2002-2025 döneminde madencilik sektöründe belirgin bir genişleme yaşandı. Ruhsat sayıları arttı, altın üretimi yükseldi ve on binlerce hektar orman alanı madencilik faaliyetlerine açıldı. Ancak bu genişlemeye rağmen sektörün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 0,9-1,4 bandını aşmadı.
Sektörün milli gelir içindeki payı sınırlı kalırken, faaliyet alanı coğrafi olarak genişledi. Plan ve mevzuat düzenlemeleriyle yatırım ortamı genişletilirken, ruhsatlandırma ve alan tahsisi yoluyla yeni faaliyet alanları oluşturuldu. GSYH’de yaklaşık yüzde 1 düzeyinde paya sahip olan sektör için ülke genelinde geniş alanlar ruhsatlandırıldı.
Ruhsat sayılarında artış
Birgün'de yer alan habere göre, 1923-2002 yılları arasında Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verildi. Buna karşılık 2008-2023 döneminde ruhsat sayısı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla işletme izinli ruhsat sayısı 7 bin 628 olarak kaydedildi.
Altın üretimi de aynı dönemde yükseldi. 2004’te 5 ton olan yıllık üretim, 2009’da 14,5 tona, 2014’te 31 tona, 2020’de 42 tona çıktı. Buna karşın madencilik ve taşocakçılığı sektörünün GSYH içindeki payı 2024 itibarıyla yüzde 0,9 seviyesine geriledi.
Orman alanlarında madencilik
Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre 2024 yılında 23 bin 53 hektar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlere açıldı. Bunun 10 bin 244 hektarı doğrudan madencilik faaliyetlerine tahsis edildi.
Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) kapsamındaki Maden Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nda, maden arama faaliyetlerinin kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi önerildi. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerine ilişkin olarak da yatırım süreçlerini engellemeyecek bir çerçeve oluşturulması gerektiği ifade edildi.
“Katma değer sınırlı kaldı” değerlendirmesi
Maden mühendisi Mehmet Torun, dünyada ticareti yapılan 90 maden türünden 60’ının Türkiye’de üretildiğini, bazı madenlerde rezerv avantajı bulunduğunu belirtti. Ancak Torun, üretilen madenlerin büyük ölçüde hammadde olarak ihraç edildiğini ve ekonomiye sağlanan katma değerin sınırlı kaldığını ifade etti.
Torun, 2000’li yıllardan bu yana yaklaşık 500 ton altın üretildiğini, ancak bu üretimin ülke geneline ve yerel ekonomilere belirgin bir katkı sağlamadığını savundu. Nadir toprak elementleri konusunda da benzer beklentilerin dile getirildiğini belirtti.
Maden havzalarında işçi eylemleri
Son dönemde bazı maden ve enerji işletmelerinde işten çıkarmalara karşı eylemler sürüyor. İzmir Kınık’taki Polyak Eynez Madeni’nde devir süreci sonrası işten çıkarmalar yaşandığı, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın ücret ve özlük haklarının güvence altına alınması talebiyle eylem başlattığı bildirildi.
Manisa’daki Soma Termik Santrali’nde ücretsiz izne çıkarılan 87 işçi kamulaştırma talebiyle eylem yapıyor. 2015 yılında özelleştirilen santralde faaliyetlerin kademeli olarak durdurulduğu belirtildi.
Sivas Divriği’deki demir madeninde ise taşeron şirket tarafından işten çıkarılan 220 yeraltı işçisinin eylemleri üçüncü ayına girdi. Dev Maden-Sen tarafından yayımlanan raporda, özelleştirme sonrası taşeronlaşma ve iş güvencesi sorunlarına dikkat çekildi.