Ankaralıların ve İstanbulluların sohbet ettiği bir akşam yemeğinde konu dönüyor dolaşıyor yemeğe, Ankara restoranlarına ve balığa geliyor. Masa Heidelberg’de kurulduğu için herkes deplasmanda sayılır. Ankaralılar inatçı, “Balığın en tazesi Ankara’da yenir” diye tutturuyorlar. “Sen gel, biz seni bir Kumsal restorana götürelim” diyor içlerinden biri. Diğeri ekliyor, “Sinop’tan balığın yola çıkışını takip ediyoruz, aynı gün masada oluyor…” Malum yemek yerken bile yemek konuşmaya bayılırız. Ben de İstanbul’u savunma ihtiyacı duyuyorum ve bilmedikleri bir yerden giriyorum konuya. “Siz hiç İstanbul’da Lakerida’da levrek fileto şnitzel, çupra köftesi ya da Karabiga güveç yememişsiniz belli ki!” diyorum. Çoğu popüler Boğaz balıkçılarını bildikleri için yüzüme, “Orası da neresi?” diye bakıyorlar. İçlerinden biri hemen itiraz ediyor, “Balık, balık gibi yenmeli. Öyle alengirli şeyler sevmem.” Olabilir tabii ama çözüm yok değil: “Tamam o zaman gidince siz de dil şiş ya da fener şiş yersiniz.”
Haber Giriş: 12.12.2025 04:30 | Son
Güncelleme: 12.12.2025 04:38
Sevgilim balık sevgilim İstanbul
Etiler’deki balık ve meze evi Lakerida’da bir akşam yemeği… Oldukça minimal ama samimi bir ortam, açık mutfak, güzel müzik, taramalı, topikli, lakerdalı, vişneli yaprak sarmalı ve isli balıklı bir masa…