13 Temmuz 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.06.2026 14:48 | Son Güncelleme: 02.06.2026 15:03

Esad'ın ardından bağlar kopmuştu: Rusya, Suriye'deki üslerine yeniden yığınak yapıyor

Kremlin, Suriye'de Beşar Esad rejiminin devrilmesinden bir buçuk yıl sonra, ülkedeki stratejik Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Limanı'ndaki askeri varlığını korumak amacıyla ilk büyük lojistik sevkiyatını gerçekleştirdi
Hmeymim Hava Üssü
Hmeymim Hava Üssü
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Wall Street journal tarafından incelenen ve Amerikalı yetkililerin yanısıra ticari uydu görüntülerine dayanan bilgilere göre Rusya, Suriye'deki askeri varlığını sürdürme kararlılığının en somut göstergesi olarak bölgeye kapsamlı bir askeri mühimmat ve ekipman sevkiyatı yaptı.

Mart ayında St. Petersburg Limanı'ndan ayrılan ve ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde bulunan "Sparta" adlı Rus kargo gemisi, Akdeniz boyunca Rus donanmasına ait Admiral Kasatonov fırkateyni ve ikinci bir savaş gemisinin yakın refakatinde ilerleyerek Mayıs ayı ortalarında Suriye'nin Tartus Limanı'na ulaştı.

Planet Labs ve Vantor gibi küresel uydu şirketlerinin paylaştığı görüntülerde, koruma sağlayan askeri gemilerin açık denizde beklediği, bu sırada limana yanaşan Sparta'nın ise Hmeymim Hava Üssü'ne ulaştırılmak üzere askeri kargo ve ekipman boşalttığı net bir şekilde tespit edildi. Bu operasyon, 2024 yılının sonlarında Moskova'nın en yakın müttefiklerinden olan Esad rejiminin devrilmesinden bu yana Rusya tarafından gerçekleştirilen ilk büyük ikmal misyonu olarak kayıtlara geçti.

Sparta, geçmişten beri Rusya için teçhizat taşıyor

Gemi takip uzmanları ve Bosphorus Observer danışmanlık firması başkanı Yörük Işık, Sparta ve kardeş gemilerinin Rusya hükümeti adına gizli silah ve askeri teçhizat taşımacılığında uzun bir geçmişi olduğunu belirtiyor.

Rusya hükümetiyle bağlantılı karmaşık bir şirketler ağı tarafından işletilen bu kargo gemileri, özellikle Rus askeri gemilerinin Karadeniz'e giriş çıkışlarını kısıtlayan uluslararası antlaşmaları baypas etmek amacıyla paravan olarak kullanılıyor.

Nitekim geminin sahibi olan SC South LLC ve ana şirketi Oboronlogistics LLC, doğrudan Rusya Savunma Bakanlığı'na lojistik hizmet sağladıkları gerekçesiyle halihazırda ABD'nin yaptırım listesinde yer alıyor.

Yaşanan bu son hareketliliğe dair ne Rusya Savunma Bakanlığı ne de adı geçen lojistik şirketleri açıklama yapmaktan kaçındı.

Tartus Deniz Üssü, Suriye'nin Tartus kenti limanında bulunan Rusya Deniz Kuvvetleri'ne ait bir deniz üssüdür. Üs, 1971 yılında Sovyetler Birliği ile Suriye arasında imzalanan anlaşma ile kuruldu. Üs, Rusya'nın Akdeniz'deki tek üssü olup resmi olarak bir deniz tedarik ve bakım tesisi olarak sınıflandırılıyor.

Şaraa iktidara gelir gelmez Moskova'ya gitmişti

WSJ'nin analizine göre Suriye'de Esad'ı deviren ve İslamcı eski muhaliflerin çatı yapısından gelen yeni Devlet Başkanı Ahmed Şaraa, iktidara gelmesinden bu yana son derece pragmatik bir dış politika izliyor.

Göreve geldikten sonra uluslararası meşruiyet ve kabul görme kampanyasının bir parçası olarak hem Washington'ı hem de Moskova'yı ziyaret eden Şaraa yönetimi, geçmişte bizzat savaştığı Rusya ile üslerin geleceği konusunda pazarlık masasına oturdu.

