17 Şubat 2026, Salı
Haber Giriş: 05.02.2026 09:47 | Son Güncelleme: 05.02.2026 14:19

Epstein belgelerinden çıktı: Suriye'deki iç savaş öncesi Türkiye'nin Esad'a verdiği son uyarı

2011 Suriye krizinin en kritik anlarına ışık tutan “çok gizli” BM belgesi, hüküm giymiş finansçı Jeffrey Epstein’e ait evraklar arasında bulundu. Belgede, Türkiye’nin Esad’a verdiği son uyarılar ve Washington’un perde arkası hamleleri yer alıyor
Epstein belgelerinden çıktı: Suriye'deki iç savaş öncesi Türkiye'nin Esad'a verdiği son uyarı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon arasında 2011 yılında Suriye kriziyle ilgili yapılan gizli bir telefon görüşmesine ait bir belge cinsel suçlu Jeffrey Epstein’a ait dosyalar arasında ortaya çıktı.

Middle East Eye'ın haberinde belgenin, BM Genel Sekreteri’nin 16 Ağustos 2011 tarihinde Davutoğlu ile yaptığı görüşmenin resmi tutanaklarını içeren ve üzerinde “kesinlikle gizli” ibaresi bulunan bir BM dokümanı olduğu belirtildi.

Epstein’ın bu yazışmayı nasıl ele geçirdiği ise bilinmiyor.

Söz konusu telefon görüşmesi, Suriye krizinin en sıcak döneminde, dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Hama çevresinde büyüyen rejim karşıtı protestolara nasıl karşılık vereceğini değerlendirdiği günlerde gerçekleşti.

Esad, Temmuz 2011’in sonlarında, Ramazan ayının hemen başında kanlı bir askeri operasyon başlatmış ve bu adım, hızla derinleşen krizde kritik bir kırılma noktası olmuştu.

'Esad reform sözü verdi ama hiçbir şey yapmadı'

Belgeye göre Davutoğlu, Ban Ki-moon’a Ocak 2011’de Esad ile görüştüğünü ve kendisini reform yapmaya çağırdığını aktardı:

“Esad kabul etti ama hiçbir şey yapmadı.”

Davutoğlu’nun Nisan ayında tekrar Şam’a gittiği ve Esad’a derhal uygulanması gereken reformların yer aldığı bir liste sunduğu kaydedildi. Konuyla ilgili geçen ifade şöyle:

“Devlet Başkanı bunu kabul etti, hatta yapacağı reformları anlatan bir konuşma bile yaptı. Ama yine hiçbir şey yapmadı.”

Altı saatlik kritik görüşme

Davutoğlu, Ban Ki-moon’a bir hafta önce Suriye’ye yaptığı ziyareti de anlattı. Bu ziyaret, daha sonra Türkiye’nin Suriye politikasında köklü bir değişimin başlangıcı olarak değerlendirilecekti.

Belgede şu ifadeler yer aldı:

“Dışişleri Bakanı, Devlet Başkanı Esad ile altı saat görüştü. Bunun üç buçuk saati baş başa geçti.”

Davutoğlu’nun, Ramazan ayında, yoğun nüfuslu bir kent olan Hama’ya askeri operasyon düzenlenmesini kimsenin anlayamadığını söylediği kaydedildi. Esad ise saldırıyı savunarak, silahlı grupların polisleri öldürdüğünü ve bu nedenle ordunun devreye sokulduğunu ileri sürdü.

'Kimse bu hikayeye inanmıyor'

Davutoğlu, Esad’ın anlatısına kimsenin inanmadığını ve güvenilirliğini yeniden kazanmasının tek yolunun uluslararası bir komisyonun Hama’ya girmesine izin vermek olduğunu söyledi.

Belgede Davutoğlu’nun Esad’a sunduğu iki seçenek şöyle aktarıldı:

  • “Birinci seçenek, derhal açıklanacak reformları sıkı bir takvimle hayata geçirmekti.
  • İkinci seçenek ise bu şekilde devam etmekti; ancak bu, Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi gibi uluslararası toplum tarafından izole edilmesine yol açacaktı.”

