Doların küresel rezervlerdeki payı son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilerken, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın yanı sıra yeni üyeleriyle genişleyen BRICS+ ülkeleri küresel altın rezervlerinde giderek daha güçlü bir konuma geliyor. Bu ülkelerin toplam altın varlıkları 6 bin tonu aşarak dünya merkez bankası rezervlerinin yaklaşık yüzde 17,4’üne ulaştı.
Şeyda Karaca'nın Dünya'da yer alan haberine göre, EBC Financial Group analisti Michael Harris, son üç yılda merkez bankalarının altın alımlarını hızlandırdığını ve özellikle BRICS+ ülkelerinin rezervlerinde altının payını hızlı biçimde artırdığını belirtti. Harris’e göre bu eğilim kısa vadeli bir yatırım tercihi değil, küresel parasal düzende yaşanan yapısal bir değişime işaret ediyor.
Harris, 2025 yılında merkez bankalarının, birçok orta ölçekli üretici ülkenin yıllık altın üretimini aşan miktarda alım yaptığını vurgulayarak, talebin fiyat hareketlerinden bağımsız ve politika temelli olduğunu ifade etti. Rusya, Çin, Hindistan, Türkiye ve Polonya öncülüğünde 40’tan fazla merkez bankasının bu sürece katıldığına dikkat çekti.
BRICS+ ülkeleri içinde en büyük altın rezervine sahip ülke 2 bin 336 tonla Rusya olurken, Çin 2 bin 298 tonla ikinci, Hindistan ise 880 tonla üçüncü sırada yer alıyor. Rusya ve Çin’in toplam rezervlerin yaklaşık yüzde 74’ünü kontrol ettiği belirtiliyor.
BRICS ülkelerinde altın talebi güçleniyor
2020-2024 döneminde küresel merkez bankası altın alımlarının yarısından fazlasını gerçekleştiren BRICS ülkeleri, 2025’in ilk dokuz ayında da yaklaşık 663 ton (91 milyar dolar) altın satın aldı. Brezilya ise Eylül 2025’te 16 tonluk alım yaparak 2021’den bu yana ilk kez rezervlerine altın ekledi.
EBC Financial Group analisti Michael Harris, merkez bankalarının altına yönelmesinde, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervinin dondurulmasının önemli rol oynadığını belirtti. Aynı dönemde ABD dolarının küresel rezervlerdeki payı yüzde 71’den 2025 sonunda yüzde 57’ye geriledi. Harris, bu düşüşün doğrudan satışlardan değil; euro, yen, altın ve diğer alternatif varlıklardaki artıştan kaynaklandığını ifade etti.
Merkez bankalarının eğilimi sürecek
Dünya Altın Konseyi’nin 2025 anketine dikkat çeken Harris, merkez bankalarının yüzde 73’ünün doların rezervlerdeki payının önümüzdeki beş yılda daha da azalacağını düşündüğünü, yüzde 43’ünün ise altın rezervlerini artırmayı planladığını aktardı. Bu süreçte doların etkisinin kademeli olarak azalırken, altına olan talebin belirgin şekilde hızlandığına işaret etti.
Suudi Arabistan faktörü
Altının merkez bankası rezervlerindeki payı 2015’te yüzde 10’un altındayken bugün yüzde 23’ün üzerine çıkmış durumda. Orta Doğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’na yönelik riskler de altın talebini artıran unsurlar arasında yer alıyor. Bu süreçte 323 ton altın rezervine sahip Suudi Arabistan’ın atacağı adımlar kritik görülüyor. Ülkenin rezervlerinde altının payını yüzde 2,6’dan yüzde 5’e çıkarması halinde, bunun tek başına küresel merkez bankası talebine denk büyüklükte bir alım anlamına geleceği belirtiliyor. Analistler, resmi bir açıklama olmasa da Riyad yönetiminin rezerv stratejisinde altına daha fazla ağırlık verebileceğini değerlendiriyor.