İsveç Savunma Araştırma Ajansı'ndan Suriye uzmanı Aron Lund, Rusların Suriye'deki üslerini korumayı temelde başardıklarını, bunu yaparken de yeni Suriye yönetimine karşı hem "havuç" hem de "sopa" taktiğini kullandıklarını vurguluyor.

Yıllar süren iç savaş ve ağır ambargolar nedeniyle ekonomisi tamamen çökmüş olan Suriye'ye indirimli fiyatlarla hayati önemdeki petrol ve buğdayı sağlayan Kremlin, Şaraa hükümetine çok ihtiyaç duyduğu bir ekonomik can simidi uzatarak üslerin kalıcılığını garantiledi.

Ortak güvenlik kaygıları var

Ekonomik bağımlılığın ötesinde, iki ülkenin ortak güvenlik kaygıları ve birbiri üzerindeki istihbari tehditleri de bu askeri ortaklığı zorunlu kılan en önemli etkenler arasında yer alıyor. Devrilen eski lider Beşar Esad, ailesi ve rejim sadıklarının büyük bölümü şu an Rusya'da sürgün hayatı yaşıyor.

Buna karşılık, geçmiş dönemde Orta Doğu'daki cihatçı gruplara katılmak üzere bölgeye gelen Çeçenistan ve eski Sovyet coğrafyası kökenli çok sayıda tehlikeli savaşçı da halen Suriye topraklarında barınıyor. Moskova, kendi iç güvenliği için tehdit oluşturan bu militanların izini sürmek; Şaraa yönetimi ise ülke içindeki istikrarı korumak adına Rus askeri varlığıyla dirsek temasını sürdürmekten karşılıklı fayda sağlıyor.

Washington mutsuz

Rusya'nın küresel askeri nüfuzunun en kritik ayakları olan Akdeniz'deki Hmeymim Hava Üssü ile Tartus Deniz Üssü'nü elinde tutmaya devam etmesi, Washington'daki bazı Pentagon ve istihbarat çevrelerinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.

Pek çok Amerikalı yetkili, bir buçuk yıl önce Esad'ın devrilmesiyle birlikte Rusya'nın buradaki jeopolitik dayanağını tamamen kaybedeceğini ve böylece Moskova'nın Afrika ile Güney Amerika'daki askeri operasyonlarına lojistik ara istasyon sağlayan en büyük damarının kesileceğini umuyordu.

Ancak gelinen noktada yüzlerce Rus askeri personelinin halen Suriye'deki üslerde aktif olarak görev yaptığı bildiriliyor. Diğer taraftan ABD ordusu, DEAŞ ile mücadele kapsamında on yılı aşkın süredir Suriye'nin kuzeydoğusunda sürdürdüğü askeri varlığına ve üslerine yönelik taahhüdünü tamamen sonlandırarak bu yılın başlarında ülkeden tamamen çekildi.

Esad'ın devrilmesinin hemen ardından dönemin ABD Başkanı Joe Biden, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılmasını ancak Rus askeri üslerinin ülkeden tamamen tahliye edilmesi şartına bağlamıştı. Fakat göreve gelen Donald Trump yönetimi bu katı şartı bir kenara bırakarak, Suriye hükümetine yönelik tüm yaptırımların koşulsuz olarak kaldırılması talimatını verdi.

Şaraa için Rusya, diplomatik denge unsuru

Trump'ın her an değişebilen ve öngörülemeyen dış politikası karşısında kendisini güvenceye almak isteyen Şaraa yönetimi için Rusya, Washington'a karşı eldeki en güçlü diplomatik ve askeri denge unsuru haline geldi. Bazı Amerikalı yetkililer ise, Şaraa hükümetinin Moskova ile bağlarının zaten bilindiğini ve Sparta gemisinin taşıdığı mühimmatın ABD'nin ülkedeki öncelikli çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturmadığını belirterek bu son sevkiyatın Washington'da büyük bir alarm ziline yol açmadığını ifade ediyor.