ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın bölgesel etkileri, küresel ticaretin kalbi konumundaki Dubai’de taşları yerinden oynatıyor. Middle East Eye’ın (MEE) armatörler ve denizcilik sektörü kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Dubai merkezli birçok denizcilik sektörü çalışanı ve şirketi Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) taşınma hazırlığı yapıyor.
Sektörün devleri, Körfez’deki jeopolitik riskler nedeniyle Dubai’ye alternatif olarak denizcilik dünyasındaki hakim pozisyonları ve sundukları cazip vergi politikalarıyla öne çıkan Yunanistan’ın başkenti Atina ile Güney Kıbrıs’ı radarına almış durumda.
Körfez'de 2 bin gemi sıkıştı
Savaşın yarattığı en büyük krizlerden biri deniz yollarında yaşanıyor. ABD ve İran’ın karşılıklı olarak su yollarını bloke etmesi sonucu şu anda yaklaşık 2 bin ticari gemi Körfez’de sıkışmış durumda. Ancak bu abluka, küresel denizcilik sektörü için paradoksal bir şekilde tarihi bir patlamayı beraberinde getirdi.
Gemilerin kilitli kalması piyasadaki arzı daraltırken, enerji koridorlarının yeniden haritalandırılmasıyla navlun (gemi taşımacılık) fiyatları zirveye fırladı.
Savaş nedeniyle ABD’nin petrol ve doğalgaz ihracatı rekor seviyelere ulaştı; ancak ABD Körfez kıyılarından Asya’ya yapılan sevkiyatların süresi, Basra Körfezi’nden yapılan geleneksel yolculuğa kıyasla çok daha uzun sürüyor.
Ham petrol tanker fiyatlarını takip eden Breakwave Tanker Shipping ETF verileri, İran’a yönelik savaşın başlamasından bu yana ham petrol nakliye oranlarının yüzde 240 arttığını gösteriyor.
BAE'nin lojistik imparatorluğuna ağır darbe
Küresel gemicilik endüstrisi bu krizden milyarlarca dolar kâr sağlarken, madalyonun diğer yüzünde BAE denizcilik sektörü büyük bir çöküş yaşıyor. Ortadoğu, Asya ve Afrika’nın en baskın lojistik merkezi haline gelen ve dünyanın en büyük aktarma limanlarından birine ev sahipliği yapan Jebel Ali Limanı, abluka nedeniyle adeta felç oldu.
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolü sıkılaştırması, BAE’nin en büyük gelir kalemi olan petrol ihracatını yarıdan fazla baltaladı. Middle East Eye'a konuşan bir armatör, durumun ciddiyetini şu sözlerle özetledi:
"Mesele sadece işlerin yavaşlaması değil, Dubai’nin bir merkez olarak artık güvenilirliğini yitirmesi. Savaşın ortasında aileniz için Londra’ya veya Paris’e dönecek bir uçak bulabileceğinizden bile emin olamıyorsunuz."
Emlak sektörü ne durumda?
Dubai, pandemi sonrasında varlık fiyatlarındaki artış, kripto para patlaması ve uzaktan çalışma modeliyle dünyada en çok sermaye çeken şehir olmuştu.
Düşük kurumlar vergisi, sıfır gelir ve sermaye kazancı vergisi gibi avantajlarla Londra'daki bankerlerden Amerikalı finansçılara kadar herkesi cezbeden şehir, aynı zamanda Doğu Avrupa'daki savaştan kaçan Rus ve Ukraynalılardan, altın ticareti yapan Sudanlı milis liderlerine kadar geniş bir çevreye güvenli liman sunuyordu.
BAE’nin derin finansal gücüne rağmen, savaşın bu altın çağı sona erdirdiğine dair güçlü sinyaller geliyor. Arabian Business tarafından çarşamba günü yayımlanan rapora göre, Dubai’deki binlerce emlak acentesi önümüzdeki aylarda kapılarına kilit vurabilir. Önde gelen bir gayrimenkul platformu, sitelerinde aktif olan acentelerin yüzde 30’unun önümüzdeki 5-6 ay içinde tamamen kapanabileceğini duyurdu.
Savaşın yarattığı bu dalga, tıpkı Batılı expatlarda olduğu gibi, Dubai’ye sadakati düşük olan ve daha çok "topraktan satış" gibi spekülatif piyasalara odaklanan küçük ölçekli emlakçıları vuruyor.
Emlak danışmanlığı şirketi Allsopp & Allsopp’un yönetim kurulu başkanı Lewis Allsopp, Dubai’deki broker oranının Londra’ya kıyasla ne kadar şişirilmiş olduğunu şu verilerle ortaya koydu:
Dubai'de her 100 bin kişiye yaklaşık 1.000 emlak brokerı düşerken, bu oran Londra'da sadece 176.
Kaynak: Gazete Oksijen



