ABD merkezli finans devi BlackRock’un CEO’su Larry Fink, BBC’ye verdiği özel röportajda petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara ulaşmasının küresel ekonomide ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti.
BBC'nin haberine göre Fink, İran’ın tehdit oluşturmaya devam etmesi ve petrol fiyatlarının yüksek kalması halinde bunun dünya ekonomisi üzerinde “derin etkiler” yaratacağını ifade etti.
Orta Doğu’daki çatışmalar, enerji maliyetlerinin geleceğine ilişkin belirsizlik nedeniyle finansal piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı.
Fink, çatışmanın nihai sonucunun henüz netleşmediğini ancak iki uç senaryonun mümkün olduğunu söyledi.
İlk senaryoya göre, çatışmanın sona ermesi ve İran’ın yeniden uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi halinde petrol fiyatları savaş öncesi seviyelerin altına gerileyebilir.
İkinci senaryoda ise petrol fiyatlarının uzun yıllar boyunca 100 doların üzerinde ve 150 dolara yakın seviyelerde kalabileceğini belirten Fink, bunun “muhtemelen sert ve derin bir resesyona” yol açacağını ifade etti.
Enerji fiyatlarındaki artış yoksulları daha fazla etkiliyor
Fink, enerji fiyatlarındaki artışın ekonomik etkilerine de dikkat çekti. “Artan enerji fiyatları çok adaletsiz bir vergidir. Yoksulları zenginlerden daha fazla etkiler” dedi.
Enerji maliyetlerindeki yükselişin büyümeyi olumsuz etkilediğini ve yaşam standartlarını düşürdüğünü vurgulayan Fink, ülkelerin enerji politikalarında pragmatik olması gerektiğini söyledi.
“Tüm enerji kaynakları kullanılmalı”
Fink, ülkelerin yalnızca tek bir enerji kaynağına bağlı kalmaması gerektiğini belirtti Fink konuyla ilgili şu sözleri kullandı:
“Mevcut tüm kaynaklar kullanılmalı ancak aynı zamanda alternatif enerji kaynaklarına da hızla yönelinmeli”
Petrol fiyatlarının üç ila dört yıl boyunca 150 dolar seviyesinde kalması halinde birçok ülkenin güneş ve rüzgar enerjisine hızla geçiş yapacağını dile getirdi.
Finansal kriz uyarılarına katılmadı
Bazı analistlerin mevcut piyasa koşullarını 2007-2008 küresel finans krizine benzetmesine karşı çıkan Fink, bu görüşe katılmadığını açık şekilde ifade etti.
“Hiçbir benzerlik görmüyorum. Sıfır” diyen Fink, günümüzde finansal kurumların geçmişe kıyasla daha güçlü olduğunu söyledi.
Bazı yatırım fonlarında yaşanan sorunların piyasanın çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu ve kurumsal yatırımların güçlü şekilde devam ettiğini belirtti.
“Yapay zeka balonu yok”
Fink, yapay zeka yatırımlarına yönelik “balon” iddialarını da reddetti.
“Kesinlikle bir balon olduğunu düşünmüyorum” diyen Fink, bazı başarısızlıkların yaşanabileceğini ancak bunun doğal olduğunu ifade etti.
BlackRock’un geçen yıl yaklaşık 40 milyar dolarlık bir anlaşmayla dünyanın en büyük veri merkezi sağlayıcılarından birini satın alan konsorsiyumda yer aldığını hatırlattı.
Çin ile teknoloji yarışı vurgusu
Fink, teknoloji alanında küresel rekabete de dikkat çekti. “Teknoloji üstünlüğü için bir yarış var. Daha fazla yatırım yapmazsak Çin kazanır” dedi.
Yapay zeka alanında ilerleme sağlanabilmesi için ucuz enerjiye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Fink, Çin’in güneş ve nükleer enerjiye büyük yatırımlar yaptığını, Avrupa’da ise yeterli adım atılmadığını ifade etti.
ABD’nin enerji bağımsızlığına rağmen güneş enerjisine daha fazla odaklanması gerektiğini belirtti.
Yapay zeka yeni iş alanları oluşturacak
Fink, yapay zekanın istihdam üzerindeki etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Yapay zekanın “çok sayıda yeni iş alanı” yaratacağını belirten Fink, özellikle elektrikçilik, kaynakçılık ve tesisatçılık gibi alanlarda istihdamın artacağını söyledi. Buna karşılık bazı ofis işlerine olan talebin azalabileceğini ifade etti.
Üniversite eğitimi konusunda eleştiri
Fink, toplumların eğitim yaklaşımını da eleştirdi.
“Çok sayıda insanın üniversiteye yönlendirilmesi abartıldı” diyen Fink, herkesin masa başı işlere yönelmemesi gerektiğini belirtti. El becerisine dayalı mesleklerin de en az diğer kariyerler kadar değerli olduğunu vurgulayan Fink, eğitim sisteminde denge kurulması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Gazete Oksijen





