Hindi ile tanışma hikayem ilk okul çağıma dayanıyor. Teyzem ve ailesi, NATO’da çalışan Amerikalı eniştemin tayini nedeniyle Türkiye’ye gelmişlerdi. Yılbaşı gecesi de bizim evde buluşup eniştemin Amerikan üssünden aldığı hindiyi pişirmeye karar verdiler. Hani o Amerikalıların 'butterball' dediklerinden. Hindi o kadar iriydi ki bizim evdeki Avrupa standartlarındaki fırına sığmamış, mecburen teyzemin devasa Amerikan fırınında pişirmek zorunda kalmıştık. İlk defa görüyordum bu kadar büyük hindi. Fırında saatlerce pişip çıktığında nar gibi kızarmıştı. Tadına gelince adı gibi yağlı, sulu ve lezizdi. Eniştem masada hindiyi büyük bir özenle, bunun için tasarlanmış bir çatal ve özel bir bıçakla kesip servis etti. Yılbaşı gecesi, masanın çevresindeki o kalabalığa ve onca lezzetine rağmen o hindi bitmedi. Artanlar da neredeyse bir hafta boyunca sandviç olarak yendi. Soğuk hali de pişmişi kadar lezizdi hindinin.
Haber Giriş: 12.12.2025 04:30 | Son
Güncelleme: 12.12.2025 04:30
Hindi mi butterball mu?
Yılbaşı yaklaşıyor. Raflarda hindiler boy göstermeye başladı bile. Gerçi memleketimizde hindi etinden şarküteriyi yemek 12 ay mümkün ama bütün hindiler sadece yılbaşı öncesi çıkıyor raflara. Hem Türkiye’de hem de dünyada birçok ülkede yılbaşı sofralarının vazgeçilmezlerinden biridir hindi