13 Temmuz 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 11.03.2026 09:41 | Son Güncelleme: 11.03.2026 13:22

Trump: Bana anlattıklarına göre İran bize saldıracaktı

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile diplomatik çözüm arayışının başarısız olmasına rağmen özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’a olan güveninin sarsılmadığını söyledi
Trump: Bana anlattıklarına göre İran bize saldıracaktı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile barışçıl bir çözüm arayışının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bile görevlendirdiği iki kilit isme olan güvenini sürdürdüğünü söyledi. Trump dün savaşın gidişatıyla damadı Jared Kushner, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Dışişleri Bakanı Rubio'yu işaret ederek 'Steve, Jared, Pete ve Marco'nun da dahil olduğu diğerlerinin bana anlattıklarına göre, bize saldıracaklarını düşündüm' sözlerini kullandı.

Politico'nun haberine göre Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner, yönetimin küresel diplomasi çabalarının merkezinde yer alıyor. İki isim, İran, İsrail-Hamas çatışması ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi dünyanın en karmaşık krizlerinin çözümü için yürütülen müzakerelerde görev yapıyor.

Trump geçtiğimiz cuma günü Politico'ya verdiği demeçte verdiği kısa telefon röportajında Witkoff ve Kushner hakkında “Bence harika bir iş çıkarıyorlar. Böyle insanları işe alamazsınız” dedi.

Diplomasiye “iş anlaşması” yaklaşımı

Trump yönetiminde diplomasi, geleneksel diplomatik kadrolardan ziyade iş dünyasına özgü bir yaklaşım üzerinden yürütülüyor.

Yönetim yetkililerine göre Beyaz Saray, uluslararası müzakereleri bir emlak projesine benzetiyor. Bu yaklaşıma göre büyük anlaşmalar küçük ama etkili ekiplerle yürütülmeli ve iş dünyası mantığıyla sonuç odaklı şekilde ilerlemeli.

İki üst düzey yönetim yetkilisi, başkanın en yakın danışmanlarının bu süreci büyük bir yatırım veya geliştirme projesi gibi gördüğünü söyledi.

Bu yaklaşımda bir müzakerenin başarısız olması bile başka bir anlaşma için kaldıraç olarak kullanılabiliyor.

İran savaşı ve İbrahim Anlaşmaları

Trump da bu yaklaşımı İran savaşı üzerinden örneklendirdi.

Başkan, İran ile yaşanan çatışmanın ilk başkanlık dönemindeki önemli diplomatik başarılarından biri olarak görülen İbrahim Anlaşmalarının genişlemesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Bu anlaşmalar İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesini sağlamıştı.

Trump, “Birçok ülke İbrahim Anlaşmaları’na katılacak. İran’ın zayıflatılmasıyla birlikte bu yöndeki korkular ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Trump yönetimi uzun süredir bu anlaşmalara yeni ülkelerin dahil edilmesini Orta Doğu’da daha geniş çaplı istikrar ve barışın anahtarı olarak görüyor.

Eleştiriler: Aşırı yüklenme riski

Trump’ın iyimserliğine rağmen eleştiriler de artıyor. Eleştirmenler, başkanın kritik diplomatik görevleri yeterince deneyimli olmayan iki isme emanet ettiğini savunuyor.

New York ve Miami’de emlak geliştirme projeleriyle tanınan Witkoff ile Kushner, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayan anlaşmada rol oynamaları nedeniyle takdir toplasa da Gazze’deki ateşkes kırılganlığını koruyor ve Hamas hala bölgede etkinliğini sürdürüyor.

Öte yandan Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik görüşmeler de henüz bir ateşkesle sonuçlanmadı. İran’ın uranyum zenginleştirme programından vazgeçmesini sağlamaya yönelik girişimler de başarısız oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski müzakerecilerinden Aaron David Miller, aynı anda üç büyük kriz üzerinde çalışmanın ciddi riskler barındırdığını söyledi.

Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimlerde görev yapan Miller, bu durumun “aşırı yüklenme riski” yarattığını belirtti.

Miller’a göre üç ayrı müzakereyi aynı anda yürütmek için gereken detay ve bilgi yoğunluğu iki iş insanı için fazla olabilir.

“Bu çatışmalardaki tarafların meseleleri nasıl gördüğünü anlamak için tarih ve psikoloji bilgisi kritik öneme sahip” diyen Miller, bu unsurların göz ardı edilme riskine dikkat çekti.

Geleneksel diplomasiyle fark

Trump’ın sık sık eleştirdiği İran nükleer anlaşması Barack Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) 159 sayfadan oluşuyordu ve müzakereleri iki yıl sürmüştü.

Trump ise buna rağmen Witkoff ve Kushner’ın aynı anda birden fazla diplomatik süreci yönetebileceğine inanıyor.

