Cumhuriyet hükümeti 1927 yılında ticari kapasitesi yarı yarıya azalan Galata Limanı’nı yeniden canlandırmak için serbest bölge ilan etmişti. Bu gelişmeyi ilk değerlendiren Ford Motor Co. oldu.
Hükümetle 25 yıllık bir sözleşme yaparak rıhtımda bir montaj tesisi kurmaya girişen ABD devi, otomobil üretecek, hatta komşu ülkelere ihraç edilmesini bile sağlayacaktı. 1929’da montaj başladı. Ne var ki, Büyük Buhran’ın etkileri dalga dalga yayılıp Galata Rıhtımı’nı da vurunca üretim durdu ve fabrikanın varlıkları Ford İngiltere’ye devredildi. Otokoç Otomotiv ile Ford İngiltere arasındaki ilişki o dönemde başladı. Vehbi Koç için otomobil sadece bir makine değil, aile refahını artıran ve yaşam kalitesini yükselten, kullanımı mutlaka yaygınlaşacak bir araçtı. İlk adımı atan olmalıydı.
Alırsın Ford olursun lord
Vehbi Koç, Ford Ankara bayiliğini 1928 yılında aldı. 1959 yılında ise dünyada montaj hakkına sahip ilk Ford bayisi olma hakkı elde edildi. O yıllarda “Alırsın Ford, olursun Lord” reklam sloganıyla öne çıkan Ford’un İstanbul bayiliğini de alan Koç, ısrarla Michigan’daki merkezi yokluyor ama şirketi yatırıma ikna edemiyordu.
1953’teki döviz sıkıntısı, Türkiye’ye mal satan şirketlere pazar kaybettirmeye başlamıştı. Fiat Grubu bunu fırsat olarak görüp pazarı değerlendirmeyi düşündü ancak Fiat ile yapılan ilk görüşmeler somut bir ortaklığa dönüşmedi. Koç, Agnelli ailesini tanımış olmaktan memnundu. Koç Holding ile Fiat arasındaki ilişki o yıl başladı.
Önce yan sanayi
1950’lerde halka açılarak sermaye yapısını yeniden güçlendiren Henry Ford II dış yatırımlara girişmeye başlayınca Koç ısrarla Türkiye’yi o ülkeler arasına sokmaya çalıştı. Otomotiv sanayisini kurmak için aşmak gereken yol, Anadolu’nun engebeli karayolları kadar zorluydu.
Otomotiv öncelikle yan sanayide sürekliliğe bağlıydı. Koç Ticaret A.Ş. ilk teklifi Ford İngiltere’ye götürdü ama sonuç alamadı. Koç yılmadı. Bir yolu bulunacak, o otomobil bu topraklarda üretilecekti. 1959’da Otosan-Ford ortaklığıyla kurulan ilk montaj fabrikası ve Otosan A.Ş.’nin temelleri atıldı. 1960’lı yıllarla birlikte sektöre temel oluşturacak iki projeye girişildi. 1964’te Uniroyal Lastik Fabrikası ile yerli oto lastiği üretimine başlandı. Ford Motor Company ile Otosan arasında kurulan ortaklığ§ın sonucu ise müthişti. 1966 yılında piyasaya sürülen Anadol yollardaydı. En belirgin özelliği, hafif ve paslanmaz fiberglas karoseriydi. Otosan 1991’e kadar 100 bin Anadol otomobil ve kamyonet üretti. Bugün Ford Otosan’ın iki hafif ticari, bir ağır ticari ve motor üreten; bir de motor, otomobil ve hafif ticari araç üretimi yapan toplam dört üretim tesisi var.
Otomotiv ülkesi
Agnelli ailesi ile anlaşma 1968’de imzalandı. Fiat 124 Türkiye pazarında Murat olacaktı. Ardından Şahin, Doğan ve Kartal’dan oluşan kuş serisi geldi. Tofaş, mühendis sayısı ve istihdamıyla hep ilk sırada yer alacak, 2003’te ise iki milyonuncu aracını üretecekti.
1966’da Koç Topluluğu’nun bir başka şirketi Otoyol da sektöre katıldı ve kamyon üretimine odaklandı. Gümrük Birliği ile pazara birçok yabancı marka giriyor ama yerli markalar da ihracat yapabiliyordu.
1963’te kurulan Otokar 1976’da Koç Holding bünyesine katıldı. İlk yıllarında otobüs üretimiyle öne çıkan Otokar, zamanla savunma sanayii, toplu taşıma ve lojistik gibi farklı alanlara yayılan çok katmanlı bir yapıya evrildi. 1970’lerin sonunda ihracata başlayan ilk şirketler TürkTraktör, Otoyol ve Tofaş oldu. 1985 yılında Otosan ile Ford Motor Co. ortaklığında Taunus üretimi başladı.
Bir yıl sonra Eskişehir İnönü fabrikasında ilk yerli dizel motor Erk üretilip Anadol pikaplarda kullanıldı. 1997’de sektörün toplam cirosundan en yüksek payı Ford Otosan alırken Tofaş üçüncü sıraya yerleşti. Aynı yıl Ford Avrupa’nın askıya aldığı bir proje Türkiye’ye aktarıldı; Gölcük’te ihracata yönelik kurulan yeni fabrika 2001’de faaliyete geçti. Türkiye, tekstil ve turizmden sonra otomotiv ülkesi olarak da anılmaya başlamıştı. Hareket bugün de sürüyor.