluluklarından spor liglerine kadar geniş bir ağın gizlice izlendiği ortaya konmuştu.
Birim, 2018'de kapatılmıştı
NYPD’nin “demografi birimi” olarak bilinen bu yapı, yoğun eleştiriler ve 2018’de uzlaşmayla sonuçlanan bir sivil haklar davasının ardından kapatıldı. Ancak Hashmi bu uzlaşmaya katılmadı. 2018’de açtığı ilk dava, temyiz mahkemesinin 4’e 3 kararıyla reddedildi; mahkeme NYPD’nin, kayıtların varlığını ne doğrulayan ne de reddeden “Glomar yanıtı” verme hakkı olduğuna hükmetti.
Hashmi, Şubat 2025’te bu kez daha dar kapsamlı bir başvuruyla New York Bilgi Edinme Yasası (FOIL) kapsamında yeni taleplerde bulundu. 2006–2008 yılları arasında üyesi olduğu dini ve toplumsal kuruluşlara dair haftalık istihbarat özetleri, hedef alınan örgüt profilleri ve belirli camilerle ilgili raporları talep etti. NYPD’nin başvuruyu ve itirazı reddetmesi üzerine dava Aralık ayında açıldı.
Wired’a konuşan Hashmi, davayı yeniden gündeme taşımasında babasının ve önceki davadaki dava arkadaşlarından Harlem İmamı Talib Abdur-Rashid’in Kasım 2025’teki ölümünün etkili olduğunu söyledi. Hashmi, “Gerçeği ortaya çıkarmak artık onların mirası haline geldi” dedi.
Hashmi, 2023’ten itibaren NYPD’nin son yıllardaki protestolara sert müdahaleleri ve bu müdahalelere ilişkin açılan davaların da kendisini harekete geçirdiğini belirtti. Ancak asıl kırılma noktasının, Mamdani’nin seçim zaferinden sonra NYPD İstihbarat Birimi geçmişi bulunan Jessica Tisch’i polis komiseri olarak görevde tutma kararı olduğunu söyledi.
Milyonlar harcandı, tek bir tespit yapılamadı
11 Eylül sonrasında NYPD’nin Müslüman ve Arap topluluklara yönelik geniş çaplı gözetimi, kentte uzun süredir tartışma konusu. NYPD’nin kendi verilerine göre, bu program kapsamında harcanan büyük kaynaklara rağmen tek bir somut terör tehdidi tespiti yapılamadı.
Program resmen sona ermiş olsa da, İslamofobi tartışmaları güncelliğini koruyor. Son haftalarda polis komiserinin kardeşinin Mamdani için “Yahudi halkının düşmanı” ifadesini kullanması ve Queens’li meclis üyesi Vickie Paladino’nun Müslümanlara yönelik sürgün çağrıları içeren paylaşımları tepkilere yol açtı.
NYPD ve belediye başkanı seçilen Mamdani, Wired’ın yorum taleplerine yanıt vermedi.
Hashmi’nin iddiaları, 2025 başında federal mahkemede konuşan ve NYPD’nin siyasi gözetimini denetleyen sivil temsilci Muhammad Faridi’nin açıklamalarıyla da örtüşüyor. Faridi, Müslüman toplulukların hâlâ kimliği belirsiz kolluk görevlileri tarafından sorgulandığı yönünde sürekli şikâyetler aldıklarını belirtmişti.
Hashmi’ye göre sorun yalnızca geçmişle sınırlı değil: “Müslümanlar hâlâ bu soruşturmaların ezici çoğunluğunu oluşturuyor. Ortak Terörle Mücadele Görev Gücü ise bu kuralları aşabiliyor,” dedi.
Yaklaşık 20 yıl sonra bile NYPD’nin kendisiyle ilgili kayıtları açıklamamak için direnmesini sorgulayan Hashmi, “NYPD, neden 20 yıl sonra hâlâ sıradan bir din öğretmeniyle bu kadar sert biçimde mücadele ediyor? Sakladıkları ne?” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Gazete Oksijen



