18 Nisan 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 08.04.2026 16:20 | Son Güncelleme: 08.04.2026 17:42

Gazze'yi açlığın ardından susuzluk vuruyor: "Bir ailenin hakkı yalnızca iki damacana"

Gazze’de Al-Mawasi kampındaki yerinden edilmiş aileler, içme suyuna erişimde yaşadıkları zorlukları protesto ediyor. Su kıtlığı, yaşam koşullarını daha da tehlikeli hale getiriyor
Gazze'yi açlığın ardından susuzluk vuruyor: "Bir ailenin hakkı yalnızca iki damacana"
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Nawaf al-Akhras, en büyük oğlu ile birlikte, Güney Gazze’deki El Mawasi kampındaki çadırından bir buçuk kilometre uzaklıktaki su dolum istasyonuna gününü başlatıyor. İstasyona vardıklarında, güneşin altında saatlerce bekleyen binlerce insanla karşılaşıyorlar.

Al Jazeera'nın konuştuğu ve Refah’tan iki yıl önce El Mawasi’ye yerleşen yedi çocuk babası Nawaf, bu günlük su yolculuğunu “ailemiz için işkence” olarak tanımlıyor. “Tüm günüm oğlumla birlikte sırada su doldurmakla geçiyor. İçmek için su bulabilmek bile günlük bir acı haline geldi” diyor.

Su kıtlığı, Eta adlı şirketin mali yetersizlik nedeniyle Gazze genelinde su sağlama faaliyetlerini durdurmasının ardından daha da kötüleşti. Nawaf, “Su tankerleri artık gelmiyor. Suya ulaşmak için mücadelemiz iki katına çıktı” diyor. Mevcut dolum sisteminde yalnızca iki küçük damacanayı doldurabildiğini ve ailelerinin günlük ihtiyacını bile karşılamaya yetmediğini ekliyor.

Protestolar sürüyor

El Mawasi’de su kıtlığı, yüzlerce yerinden edilmiş kişinin katıldığı protestolara yol açtı. 5 Nisan’da düzenlenen gösteride halk, kötüleşen içme suyu krizine acil çözüm çağrısı yaptı.

Göstericiler, uluslararası kurumları ve yerel yetkilileri harekete geçmeye çağırarak, özellikle çocuklar ve yaşlıların hayatını kurtarmak için hızlı müdahale talep etti. “Suya erişim temel bir insan hakkıdır,” denildi.

Salah al-Koush, “Su dolum kamyonları durduğundan beri su bulmak günlük bir kabusa dönüştü. 13 kişilik ailemiz tuzlu ve güvenli olmayan ‘kullanım suyu’ almak zorunda kalıyor. Çocuklarım için endişeleniyorum; kampta su kaynaklı hastalık vakaları artıyor” diye konuştu.

El Mawasi, savaş öncesi tarım alanı ve az nüfuslu bir bölgeyken, savaş sırasında “güvenli bölge” ilan edilmesiyle yüz binlerce yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yaptı. Aşırı nüfus artışı, Birleşmiş Milletler’in “felaket” olarak nitelendirdiği su krizini derinleştirdi.

BM uzmanları, Gazze nüfusunun çoğunun yeterli içme suyuna ulaşamadığını belirterek, krizin öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu vurguladı. İsrail’in su altyapısını hedef alması, yakıt eksikliği ve su tesislerinin bakımına izin verilmemesi nedeniyle kişi başına düşen su miktarı savaş öncesine kıyasla %97 azaldı.

Euro-Med İnsan Hakları İzleme Merkezi ve BM uzmanları, krizin sadece altyapı sorunundan ibaret olmadığını, suyun kasten sınırlanmasının bir baskı aracı haline geldiğini belirtti. “Susuzluğu silah olarak kullanmak artık Gazze’de gerçek. Su ve gıda kesintisi sessiz ama ölümcül bir bombadır” uyarısı yapıldı.

Günlük yaşamda suya ulaşmak, uzun mesafeler kat etmeyi, saatlerce sırada beklemeyi ve bazen güvenli olmayan bölgelerde risk almayı gerektiriyor. Sürekli kesintiler ve kaynakların istikrarsızlığı, suyu temel bir hizmetten öte, siviller üzerinde kontrol aracı haline getiriyor.

Kaynak: Gazete Oksijen