Türkiye’nin ilk petrol rafinerisi olan Batman 1955’te, İzmit ise 1961’de faaliyete geçmiş, İzmir’in devreye girmesi ve kapasite artışlarıyla Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayan rafineriler 1983’te Tüpraş çatısında toplanmıştı. Bu yatırımlar, 20. yüzyıla girerken temel enerji kaynağı havagazı olan ülkedeki enerji dönüşümünü sağladı.
Taş kömürünün damıtılmasıyla üretilen havagazı kullanımı, sadece kentlerde kurulu boru hatlarıyla 1945 sonrasında yaygınlaşmıştı ama zehirli yapısı ve kullanımı tehlikeli olduğundan 1960’larla birlikte yeni bir alternatif aranmaya başlandı. İhtiyacın ancak sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) dolu tüplerden karşılanabileceği düşünülerek ilk dolum tesisi kuruldu. Tesiste biriken LPG’nin tüplerle evlere ulaştırılması yeni bir iş alanı demekti. Vehbi Koç ve Hillel Picciotto ortaklığında kurulan Gazsan, bu alanın ilk girişimi oldu.
Tüp imalatıyla dolum ve dağıtım işini yapmak üzere 1961 yılında kurulan Gazsan Likid Gaz Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin 1962’de sanayi ve ticaret kısımlarını birbirinden ayırmak üzere ikiye bölünmesine karar verildi. Böylece, tüp ve kapak imalatı yapmak üzere Gazal Gaz Aletleri A.Ş. doğdu. Gazsan ise 1963 yılında ticari faaliyete daha uygun bulunan Aygaz adını aldı ve hızlı bir markalaşma sürecine girdi. Vehbi Koç o gün piyasanın çok hızlı büyüyeceğini ve Mobil’in Mersin’de inşa etmekte olduğu büyük rafinerinin Aygaz’ı hızla ülke sathına yayacağını ifade ediyordu.
LPG ile yaşanan dönüşüm
Aygaz’ın ülkeye yayılma hızıyla havagazı kullanımından uzaklaşılması eşzamanlı oldu. Aygaz sadece kentlere değil, en ücra köylere bile hitap ediyor, tezek ve odun yakmaktan tüp gaza geçiş yaşanıyordu. LPG kullanımının gösterdiği geniş yayılım, Aygaz’ı da en bilinen markalar arasına sokmuştu. Aygaz markalı tüpler mutfaktaki ocağı yakıyor, bir aparatla aydınlık saçan lambaya ya da ısı veren sobaya dönüşüyor, piknik tüpler her yere taşınabiliyor, sanayi tipleri endüstride kullanılıyordu. 1971’de yayımlanan “Evinizin Dostu Aygaz Bayii” başlıklı bir ilan, LPG ile yaşanan dönüşümün özeti gibiydi: “Aygaz bayiinde tüplerin yanı sıra, Aygaz ocakları, Aygaz fırınları var. Evinizin sıcak suyu için Aygaz termosifonu var.”
Uzun vadeli yatırımlar
Gelişen ve sanayileşen ülkede enerji ihtiyacı da hızla artıyordu. Böyle bir konjonktürde Tüpraş’ın kapasitesi de artıyordu. 1983 yılında farklı rafinerileri çatısı altında toplayan Tüpraş’ta 1986’da Kırıkkale’nin de devreye girmesini takiben uzun vadeli yatırımlar da başladı. Öte yandan regülasyonlarla birlikte 1990’ların sonlarında hız kazanan LPG’nin otomobil yakıtı olarak kullanımı, otogazı da enerji denklemine soktu. Günümüzde Türkiye’nin otogaz kullanımında Avrupa’da birinci, dünyada ikinci sırada yer almasını getiren gelişmelerde de Aygaz başroldeydi. Türkiye’de otomobillere özel ilk otogaz olma niteliğini taşıyan Avrupa standartlarındaki OtoAygaz LPG1 Türk tüketicisinin kullanımına sunuldu.
Koç Topluluğu’nun enerji sektöründeki kararlılılığını gösteren diğer yatırımlar; 1995 yılında sıfır karbonlu enerji vizyonuyla Entek Elektrik’in kurulması, Mersin’de küçük bir işletme olarak yola çıkıp müthiş bir başarı hikayesi yazan Öztürk Ailesi’nin Opet girişimiyle 2002’de kurulan ortaklık ve Türkiye tarihinin en büyük özelleştirmelerinden biri olan Tüpraş’ın 2006’da devralınması oldu. Tüpraş’ın Holding çatısı altında hızlanan yatırımlarıyla rafinerilerin CCR reformer ve dizel kükürt giderme birimleriyle donatılmasını 2010’da açılan Tüpraş Ar-Ge Merkezi izledi. Tüpraş’ın 2050 karbon nötr vizyonuyla uyumlu sürdürülebilir rafinaj, yenilenebilir yakıtlar, sıfır karbonlu elektrik ve temiz hidrojen odaklı stratejik plan, bu çatı altında tasarlandı.
Türkiye’nin 21’nci yüzyıldaki enerji ihtiyaçları yüzyıl öncesinden çok farklı. Ancak Koç Holding’in sektöre değer katma işlevi ise değişmedi. Tüpraş halen ülkenin en büyük sanayi kuruluşu unvanına sahip. Mustafa Koç’un “Harvard’da okutulabilecek bir vaka” olarak tanımladığı Opet, Koç ortaklığında değerini artırdı; Aygaz inovatif ürünleri ve öncülüğüyle uluslararası enerji şirketine dönüşme yolculuğunu sürdürüyor.