Belgeye göre, BM Güvenlik Konseyi üyeleri de gelişmelerden ciddi endişe duyuyor ve Türkiye’yi arayarak görüş istiyordu.

Tankları çekin, gerekirse iktidarı bırakın

Davutoğlu, Esad’a şu tavsiyelerde bulundu:

  • Hama’dan tankları çekmesi
  • Uluslararası medyaya izin vermesi
  • Kapsamlı hukuki reformlar yapması
  • Yeni bir anayasa hazırlayacak yeni bir parlamento için seçim düzenlemesi
  • Davutoğlu ayrıca Esad’a, iktidarı bırakmaya hazır olması gerektiği uyarısında bulundu.

Belgede şu kritik ifade de yer aldı:

“Eğer Esad konuşmasını yapmaz ve yol haritasını uygulamazsa, [Davutoğlu] endişeliydi. Türkiye artık sessiz kalmayacaktı.”

Obama konuşması ve kopuş

Belgeye göre, Esad başlangıçta geri adım atarak tankları Hama’dan çekti ve Türk büyükelçisinin kenti ziyaret etmesine izin verdi, daha sonra bu tutumundan vazgeçti.

Aynı süreçte:

“Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Başkan Barack Obama, Obama’nın Perşembe günü Esad’ın görevden ayrılması çağrısı yapacağı bir konuşma hazırlığında olduğunu Türk hükümetine bildirdi.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Esad’ı telefonla arayarak konuşmasını derhal yapması gerektiğini söyledi. Erdoğan’a göre pazar günü çok geç olacaktı; çünkü Obama’nın konuşması Esad’ın kalan tüm güvenilirliğini yok edecekti.

Türkiye: Sessiz kalmayacağız

Gelişmelerle ilgili belgede ayrıca şu ifade de yer aldı:

“Davutoğlu, Esad konuşmasını yapmaz ve yol haritasını uygulamaz diye çok endişeliydi. Türkiye artık sessiz kalmayacaktı.”

Bu görüşmelerin ve başarısız diplomatik girişimlerin ardından Türkiye, Esad’a karşı daha sert ve çatışmacı bir politika benimsedi ve ilerleyen süreçte rejimi devirmeyi hedefleyen Suriyeli muhalif grupları destekledi.

'E-posta için uygun değil'

Epstein dosyalarındaki diğer yazışmalar, finansçının Suriye ve Esad’ın geleceğiyle yakından ilgilendiğini gösteriyor.

21 Ekim 2015’te Japon girişimci Joi Ito, Epstein’a e-posta atarak Suriye’de hapiste olan bir arkadaşının serbest bırakılması için yardım istedi: “Suriye’de hapiste olan bir arkadaşımı çıkarmaya çalışıyorum. Esad üzerinde etkisi olan bir tanıdığın var mı?”

Epstein’ın yanıtı kısa oldu: “E-posta için uygun değil.”

Mavi Marmara ve İsrail pazarlığı

BM belgesi, görüşmenin kalan bölümünde 2011’de Türkiye-İsrail ilişkilerini de ele alıyor. Davutoğlu, Mavi Marmara baskınına rağmen Türkiye’nin İsrail-Filistin arasında arabuluculuk yapmayı sürdürmek istediğini aktardı.

Belgeye göre, İsrail ile varılan anlaşma şunları içeriyordu:

  • Tam özür
  • Hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat
  • Türk yardım kuruluşlarının Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırması

Davutoğlu’nun sözleri belgede şöyle aktarıldı:

“Eğer İsrail anlaşmayı kabul etmezse, atılacak adımlar çok netti: Ablukanın hukuki meşruiyetini Uluslararası Adalet Divanı’nda sorgulamak, mağdurları dünyanın her yerindeki mahkemelerde desteklemek, Tel Aviv Büyükelçiliği’ni kapatmak ve İsraillilere denizin onlara ait olmadığını göstermek için donanmayı Akdeniz’e göndermek.”

Öte yandan söz konusu belgeye göre, ABD Dışişleri Bakanı ve Başkan, İsrail’i anlaşmayı kabul etmeye ikna etmek için yoğun çaba harcıyordu.

Kaynak: Gazete Oksijen