İnsanlık tarihinin savaşta kullanılan ilk atom bombası, 81 yıl önce bugün Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı.
ABD’ye ait B-29 bombardıman uçağı Enola Gay’in 6 Ağustos 1945’te bıraktığı bomba, kentin büyük bölümünü yok etti. Üç gün sonra Nagazaki de atom bombasıyla vuruldu. Patlamalar ve radyasyonun etkileri nedeniyle 1945 sonuna kadar iki kentte 200 bini aşkın insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Japonya, 15 Ağustos 1945’te teslim olduğunu açıkladı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kabul edilen anayasanın 9’uncu maddesi, ülkenin savaştan ve askerî güç kullanma hakkından vazgeçmesini öngördü.
Sınıf günlüğüne yansıyan felaket
DW’nin aktardığına göre Nakajima İlkokuluna ait sınıf günlüğünün 7 Ağustos 1945 tarihli sayfasında şu ifadeler yer alıyordu:
“Hiroşima dün düzenlenen bir hava saldırısında büyük zarar gördü. Çocuklar bunu şaşırtıcı bir soğukkanlılıkla karşıladı. Bu beni biraz rahatlattı.”
Günlükte iki veya üç gün sonra yapılan kayıtta ise Hiroşima’nın “yeni tür bir bombayla” vurulduğu belirtiliyordu.
O dönemde okulun öğrencilerinden biri olan Yozo Umeno, daha sonra kendisine emanet edilen günlüğü Hiroşima Barış Parkı’ndaki kalıcı sergiye bağışladı. Umeno, saldırının ardından tek bir bombanın bütün şehri yok ettiğinin konuşulduğunu hatırlattı.
Japonya savunma harcamalarını artırıyor
Hiroşima’nın yıl dönümünde Japonya’nın savaş sonrası benimsediği barışçı politikadan uzaklaşıp uzaklaşmadığı yeniden tartışılıyor.
Başbakan Sanae Takaichi yönetimi, Çin, Kuzey Kore ve Rusya kaynaklı tehditleri gerekçe göstererek ülkenin savunma kapasitesini güçlendiriyor. Japonya’nın 2026 savunma bütçesi yaklaşık 48 milyar avroyu aşarak ülke tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.
Bütçenin bir bölümü, insansız hava araçlarından oluşan SHIELD kıyı savunma sistemine ayrıldı. Tokyo yönetimi Nisan 2026’da silah ihracatındaki sınırlamaları da gevşeterek savaş gemileri, füzeler ve diğer ölümcül askerî ekipmanların belirli ülkelere satışının önünü açtı.
Hükümet Çin’i gerekçe gösteriyor
Japonya Savunma Bakanlığı, Doğu Asya’daki güvenlik ortamının giderek ağırlaştığını savunuyor. Bakanlığa göre Çin, nükleer silah ve füze kapasitesini şeffaf olmayan biçimde artırırken Tayvan çevresindeki askerî faaliyetlerini de yoğunlaştırıyor.
Savunma Bakanı Şinjiro Koizumi, 2026 Savunma Beyaz Kitabı’nda Japonya’nın askerî kapasitesini “her zamankinden daha güçlü bir aciliyet ve kriz duygusuyla” geliştirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Japonya, ABD ile askerî ittifakını ve diğer ortaklarıyla güvenlik iş birliğini de güçlendirmeyi planlıyor.
Japon halkı bu gerekçeyi ikna edici bulmuyor
Tokyo’daki Sophia Üniversitesinden siyaset bilimci Koichi Nakano ise Japon toplumunun önemli bir bölümünün hükümetin gerekçelerine ikna olmadığını söyledi. Nakano, Japonya’nın Çin’i yalnızca tehdit olarak gören politikasını terk etmesi gerektiğini savunarak ülkenin silahsızlanmayı hedeflemesi ve Pekin ile anlamlı bir diyalog kurması çağrısında bulundu.
Japonya’nın “nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve ülkeye sokmama” esasına dayanan Üç Nükleer Olmama İlkesi’nin tartışmaya açılması da atom bombası mağdurları ve barış savunucuları arasında kaygı yaratıyor.
Gençlerden yeni barış hareketi
DW’ye göre Japonya’da özellikle gençlerin öncülük ettiği yeni bir barış hareketi güç kazanıyor. Temmuz başında yaklaşık 27 bin kişi, Japon Parlamentosu önünde düzenlenen gösteride artan askerî harcamaları ve anayasanın savaş karşıtı 9’uncu maddesinin değiştirilmesi girişimlerini protesto etti.
“We Want Our Future” adlı yurttaş girişiminden Reina Tashiro, “Japonya’nın savaş geçmişiyle gerektiği gibi yüzleşmemiş olmasına ve şimdi 9’uncu maddeyi değiştirmeye çalışmasına öfkeliyiz” dedi.
Japon Atom ve Hidrojen Bombası Mağdurları Derneği Nihon Hidankyo da nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için çalışmalarını sürdürüyor. Hiroşima ve Nagazaki’den sağ kurtulanların kurduğu örgüt, 2024 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü.
Hiroşima’ya atom bombası atıldığında bir yaşında olan Nihon Hidankyo yöneticisi Masako Wada, Japonya’nın savaşın ardından “bir daha asla savaşmayacağına söz veren bir devlet” olarak tanındığını hatırlattı. Wada, mevcut hükümetin politikalarının bu mirası aşındırdığını savundu.
Kaynak: Gazete Oksijen


