20 Temmuz 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 29.05.2026 04:30 | Son Güncelleme: 29.05.2026 04:33

Çağdaş ve gelişen bir Türkiye için Vehbi Koç Vakfı

1967 yılında, 903 sayılı Türk Medeni Kanunu’na Ek ve Vakıflar Hakkında Kanun yürürlüğe girdi ve Vehbi Koç tarafından “Türkiye’nin sosyal gelişimi için bir dönüm noktası” olarak tanımlanan adım atıldı.
1967 yılında, 903 sayılı Türk Medeni Kanunu’na Ek ve Vakıflar Hakkında Kanun yürürlüğe girdi ve Vehbi Koç tarafından “Türkiye’nin sosyal gelişimi için bir dönüm noktası” olarak tanımlanan adım atıldı.
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Vehbi Koç Vakfı, bundan 57 yıl önce, “Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım” diyen ve yaptığı yardımların ölümünden sonra da sürmesini amaçlayan hayırsever bir iş insanının yaklaşık 20 yıllık çabaları sonucu kuruldu. Koç’un “Bir yapan bulunur elbet” demeden elini taşın altına koyduğu vakıf, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında 57 yıldır topluma dokunuyor


1969 yılının 17 Ocak günü…Beyoğlu Birinci Noterliği’nde, sade bir imza töreni düzenleniyor. Vehbi Koç, ailesi ve iş arkadaşlarından oluşan küçük bir kalabalığın önünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk özel vakfının ana sözleşmesini imzalıyor. Bu vakıf, Vehbi Koç’un yardımlarının ölümünden sonra da Türk toplumuna faydalı olacak şekilde devam etmesi amacıyla kurduğu; öte yandan bir bağış kurumu olarak değil, Türk milletine yapılmış bir “vedia”, yani emanet olarak tanımladığı Vehbi Koç Vakfı. Öyle ki, Vehbi Koç, 17 Ocak 1969’da vakfın imza töreninde yaptığı konuşmasında bu emaneti şu sözlerle ifade ediyor: “Koç Holding gibi ticarî ve sınaî birçok şirketleri şumulüne alan ve bu itibarla riski azalan bir şirketin hisse senetleri ile vakfı tesis etmeyi tercih eyledim. Allah’ın lütuf ve inayetiyle kurduğum bu vakfı ilk önce vârislerime ve derece derece onların kuşaklarına, iş arkadaşlarıma, sonra da amme nizam ve emniyetini korumakla görevli olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine tevdi ediyorum.” Koç’un emaneti, arzu ettiği üzere kuşaktan kuşağa, yıl be yıl büyüyerek, 57 yıldır eğitim, sağlık ve kültür alanlarında Türk toplumuna dokunmaya devam ediyor.

Vehbi Koç’un, Koç Holding adına 12 milyon liralık hisse senedini bağışlayarak başlattığı hikayede, bugün 8 bini aşkın çalışanı olan bir vakıf başrolde. Fakat bu tablonun arkasında yatan emeği fark edebilmek için önce vakfın kuruluş hikayesine göz atmak gerekiyor. Nitekim Vehbi Koç Vakfı, yaklaşık 20 yıllık bir çabanın sonucunda kuruluyor.

1950’li yıllarda Vehbi Koç, ilk Amerika seyahatinden döndüğünde iki şeyden çok etkilenmişti: Columbia Üniversitesi’nin öğrenci yurtları ve Johns Hopkins adında bir iş adamının vakfına ait Johns Hopkins Üniversitesi’nin hastanesi. Hayırsever kimliğiyle de tanınan Koç, o dönem ülkesine döndüğünde kendi deyişiyle, parasına göre bir tesis yaptırmayı kafasına koydu. Böylelikle, ilk olarak Ankara Üniversitesi Öğrenci Yurdu’nu yaptırdı. Bu yatırım, Vehbi Koç’un ilk büyük sosyal yatırımı ve Türkiye’de sistemli hayırseverliğin başlangıcı kabul edilir. Bununla birlikte Vehbi Koç’ta kazandığı gelirin bir bölümünü kalıcı bir hayır kurumuna dönüştürme fikri de oluşmaya başlıyordu.

