30 Haziran 2022, Perşembe
Haber Giriş: 10.06.2022 17:36 | Son Güncelleme: 10.06.2022 17:57

Kansere tedavi bulunmasının eşiğinde miyiz?

Bu hafta bilim insanları hem kansere karşı geliştirilen bir aşı hem de yeni bir ilaçla ilgili büyük atılımlar duyurdular. Bunlar yüzlerce insanın ölümüne neden olan hastalığa karşı mücadelede devrim niteliğinde olan tedavilerden sadece ikisi...
Kansere tedavi bulunmasının eşiğinde miyiz?

Dünyada her gün yüzlerce insana kanser teşhisi konuluyor. Kanser olan insanların hepsi farklı kesimlerden gelse de tek bir sorunun altında birleşiyor: Tedavisi var mı? Bu soruya cevap vermek kolay değil çünkü 200’den fazla türü olan kanser basit bir hastalık değil. Bu türler ortak bir mekanizmayı paylaşsa da genetikten hastalığın vücutta nerede meydana geldiğine kadar tedavi şansını belirleyen çok sayıda değişken bulunuyor. Cilt veya testis kanseri gibi bazı türler erken teşhis edildiğinde on yıl daha uzun yaşama oranı yüzde 98.  

Bir haftada iki umut veren çalışma

Diğer türlerin seyri ise biraz daha karamsar. Tespit edilmesi daha zor olan pankreas kanseri için beş yıl yaşama oranı yüzde 7 ve ne yazık ki hastaların yüzde 90’ı tanı konulduktan sonra ki iki yıl içinde hayatını kaybediyor. Yine de bu hastalığa karşı savaş açan birçok bilim insanı sayesinde, bazı kanser türlerine karşı tedaviye umut verici derecede yakın olunduğuna dair işaretler var. 

mRNA kanser aşısı

Bu hafta Prof Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Özlem Türeci tarafından mRNA teknolojisiyle geliştirilen kanser aşısının ABD’deki Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nde yapılan çalışmasına dair ilk sonuçlar açıkladı. Sonuçlara göre aşının pankreas kanserinin ameliyattan sonra geri dönmesini önleyebileceği tespit edildi. Bu da tedavi umudunu artırdı. 

Rektum kanserini yok eden ilaç

Ayrıca aynı hafta içinde hastaların tamamen iyileştiği başka bir araştırma da heyecan verici bir diğer kanser atılımı. Klinik bir deneyde rektum kanseri olan on iki hastada, dostarlimab adı verilen bir ilaç denendi. Ve araştırma sonuçlarına göre hastalık tamamen yok oldu. 

İlaç bağışıklık sistemini kanserle savaşmaya teşvik etmek için tasarlanmış bir immünoterapi görevi görüyor. Çalışmanın başyazarlarından biri olan Doktor Luis Diaz, kanser tarihinde ilk kez böyle bir şey olduğunu söyledi. 

Yine Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'nden yapılan deneme küçük olmasına rağmen o kadar umut verici ki şimdi mide, prostat ve pankreas kanseri de dahil olmak üzere hastalığın diğer formlarına sahip olanların ilaç üzerinde denenmesi için planlanıyor.

"Heyecan verici bir gelişme"

London Breast Institute’dan uluslararası üne sahip bir kanser cerrahı olan Profesör Kefah Mokbel, “Bu son yıllarda kanser tedavisinde gördüğümüz en heyecan verici gelişmelerden biri. Kişiselleştirilmiş kanser tedavisinin geliştirilmesine ileriye doğru atılmış büyük bir adımı temsil ediyor” dedi. 

Şu anda kanser kemoterapi, radyoterapi ve ardından zayıflatıcı yan etkilere sahip olabilen cerrahi ile tedavi ediliyor. Ancak, bir hastanın tümöründeki genetik veya diğer anormalliklerin tanımlanması ve ardından bunları özel olarak hedef alan tedavilerle eşleştirilmesiyle tedavi giderek daha fazla kişiselleşiyor. Dostarlimab yalnızca spesifik bir genetik yapıya sahip tümörleri olan hastalara verildi. 

Meme kanseri için benzer bir ilaç İngiltere'de onaylandı

Bu türler normalde hücrelerdeki anormallikleri bağışıklık sistemi yoluyla düzeltmesi gereken genlerin uğradığı mutasyonlardır. Ancak bazı kanserlerde çok miktarda üretilen PD-1 olarak bilinen bir protein bağışıklık sisteminin bunu yapmasını engeller. Dostarlimab, PD-1’in bu şekilde davranmasını engelleyerek bağışık hücrelerinin kanseri yok etmesini sağlıyor. Profesör Mokbel, bu mekanizmanın İngiltere’de Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) tarafından geçen ay, üçlü negatif meme kanseri olan kadınların tedavisi için onayladığı umut verici başka bir ilaç olan pembrolizumab’da da kullanıldığına dikkat çekti. 

