Fisun Yalçınkaya
Kitabın ilk bölümlerine yerleştirilmiş bir fanzin, büyüteçle okuyacağınız kadar küçük ya da katlanmış, açılınca odayı kaplayacak kadar büyük sayfalar… Kitap içinde kovalayacağınız oyunlar, sorular ve cevaplar, baştan sona değil sondan başa ya da sarmal okumaya davet… Hiçbiri olmasa, arka kapakta bir not: “you buy, so art won’t die and we don’t cry” (satın alınız ki sanat ölmesin ve bizler ağlamayalım). Kitap dediğimiz formun kendi kurallarını yırtan, o kuralların kıyısından taşan, sürprizler barındıran sanatçı harikaları, sanat yayınları nam-ı diğer sanatçı kitapları. Bir sayfanın sonsuz ihtimali barındırdığını söyleyen bu yayınlar sadece sözün değil, tasarımın da en beklemediğimiz yerlerde estetik düşünce için alanlar açabileceğini, sanatın çoğullaşmasına katkı sunabileceğini anlatıyor. Sanat denen karşılaşma ânının sadece müzeye, galeriye ya da fuara sığmayacağının habercisi oluyor. Duvarlara, sokaklara, işgal edilen kamusal alanlara taşmıyor da bu kez en basit en hızlı tüketilebilecek hale indiriyor anlatısını sanatçı: Elinize alıp çantanıza atabileceğiniz, ya da bir gün tekrar karşınıza çıkana kadar evde kitaplıkta tutabileceğiniz küçük ve etkili sanat eserleri… Sanatçı kitaplarının içinde minik anarşi oyunu barındırıyor, hiçbir kuruma, küratöre, seçiciye bağlı olmadan ne isterse söyleyebildiği alanı kâğıt kalemle açıyor.

Her yıl baharda İstanbul’da gerçekten özel bir etkinlikte canlanıyor bu anlattıklarım: border_less ARTBOOK DAYS. Bu yıl 15-17 Mayıs’ta Salt Galata’da düzenlenecek sekizinci edisyonu, 12 ülkeden 71 katılımcıyı ağırlamaya hazırlanıyor. Amaç basit: sanat alanında üreten, sanat alanındaki sözü paylaşan kişileri kitaplar eşliğinde bir araya getirmek ve bir etkileşim alanı yaratmak. Melek Gençer’le beraber bu etkinliğin kuruculuğunu üstlenen sanatçı Huo Rf’nin deyişiyle “Herkesin yan yana geldiği, üretimlerini kendi imkânlarıyla sunduğu, bağ kurabildiği etkileyici üç gün.”

Kim Var, Kim Yok?
Tam da Huo Rf’nin dediği gibi, bu yılki katılımcılar arasında yine tanınmış yayınevlerinden bağımsız inisiyatiflere, küçük yayıncılara uzanan çok sayıda katılımcı var. Çin’den 51 Personae, Slovenya’dan Gujdek, İstanbul’dan Kıymık Fanzin, Umami Kitap, Berlin’den makam editions, Pseudo Press, Romanya’dan P+4 Publications, Gaziantep’ten Mooh, Hollanda’dan Casco Art Intitute merak ettiğim katılımcı standları arasında. İrem Soyka, Vardal Caniş, Elif Kahveci, Serap Gecü ise solo olarak fuara katılan bağımsız sanatçıların sadece birkaçı…

Bu gezici (tek bir mekânı olmayan) sanat kitapları günleri, bugüne dek beş farklı mekânda 19 ülkeden 80 sanatçıyı, 20’den fazla inisiyatifi, 100’den fazla yayınevi ve kurumu ağırladı. Siz de standların arasında beklemediğiniz karşılaşmalara alan açmak isterseniz, hafta sonu yolunuzu Karaköy’e düşürebilirsiniz.
Bellekte bir istasyon: BAS İstanbul’un sanatçı yayınları ile bağı elbette sadece bu fuarla sınırlı değil, her dönem hareketli görsel sanat dünyamız kendine defalarca yayınlarda ifade buldu. 20 yıl önce Şişhane’de kurulan 2011’de Karaköy’e geçen Bas bu yayınlara ev sahipliği yapan en önemli köşelerdendi. Kimi zaman sergi mekânı, kimi zaman kitapları havalandırdığımız bir alana dönüşen Bas, Banu Cennetoğlu tarafından kuruldu ve dönemsel olarak aralarında Yasemin Nur, Seçil Yersel, Aslı Özdoyuran, Marina Papazyan’ın bulunduğu sanatçılar tarafından yürütüldü. Geçtiğimiz günlerde mekanı kapanan Bas geride birçok sanatçı kitabıyla buluşturduğu okuru bıraktı. Bas Koleksiyonu Kütüphanesi’ne bundan sonra Fındıklı yerleşkesindeki Mimar Sinan Üniversitesi Kütüphanesi’nden erişilebilecek.