Başkan, iki ismin kapasitesi hakkında “Üzerlerinde çok fazla yük yok. Açıkçası daha fazlasını bile kaldırabilecek kapasitedeler” sözlerini kullandı.

Trump ayrıca “barış elçileri” olarak görevlendirdiği bu isimleri Kongre onayı olmadan seçmesiyle de geleneksel uygulamaların dışına çıkmış durumda.

Küçük ekip, büyük hedef

Trump yönetimi ise küçük bir ekibin büyük diplomatik kadrolardan daha etkili olabileceğini savunuyor.

Yönetim yetkililerine göre Witkoff ve Kushner, büyük iş anlaşmalarında olduğu gibi müzakere süreçlerinde de küçük ekiplerle çalışmayı tercih ediyor.

Bir yönetim yetkilisi bu yaklaşımı şöyle anlattı:

“Emlak projeleri genellikle en üstteki birkaç kişinin vizyonuyla başlar. Ardından yöneticiler, mühendisler ve mimarlarla koordinasyon gelir.”

Yetkili, bu modelin anlaşmaları karmaşık hale getiren unsurları hızlı şekilde belirleyip çözüm üretmeye yardımcı olduğunu söyledi.

Aynı gün üç ayrı müzakere

Bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri geçen ay Cenevre’de yaşandı.

Witkoff ve Kushner aynı gün içinde Ukraynalılar, Ruslar ve İranlılarla ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdi.

Bir yönetim yetkilisine göre program şu şekilde ilerledi:

  • 09.00-12.30: İran heyetiyle görüşme
  • 13.00-17.30: Ukrayna heyetiyle görüşme
  • Akşam: Rus yetkililerle görüşme

Daha sonra Ukrayna ve Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve İsviçre’den temsilcilerin katıldığı bir akşam yemeği düzenlendi. Bu toplantının ardından Rus yetkililerle gece 21.30-23.00 saatleri arasında yeni bir görüşme yapıldı.

“İş anlaşması mantığı”

Trump yönetimine göre farklı ülkeler ve aktörler olsa da müzakere mantığı temelde aynı.

Bir yönetim yetkilisi, “Bu çatışmaların çoğu benzer şekilde ilerliyor” sözlerini kullandı.

Yetkili ayrıca müzakere stratejisinin Trump’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Marco Rubio, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’ın katkılarıyla şekillendiğini söyledi.

Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine de süreçte rol oynayan isimler arasında yer alıyor.

Bölgeyi anlamak şart

Bazı eski diplomasi yetkilileri iş dünyası yaklaşımının sınırlı olabileceğini düşünüyor.

Trump’ın ilk döneminde görev yapan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, iş dünyası bakış açısının bazı avantajları olabileceğini kabul etti.

“Sonuç odaklı ve net bir yaklaşım diplomasi için faydalı olabilir” diyen yetkili, bunun tek başına yeterli olmadığını belirtti.

“İş yaptığınız tarafı gerçekten anlamak gerekir. İş dünyası deneyimi bölgeyi, İslam’ı ya da Hamas ve İran’ın çıkarlarını anlamanın yerini tutmaz” ifadelerini kullandı.

Küçük ekip, gizlilik avantajı

Trump yönetimi ise küçük ekiplerin bir başka avantajının bilgi sızıntılarını azaltmak olduğunu savunuyor.

Yetkililere göre Ulusal Güvenlik Konseyi, İsrail-Hamas görüşmelerinde aktif rol oynarken Dışişleri Bakanlığı da Rusya-Ukrayna müzakerelerinde sürece dahil.

İran görüşmelerinde ise Witkoff ve Kushner’ın CIA, Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın nükleer uzmanlarıyla istişare ettiği ifade ediliyor. Bazı kritik belgelerin yalnızca Trump’a yakın iki isim tarafından hazırlandığı belirtiliyor.

Bir yönetim yetkilisine göre İsrail-Gazze için hazırlanan 20 maddelik barış planı, iki ismin saatler boyunca bilgisayar başında çalışmasıyla yazıldı.

Trump’a yakınlık en büyük avantaj

Uzmanlara göre Witkoff ve Kushner’ın en büyük avantajı Trump ile olan doğrudan ilişkileri.

Carnegie Endowment for International Peace’te kıdemli araştırmacı olan Aaron David Miller, bu durumu şöyle değerlendirdi:

“En büyük varlıkları başkanla olan ilişkileri. Bu ilişki sayesinde müttefiklerin bürokratik engellerini aşabilecek kapasiteye sahipler.”

Biden yönetiminden bir yetkili de benzer şekilde Kushner ve Witkoff’un avantajının Trump’ın onları dinleyen dar çevresinde yer almaları olduğunu söyledi.

Kaynak: Gazete Oksijen