"Umarım yeni bir dönemin başlangıcı olur"

Londra Queen Mary Üniversitesi tarafından bu yılın başlarında yayınlanan bir araştırmada, pembrolizumab’ın üçlü negatif meme kanseri riskini yüzde 37 azalttığı tespit edildi.  Profesör Mokbel, “Kanser hücrelerinin genetik yapısını hedeflemenin hala başlangıç ​​aşamasındayız.  Ama umarım yeni bir dönemin başlangıcı olur; bir gün pankreas kanserine yüzde 95'lik bir hayatta kalma oranı bile verebilir” dedi. 

Aslında, daha bu hafta New England Journal of Medicine'de yayınlanan bir rapor, bağışıklık hücrelerinin genlerini değiştirmeyi içeren deneysel bir tedavinin, bir kadının ileri seviyedeki pankreas kanserinin ilerlemesini durdurmada başarılı olduğunu ortaya koydu. Manchester Üniversitesi Tıbbi Genetik ve Kanser Epidemiyolojisi Profesörü Gareth Evans, hedefe yönelik immünoterapinin kanser için çok yönlü bir tedaviye giden yolu açabilecek küçük zaferlerden sadece biri olduğunu söylüyor.

Erken teşhis için geliştirilen kan testi

Herhangi bir semptom yaşamadan önce kanseri erken teşhis etmek için kan testleri doğru olmayabilir. Ancak Kaliforniya merkezli bir biyoteknoloji şirketi olan Grail tarafından geliştirilen kan testinin ise amacı bu. Test, mide, rahim ve böbrek dahil 50’den fazla kanser türünü tespit etmek için tasarlandı. Test bunu, bir tümör tarafından kan dolaşımına dökülen DNA parçalarını bularak yapar. Bunlar daha sonra kanserin yerini bulmak için analiz ediliyor.

Hastaların yüzde 51'inde doğru tespit etti

Geçen yıl kanser teşhisi konmuş kişileri içeren bir çalışmada, test katılımcıların yüzde 51,5'inde hastalığı doğru bir şekilde tespit etti. Ayrıca yüzde 89'unda tümörün yerini doğru bir şekilde tahmin edebildi. Test, NHS'nin Eylül 2021'de 140 bin  katılımcıyı içeren dünyanın en büyük denemesini başlatmasının ardından 2024 gibi erken bir tarihte Birleşik Krallık'ta kullanıma sunulabilir. 

Profesör Evans, "Örneğin, Grail testi erken evre meme veya yumurtalık kanserini tespit edemez. Bu gerçek bir problem çünkü yumurtalık kanserinin yaklaşık yüzde 70'i hala üçüncü evre ve üzerinde teşhis ediliyor. Ancak bazı kanserler için bu tespit testi güvenilir, hassas ve spesifik olabilir” dedi.

Erken teşhisin çok önemli olduğunu vurgulayan Evans, “Kanseri geç bir aşamada teşhis etmek genellikle hastalığın çoktan yayıldığı anlamına gelir. Dahası o zaman için daha fazla genetik kusur birikmiş olacak. Bu yüzden hastalık muhtemelen tedaviye daha dirençli olacak. Bu yüzden daha iyi tedavi şansımız olacaksa erken yakalamak gerekiyor” diye konuştu.

HPV aşısı vakaları yüzde 90 azalttı

Önleyici hamleler de umut verici sonuçlar veriyor. Rahim ağzı kanserine büyük ölçüde, tedavi edilmezse kansere dönüşebilen anormal hücrelerin gelişmesine yol açan HPV neden olur. Birleşik Krallık'ta 11-13 yaş arası kız ve erkek çocuklara HPV'ye karşı aşı sunuluyor. Geçen yıl, Lancet'te yayınlanan ve 2008'de İngiltere'de kızlara aşı uygulandıktan sonra neler olduğunu inceleyen bir araştırma, aşının rahim ağzı kanseri vakalarını yüzde 90 oranında azalttığını buldu.

"Son 5 yılda küçük zaferlerimiz arttı"

Akciğer ve bağırsak kanseri için tarama programları, hastalığı erken evrelerinde tespit ederek hayatta kalma oranlarını artırmaya da yardımcı oldu. 

“Kanseri tedavi edecek sihirli bir kurşun yok” diyen Profesör Evans, “Kişiselleştirilmiş ilaç tedavileri, aşılar ve önleyici taramanın kombinasyonu fark yaratmaya yardımcı olacak. Son beş ila on yılda bundan önceki yıllardan daha fazla küçük zaferler ve atılımlar oldu. Gelecek, yavaş yavaş kansere karşı mücadelemizde daha iyi görünüyor” ifadelerini kullandı.