Reuters'ın haberine göre Başkan Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehditleri, Avrupa genelinde Danimarka’ya yönelik bir dayanışma dalgasını tetikledi. Ancak bu kriz rahatsız edici bir gerçeği de ortaya koydu: Danimarka, nüfusu bağımsızlık isteyen ve en büyük muhalefet partisinin artık Kopenhag’ı devre dışı bırakıp Washington’la doğrudan müzakere etmek istediği bir toprağı korumak için destek toplamaya çalışıyor.
Kopenhag Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Mikkel Vedby Rasmussen, “Danimarka, Grönland’ı güvence altına almak için dış politika sermayesini tüketme riskiyle karşı karşıya ve ardından onun çekip gitmesini izleyebilir” dedi.
Stratejik önem
Danimarka, Avrupa ile Kuzey Amerika arasında stratejik bir konumda bulunan ve ABD’nin balistik füze savunma sistemi açısından kritik bir nokta olan Arktik bölgedeki jeopolitik önemini kaybetmeden Grönland’ı bırakamaz.
Ancak Grönlandlılar bağımsızlığı seçerse ya da Washington’la kendi anlaşmalarını yaparsa, Danimarka tüm çabalarına rağmen sonunda elinde hiçbir şey kalmayabilir.
Riskler Danimarka’nın ulusal çıkarlarının da ötesine uzanıyor. Avrupalı müttefikler Danimarka’nın arkasında yalnızca dayanışma nedeniyle değil, Grönland’dan vazgeçilmesinin daha küçük ülkelere karşı başka güçleri de toprak taleplerinde bulunmaya cesaretlendirecek tehlikeli bir emsal oluşturacağı ve 1945 sonrası dünya düzenini sarsacağı endişesiyle duruyor.
Danimarka Dışişleri Bakanlığı yorum yapmayı reddetti, ancak Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen’in 22 Aralık’ta yaptığı ortak açıklamalara atıfta bulundu.
İki lider, “Ulusal sınırlar ve devletlerin egemenliği uluslararası hukuka dayanır. Bunlar temel ilkelerdir. Başka bir ülkeyi ilhak edemezsiniz. Grönland, Grönlandlılara aittir” ifadelerini kullandı.
Bu hafta Frederiksen, “Eğer ABD başka bir NATO ülkesine saldırmayı seçerse, NATO da dahil olmak üzere İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ittifakın sağladığı güvenliğin tamamı durur” dedi.
“Grönland kartı”
Şimdilik Trump yönetimi, toprağı satın almak ya da güç kullanarak almak dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu söylüyor.
Kopenhag Üniversitesi’nden Rasmussen, Grönland’ı elde tutmanın maliyetine değip değmeyeceğine dair tartışmaların Trump’ın tehditlerine yönelik öfke tarafından bastırıldığını söyledi.
Rasmussen, “Bu, Danimarka’daki siyasi tartışmanın bir parçası değil. Korkarım aşırı bir vatanseverlik moduna girdik” ifadelerini kullandı.
Soğuk Savaş sırasında Grönland’ın stratejik konumu, Danimarka’ya Washington’da orantısız bir etki kazandırdı ve bir NATO müttefikinden beklenenden daha düşük savunma harcamaları yapmasına imkan tanıdı.
Bu durum, Kopenhag Üniversitesi Askeri Çalışmalar Merkezi’nin 2017 tarihli bir raporuna göre “Grönland Kartı” olarak adlandırıldı.
Ancak Grönland’ın kendi kaderini tayin etme arzusu, eski koloninin 1979’da daha fazla özerklik ve kendi parlamentosunu kazanmasından bu yana filizleniyordu. 2009’daki bir anlaşma, Grönlandlıların isterlerse bağımsızlık hakkını açıkça tanıdı.
Tüm Grönland partileri bağımsızlık istediklerini söylüyor, ancak bunun nasıl ve ne zaman yapılacağı konusunda ayrışıyorlar.
Trump’ın baskısı, zaten hareket halinde olan takvimi hızlandırdı ve Kopenhag’ı, sonu giderek belirsizleşen bir ilişki için siyasi sermaye ve mali kaynak harcamaya zorladı.
Siyasi yorumcu ve eski Danimarkalı milletvekili Joachim B. Olsen, Reuters’a “Bizi gerçekten umursamayan biri için ne kadar savaşmalıyız?” dedi.
Mali yük
Kopenhag, Grönland ekonomisine her yıl yaklaşık 4,3 milyar Danimarka kronu (610 milyon dolar) tutarında blok hibe sağlıyor. Ekonomi 2025’te yalnızca yüzde 0,2 büyüyerek neredeyse durgun kaldı.
Merkez banka, mevcut kamu maliyesinin sürdürülebilir olması için yıllık yaklaşık 800 milyon Danimarka kronu tutarında bir finansman açığı olduğunu tahmin ediyor. Danimarka ayrıca polis, adalet sistemi ve savunmayı da finanse ediyor; bu da toplam yıllık harcamayı 1 milyar doların biraz altına getiriyor.
Buna ek olarak Kopenhag, ABD’nin Danimarka’nın Grönland’ı yeterince korumadığı yönündeki eleştirilerine yanıt olarak geçen yıl 42 milyar Danimarka kronu (6,54 milyar dolar) tutarında bir Arktik savunma paketi açıkladı.
Bazıları ilişkiyi tamamen çıkar temelli bir çerçevede ele almayı reddediyor ve uluslararası hukuk kapsamındaki yasal ve ahlaki yükümlülüklere ve yüzyıllara dayanan ortak tarihe işaret ediyor.
Danimarkalı akademisyen Marc Jacobsen, “Burada aile ilişkilerinden, Danimarka ile Grönland arasındaki uzun süreli bir ilişkiler tarihinden söz ediyoruz. Bu yüzden bu mesele yalnızca savunma ve ekonomiyle ilgili değil; duygularla, kültürle de ilgili” şeklinde konuştu.
Zor denge
Oslo merkezli Fridtjof Nansen Enstitüsü’nde araştırmacı olan Serafima Andreeva’ya göre Başbakan Frederiksen zor bir süreçle karşı karşıya.
Şimdilik Danimarka’nın diplomatik güvenilirliğini korumak için sert durmaktan başka seçeneği yok, ancak bunu yaparken “Rusya’nın giderek artan bir tehdit olduğu ve ABD’nin karşısında olmanın Batı’daki kimse için iyi olmadığı” bir dönemde Washington’la ilişkileri riske atıyor.
Frederiksen bu yıl bir seçimle de karşı karşıya, ancak Grönland önemli bir seçim gündemi başlığı olmadı.
Danimarkalı bilim yazarı ve yayıncı Lone Frank, Reuters’a “Neden bu topluluğa bu kadar sıkı sarılmak zorunda olduğumuzu anlamıyorum; Grönlandlılar açıkça ayrılmak istiyor. Açıkçası Grönland bende herhangi bir aidiyet duygusu uyandırmıyor” ifadelerini kullandı.