14 Haziran 2026, Pazar
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 29.05.2026 04:30 | Son Güncelleme: 29.05.2026 04:30

Kendi sözleriyle Vehbi Koç: Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım. Demokrasi varsa hepimiz varız

Memleket sevgisi, yaşam felsefesi, çalışma prensipleri… Koç Topluluğu’nun kurucusu Vehbi Koç’un benzersiz deneyiminden süzülmüş, kendi sesinden hayat dersleri
Kendi sözleriyle Vehbi Koç: Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım. Demokrasi varsa hepimiz varız
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Atatürk’ün iltifatına mazhar olamamak talihsizlikti

Esnaflığa yeni başlamış, çıraklık çağında bir çocuktum. Büyük Atatürk’ü yakından tanıma fırsatım olmadı. Ama çarşıda, evde, Atatürk’ün bir yerde görüneceğini, bir yerden geçeceğini duyunca herkes gibi ben de koşar, onu görmeye çalışırdım. Atatürk, Adnan Adıvar ve Halide Edip Adıvar’ın Ankara’ya gelişlerinde karşılamaya istasyona gitmişti. Biriken halkın arasında ben de Atatürk’ü görebilmiştim. O gün gördüklerimi ve büyük Atatürk’ün üzerimde bıraktığı etkiyi hiç unutmam.

Cumhuriyet bayramlarında Ankara Palas’ta verilen balolarda onu biraz daha yakından görebilmişimdir; ama yanına kadar sokulmak ve iltifatına mazhar olmak fırsatına erişememeyi hep bir talihsizlik saymışımdır. 1938 yılının 10 Kasım’ında onu kaybettik. Naaşı Ankara’ya getirildi, çok büyük bir merasim yapıldı. Katafalkının önünden bütün Ankara halkı dört gün, hem de birkaç defa geçtik. Atatürk’e çok yakınlaştım ama yüzü görülmüyordu.

Siyasal hayata geçmenin benim için bir cazibesi yoktur

Belediye meclisi üyesi oldum. O zamanlar Kemal Satır Bey, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara müfettişi idi. İsmet Paşa’dan gelen bir haberle bana Ankara milletvekili namzedi olacağımı bildirdi. Teşekkür ederek mebus olmak istemediğimi, kendi sahamda çalışmaya devam edeceğimi söyledim. Israr etmediler, benim yerime bir başkası milletvekili oldu. Bu memleket sadece iktidarın veya muhalefetin değil, hepimizindir; bütün vatandaşlar aynı geminin içindeyiz.

Benim anlayışıma göre bir iş adamının da en az onlar kadar sorumluluğu vardır. Bu bakımdan, ekonomik hayat içindeki rolümü bırakıp siyasal hayata geçmenin benim için bir cazibesi yoktur. Münasebetlerimi hep bu anlayış çerçevesinde tanzim ettim. İş hayatımda, hükümetler ve politikacılarla olan münasebetlerimden ve ahbaplıklarımdan istifade etmeyi asla düşünmedim.

Kendimi inkılâbın hizmetinde görüyordum

İşlerimin gelişip büyüdüğü yıllarda dikkatimi daima kendi işime verdim. Kazandığım parayla altın ticareti yapmak, arsa almak, emlağa para yatırmak gibi heveslerim olmadı. Bugün de herkese, “Kazancınızı kendi işlerinizi büyütmek için kullanınız” tavsiyesinde bulunuyorum. Benim iş hayatına atıldığım yıllar; sadece para kazanmanın gaye olmadığı, ülke ekonomisini iyileştirmek için Atatürkçü politikalarla kendimizi görevli saydığımız, iş yaratmak, iş sahibi olmak emelini önde tuttuğumuz bir idealist devirdi. Kendimi en az politikacılar kadar inkılâbın yolunda ve hizmetinde görüyordum.

Demokrasi varsa hepimiz varız

Benim anayasam şudur: Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım. Kurduğum müesseselerin ve kendi varlığımın, memleketimin varlığı ile devam edeceğine inanarak hareket ettim. Demokrasi varsa hepimiz varız.

Ekonomik başarının yolu emniyetli ortam

Japonya’da siyasal ve ekonomik hayatta istikrarı koruma bahsinde herkesin kendini sorumlu hissetmesi, orada gördüğüm en ibret verici hususiyetti. Politikacı, bürokrat, aydın, iş adamı, işçi ve tümüyle halk, bana imrendirici bir dayanışma içinde göründü. Ekonomide gelişme ve başarının yolu, emniyetli bir siyasal ortamdan geçer.

Acemilikten geçmeden gerçek sanayici olunmuyordu

Sanayi hayatımın başında ağır tenkitlere uğramıştım. Ampul fabrikasını, daha sonra
otomotiv sanayisini kurarken, bunun sanayi değil bir aldatmaca olduğu söyleniyor ve yaptığımız işin montajcılıktan başka bir şey olmadığı ifade ediliyordu. Nedense dünyanın her yerinde bu işlerin böyle başladığı unutuluyordu. Her işin olduğu gibi, sanayinin de bir acemilik ve öğrenme devresi vardı ve oradan geçmeden gerçek sanayici olunmuyordu. Şimdi, aradan geçen 25-30 yıl zarfında o günlerin çok geride kaldığını hepimiz görüyoruz. Bugün bizim de artık hakiki imalata geçmiş ve gücü adamakıllı büyümüş bir sanayimiz vardır.

