12 Haziran 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 09.03.2026 11:43 | Son Güncelleme: 09.03.2026 11:56

Wall Street Journal değerlendirmesi: 1970’lerden bu yana gördüğümüz en ciddi enerji krizine giriyoruz

The Wall Street Journal gazetesi, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişinin fiilen durmasının 1970’lerden bu yana görmediğimiz bir seviyede enerji krizi başlattığını ve bunun etkilerinin küresel piyasalarda hissedileceğini belirtti
Wall Street Journal değerlendirmesi: 1970’lerden bu yana gördüğümüz en ciddi enerji krizine giriyoruz
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, bazı petrol analistlerinin asla galmeyeceğini düşündüğü felaket gününün gelmesine sebep oldu. Dünya piyasalarına ham petrol sevkiyatı yapamayan Irak'taki büyük üreticiler, petrolü depolayacak yer bulamamaya başladı. Ülke, üretimini üçte ikiden fazla oranda azalttı. Ardından Kuveyt'teki depolama tankları da tam kapasiteye ulaştı. ABD'de petrol fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşının etkilerinden bu yana ilk kez Pazar günü varil başına 100 doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’a konuşan JP Morgan Chase analisti Natasha Kaneva, “Boğaz, yazılı tarih boyunca bir kere bile kapanmadı. Bu benim için sadece en kötü senaryo değil. Bu düşünülemez bir senaryoydu” dedi.

Cumartesi günü Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), depolama tanklarının taşmasını önlemek amacıyla üretimi yavaşlattığına dair sinyaller verdi. Kaneva’nın tahminlerine göre, boğazın bu Cuma gününe kadar kapalı kalması durumunda bölgedeki günlük üretim 4 milyon varilden fazla düşebilir. Mart ayı sonuna gelindiğinde ise bu düşüş, küresel talebin yaklaşık on birini temsil eden 9 milyon varil seviyesine ulaşabilir.

Başkan Trump’ın İran’a karşı başlattığı savaşın birinci haftası geride kalırken, enerji piyasalarında 1970’lerden bu yana görülen en şiddetli şok dalgaları küresel ekonomiye yayılıyor. Yaşanan kesinti; akaryakıt istasyonlarındaki benzin ve dizel fiyatlarına, konut kredisi faizlerine ve ABD hükümetinin borçlanma maliyetlerine hızla yansıyarak Trump’ın ekonomik önceliklerini tehlikeye attı.

Pazar günü Fox News'e konuk olan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Hürmüz Boğazı'ndan "yakında enerji akışının başlayacağını" belirtti. Fiyatlardaki artışı, krizin "uzun ve bitmek bilmeyen bir sürece dönüşebileceği yönündeki belirsizliğe" bağlayan Wright, "Ancak böyle olmayacak," dedi.

Yine de bu durumun etkileri, özellikle Avrupa ve Asya'da yankılanmaya devam edecek. On yıllardır ABD ordusu ve müttefikleri, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını sağlamak için milyarlarca dolar harcadı. En dar noktasında genişliği sadece 34 kilometre (21 mil) olan Umman ve İran arasındaki bu kanal; küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık beşte biri için bir "süper otoyol" niteliğinde.

Aynı zamanda, her kıtadaki tarım arazilerini besleyen devasa miktarda gübre de bu sulardan geçiyor.

Savaşın başlangıcından bu yana boğazdan ayrılan az sayıdaki gemi çoğunlukla İran petrolü taşıyordu. Ticaret uzmanları; boğazın birkaç gün içinde ABD donanması eşliğinde açılmaması veya gemi sahiplerinin tehlikenin azaldığına ikna olmaması durumunda, ham petrol piyasalarının daha da yükselebileceğini belirtiyor.

“İran’ın son çabası”

Boğaz'ın kapatılması emtia piyasalarında zincirleme bir etki yaratıyor. Orta Doğu'daki dökümhanelerin mücbir sebep —tedarikçilerin teslimat yapamamaları durumunda yükümlülükten muaf tutulmasını sağlayan yasal bir manevra— ilan etmesinin ardından alüminyum fiyatları son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Katar'daki üretimini durduran Norsk Hydro, faaliyetlerin tamamen normale dönmesinin 6 ila 12 ay sürebileceğini açıkladı.

Enerji tarihçisi Daniel Yergin, "Günlük petrol üretimi açısından dünya tarihinin açık ara en büyük kesintisiyle karşı karşıyayız," dedi; "Eğer bu durum haftalarca sürerse, küresel ekonominin tamamında sarsıntılara yol açacaktır."

Yergin'e göre İran'ın tam olarak istediği de bu. Enerji tesislerine ve deniz taşımacılığına saldırmak; tıpkı Rusya'nın 2022'de Ukrayna'nın destekçilerini bölmek amacıyla doğal gaz arzını kesip başarısız olması gibi, savaşı Amerikan ve müttefik ekonomileri için dayanılmaz hale getirerek Trump’a geri adım attırmayı hedefleyen son bir çaba gibi görünüyor.

Zayıf bir İran bile…

Analistler, zayıflamış bir İran’ın bile, tıpkı Yemenli müttefiki Husilerin son yıllarda Kızıldeniz’de uyguladığı taktiklere benzer şekilde, füze ve dronlar kullanarak boğazı kapalı tutabileceğinden endişe ediyor.
Geçtiğimiz hafta ABD ham petrol vadeli işlemleri yüzde 36 oranında artarak, piyasanın kurulduğu 1983 yılından bu yana en büyük yükselişini gerçekleştirdi. Trump’ın Cuma günü İran’a yaptığı "kayıtsız şartsız teslimiyet" çağrısı, Wall Street’in hızlı bir barış anlaşması umutlarını söndürdü. Bunun üzerine fiyatlar, 2020’deki pandemi çöküşünden bu yana tek bir günde görülen en yüksek artıştan daha fazlasını kaydetti. Pazar akşamı piyasaların açılmasıyla fiyatlar yüzde 20 daha yükseldi.