Vehbi Koç Vakfı’nın kurulacağını duyuran gazete haberi.

Türkiye’nin sosyal gelişiminde dönüm noktası

1950’li yılların sonu, Türkiye ekonomik canlanma ve özel sektörün güçlendiği bir dönemden geçiyordu. Kurduğu Koç Topluluğu şirketleri gelişen Vehbi Koç’un ise kafasında iki büyük amaç oluşmuştu. Bunlardan biri, uzun yılların emeği olan şirketlerini süreklilik ve verimli çalışmayı sağlayacak şekilde yeniden düzenlemekti. Bu amaçla holding şirketini kurdu. İkinci amacı ise, sosyal hizmet ve bağışlarını kurumlaştırmak ve böylece bunların kendisinden sonra da sürekliliğini sağlamaktı. Fakat bu ikinci amacın gerçekleşmesi, dönemin şartlarına göre mümkün gözükmüyordu. Nitekim, mevcut yasal yapı modern anlamda bir kurumsal vakıf kurabilmesine izin vermiyordu. Bu sebeple, 1967 öncesinde yaptığı bağışlar ve eğitim yatırımları henüz vakıf çatısı altında değildi, bireysel hayır işleri olarak yürütülüyordu. Türk Hava Kurumu’na en yüksek bağışlardan birini yapan, Ankara’da göz hastanesi, çocuk hastanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne katkılarda bulunan Vehbi Koç, bu yardımların devamlılığının garanti altına alınması konusunu düşünmeye ve yurt dışındaki özel vakıfların kuruluş hikayelerini araştırmaya başladı. Bir yandan da, Adalet Bakanlığı ve Başbakanlık nezdinde vakıf mevzuatının yenilenmesi için temaslarda bulunuyor, yeni bir yasa hazırlanması için öncülük ediyordu. Böylelikle, 1967’de, Koç tarafından “Türkiye’nin sosyal gelişmesi için bir dönüm noktası” olarak tanımlanacak, 903 sayılı “Türk Medeni Kanunu’na Ek ve Vakıflar Hakkında Kanun” yürürlüğe girdi ve 2 yıl ardından, 1969’da Vehbi Koç Vakfı kuruldu. Vakıf, ilerleyen yıllarda Türkiye’deki modern vakıfçılık modelinin de öncüsü oldu.

Okullar, hastaneler, müzeler...

Peki vakıf neler yaptı? Vehbi Koç Vakfı, 1969’da kuruluş amacını üç alan olarak belirledi: Eğitim, sağlık ve kültür. İlk yıllarda okul, yurt, kütüphane ve klinik gibi tesisler kurarak bunları ilgili kamu kuruluşlarına devrediyordu. 1980’li yılların başında, kaynağı sağlanmış, iyi organize edilmiş projeler gerçekleştirmeye yöneldi. Bir eserin meydana getirilmesi kadar yaşatılmasının da önemli olduğu anlaşıldığı için vakıf kurduğu tesislerin işletme sorumluluğunu da üstlenmeye başladı. İşte bu anlayışla Vehbi Koç Vakfı’nın kurduğu kurumlardan örnekler: Koç Okulu, Koç Üniversitesi, VKV Amerikan Hastanesi, Koç Üniversitesi Hastanesi, Amerikan Tıp Merkezi, Türkiye’nin ilk özel müzesi Sadberk Hanım Müzesi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) çağdaş sanatın öncüsü Arter, disiplinler arası yaklaşımıyla öne çıkan Meşher…

57 binden fazla öğrenciye burs

Öte yandan vakfın faaliyetlerini kurumlarla sınırlamak şüphesiz eksik kalır. Nitekim, günümüzde Vehbi Koç Vakfı, bünyesinde yer alan kurumlara ilave olarak hayata geçirdiği projeler, 57 bini aşan öğrenciye ulaşmış burs programları, sivil topluma verdiği desteklerle topluma dokunmaya devam ediyor.