Amacım sosyal hizmet ve bağışlarımızı kurumsallaştırmaktı

Koç Grubu şirketleri gelişirken, kafamda iki büyük amaç olgunlaşmıştı. Bunlardan biri uzun yılların emeği olan şirketlerimizi süreklilik ve verimli çalışmayı sağlayacak şekilde yeniden düzenlemekti. Bu amaçla Holding şirketimizi kurduk. İkinci amacım da sosyal hizmet ve bağışlarımızı kurumlaştırmak ve bunların benden sonra da sürekliliğini sağlamaktı. Bu ikinci amacım da Vehbi Koç Vakfı’nı kurduğum zaman gerçekleşti.

Başarının sırrı tecrübelerden yararlanmaktır

Hayatta başarılı olmanın sırları arasında belki de en önemlisinin, başkalarının tecrübelerinden yararlanmak, verilen öğütleri can kulağı ile dinlemek, ilgili yayınları dikkatle okumak ve kazanılan bilgileri değerlendirmek olduğuna inanıyorum..

Zamanı kötü kullanana çok acırım

İsraftan hoşlanmam, zaman israfından hiç hoşlanmam. Başkalarının benimle olan münasebetlerinde dikkat ettiğim noktalardan birisi, zamanı nasıl kullandıklarıdır. İş hayatında olsun özel hayatta olsun, randevusuna riayet etmeyene kötü puan veririm. İşlerimizin ve iş münasebetlerimizin hızla genişlediği son kırk yıl içinde en fazla titizlik gösterdiğim konulardan biri budur. Hem zamanı kötü kullanana hem de kaybolan zamana çok acırım.

Sağlam bir bünye her şeyin anasıdır

Baba, oğluna nasihat eder, “Önüne bir beyaz kağıt çek ve baş tarafına şöyle kalemi bastırarak 1 rakamını yaz” der. Konuşmasını sürdürür: “İlkokulu bitirdin, 1’in yanına bir sıfır koy. Ortaokul için, lise için, üniversite için birer sıfır daha koy. Askerliğini yaptın, bir sıfır daha. Artık çalışmaya başladın, eriştiğin her başarı için birer sıfır ekle. Böylece elde ettiğin sayı senin değerini gösterir. Fakat unutma ki baştaki 1 olmasa senin elindeki o sayı hiçbir mana ifade etmez. İşte o 1 var ya, o senin sağlığındır oğlum. Sağlık olmadı mı, insan hayatta hiçbir yere varamaz.” Sağlam bir bünye her şeyin anasıdır. Kişi de toplum da sağlıklı olmalıdır.

Enerjimden hiçbir şey kaybetmedim

Çalışarak uzun yaşamak güzeldir. Çocuklarım ve torunlarım da dahil pek çok kimse, benim gibileri eski tip yaşayışın adamı sayarlar. Bunu yüzüme karşı söylemeseler de hissederim ama bildiğim gibi yaşamaya da devam ederim. Hayatım boyunca çok yorucu, ağır işlerin altına girdim. Uzun bir ömrü arkada bıraktığım halde enerjimden hiçbir şey kaybetmedim. İki yıldır işleri çocuklarıma ve diğer çalışma arkadaşlarıma devrederek uzaktan gözetimi sürdürüyorsam da hâlâ kendimi pek çok işi başarabilecek ölçüde istekli ve hazır görebiliyorum.

Öğlenleri yarım saat uyku

Yiyip içmeye gelince, bu konuda elimden geldiği kadar dikkatli olmaya çalışırım. Esasen her konuda aşırı gitmemeye dikkat etmek iyidir. Aşırılıklardan kaçınmak insanı tasarrufa, elindekini iyi kullanmaya alıştırır. Sağlığınız ne kadar iyi olursa, o kadar keyifle çalışır ve daima bir şeyler üretirsiniz. İsmet Paşa’nın altın değerinde bir öğüdü vardır: “Nerede olursan ol, öğlenleri bir yarım saat uyku insanın gücünü tazeler Koç, bunu unutma” derdi. Ben de unutmadım.

Spora gelince... 35 yıl ata bindim. Son yirmi yıldır spor olarak sadece yürüyüş yapıyorum. Hiç ihmal etmem… 

İlginç bulduğum her kitaptan notlar çıkardım

Bir insanın kendi hayatında geçirdiği tecrübeler kâfi değildir; insanın olgunlaşması için okuyarak, görerek, dinleyerek başkalarının tecrübelerinden istifade yolunu araması da şarttır. Hayatım boyunca okuduğum, ilginç bulduğum her kitaptan, her yazıdan notlar çıkarır, onları “Güzel Sözler” dosyasında biriktirirdim.