Hürmüz Boğazı resmi olarak kapatılmış veya fiziksel olarak engellenmiş değil; hatta bazıları İran ham petrolü taşıyan az sayıda gemi buradan geçiş yaptı. Yine de Pazar günü itibarıyla binden fazla gemi geçiş için beklemeye devam ediyordu. En az dokuz gemiye düzenlenen ve bir mürettebatın ölümüyle sonuçlanan saldırıların ardından, gemi sahipleri ve denizciler hedef alınmaktan korkuyor.

Piyasa aktörleri, her iki tarafın da enerji altyapısına yönelik saldırıları artırmasından endişe ediyor. Yetkililer, Cumartesi günü Suudi Arabistan’ın muhtemelen İran kaynaklı ve bir petrol sahasına yönelen bir dronu imha ettiğini açıkladı. İsrail ise hafta sonu İran'da birçok yakıt depolama tesisini vurduğunu duyurdu; saldırılar Tahran semalarını alevlerle aydınlattı.

Dünya ekonomisi, yıllar boyunca Orta Doğu'daki petrol kargaşaları nedeniyle defalarca rotasından saptı. Rystad Energy analisti Jorge León, 1973 Yom Kippur Savaşı'nda Nixon'ın İsrail'e verdiği desteğe yanıt olarak Arap üreticilerin uyguladığı petrol ambargosunun —tüm şokların anası olarak bilinir— bir benzerinin olmadığını ifade etti. O dönemde üç ay içinde petrol fiyatları dört katına çıkmış, küresel ekonomiyi sarsmış ve ABD’nin enerji ile dış politikasını on yıllar boyunca şekillendirmişti.

İran, beş yıl sonra İslam Devrimi’nin başlamasıyla ham petrol üretiminin hızla düşmesi sonucu başka bir krizin daha merkezinde yer aldı. Ham petrol fiyatları iki katından fazla artarak ABD'de resesyona yol açtı ve pek çok uzmana göre Jimmy Carter’ın başkanlığının sonunu hazırladı.

1987 yılında ise İran-Irak savaşı petrol akışını tehlikeye attığında, ABD Körfez'den geçen gemileri korumak için askeri bir konvoya öncülük etmişti.

Bölge ve dünya, kendisini yeni şoklara karşı korumak için çeşitli önlemler almış durumda. Otomotiv sektöründe on yıllardır süren verimlilik artışları, ABD’nin petrol ithalatçısından ihracatçısına dönüşmesi ve yenilenebilir enerjinin yükselişi; küresel ekonomiyi Körfez arzındaki ani düşüşlere karşı daha dirençli hale getirdi.

Orta Doğu, 1970'lerin başındakiyle hemen hemen aynı oranda, küresel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Ancak günümüzde ham petrol piyasaları daha esnek bir yapıya sahip; uzun vadeli sözleşmelerin azalmasıyla birlikte tüccarlar, kargoları en çok ihtiyaç duyan alıcılara çok daha hızlı yönlendirebiliyor.

Çin, Wall Street'teki bazı uzmanların tahmin ettiği gibi ham petrol fiyatlarının varil başına 150 dolar olan rekor seviyelere çıkması ihtimaline karşı, yaklaşık 200 günlük ithalatı karşılayabilecek devasa bir stok biriktirmiş durumda. Suudi Arabistan ise bazı satışlarını Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirmek amacıyla batı kıyısına inşa ettiği boru hattını devreye soktu.

Katar’ın rolü

Bu krizin geçmiştekilerden ayrılan temel noktalarından biri: Katar'ın dondurulmuş doğalgazın devasa bir ihracatçısı olarak öne çıkmasıdır. Son yirmi yılda Avrupa ve Asya ekonomileri; petrolden ve kömürden, daha temiz yanan bu yakıta doğru keskin bir dönüş yaptı.

Ancak bu tercih, İran'ın Doha'daki Ras Laffan gaz kompleksine düzenlediği dron saldırılarının ardından üretimi durdurma kararıyla acı bir şekilde gün yüzüne çıkan yeni bir bağımlılığı da beraberinde getirdi.
Çöl kıyılarına hakim olan o devasa boru hattı ormanının ve göğe yükselen meşalelerin kapatılması, dondurulmuş gaz arzının beşte birini bir anda dünya piyasasından sildi. Depoları boşaltan sert bir kışın sonunda, Avrupa'da gaz fiyatları fırladı. Katar'ın ana ihracat pazarı olan Asya'da ise fiyatlar çok daha yüksek seviyelere ulaştı.

Hürmüz Boğazı yeniden açılsa bile Katar'ın üretimi hemen eski seviyesine dönmeyecek. Gazı soğutan bir sıvılaştırma ünitesi (liquefaction train) devasa bir buzdolabı gibidir; ancak evdeki fişi çekilmiş bir buzdolabının aksine, bu üniteleri tekrar çalışır hale getirmek haftalar sürebilir.

Hindistan'da, gübre üreticileri gibi yoğun gaz kullanan şirketler üretimi kısmak zorunda kalabilir; bu da hala yetersiz beslenme sorunuyla mücadele eden bir ülkede mahsul verimini tehlikeye atabilir. Hükümet, Orta Doğu'dan yapılan ithalattaki sert düşüşün ardından petrol rafinerilerine mümkün olduğunca fazla mutfak yakıtı üretme talimatı verdi.