Elif Nazlı Duran/[email protected]
Sadberk Hanım Müzesi, 14 Ekim 1980’de kapılarını açtığından bu yana yalnızca eserlerin değil, zamanın da izini süren bir kültürel hafıza mekanı. Vehbi Koç Vakfı tarafından kurulan müze, Sadberk Koç’un kişisel koleksiyonundan doğan ilk çekirdeğini bugün 21 bini aşkın eserden oluşan zengin bir kültürel birikime dönüştürdü.
Sarıyer Büyükdere’deki Azaryan Yalısı’nda başlayan yolculuk, koleksiyonun büyümesi ve yanındaki yapının restore edilip “Sevgi Gönül Binası” adıyla hikayeye dahil olmasıyla gitgide genişliyor.
Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu’nun 1983’te devralınmasıyla, müze artık MÖ 6. bin yıldan 20’nci yüzyılın başına uzanan Anadolu uygarlıklarının tarihini kesintisiz biçimde temsil edebilecek bir koleksiyona sahip oluyor ve kültür hizmeti vermeyi sürdürüyor.
Akademik yaklaşımıyla öne çıkıyor
Sadberk Hanım Müzesi’ni benzer kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, sergilemenin ötesine geçen akademik yaklaşımı. Müze, kalıcı ve süreli sergilerin yanı sıra bilimsel yayınlar, eğitim programları, atölye ve uluslararası iş birlikleriyle koleksiyonun farklı açılardan yorumlanmasını sağlıyor. Son yıllarda düzenlenen seminer dizileri ve kültür kurumlarıyla ortaklaşa gerçekleştirilen etkinlikler, buranın sadece sergi alanı değil, aynı zamanda düşünce ve üretim platformu olduğunu gösteriyor.
Bu yaklaşımın en güncel örneklerinden biri olan Uluslararası Sadberk Hanım Müzesi Sempozyumu’nun ilki 2024’te “Tekstil Konservasyonu” temasıyla gerçekleştirildi. Sempozyum, dünyanın farklı kurumlarından uzmanlara, sergileme ve yeni yöntemler üzerine bilgi paylaşımına imkan tanıdı.
“Eşim Sadberk Koç’un ruhunun huzur duyduğunu düşünüyorum. Sadberk Hanım’ın adı ile yaşayacak bu müze ileride daha da zenginleşecektir ve benimle karımın ortak duygularımızı geleceğe aksettirecektir.” (Vehbi Koç, Hatıralarım Görüşlerim Öğütlerim)
Bugün Sadberk Hanım Müzesi, özel müzeciliğin öncüsü olmakla kalmıyor; uluslararası akademik çevrelerde de saygın bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Koleksiyonlarını kronolojik bütünlük içinde sunup, geçmişle bugünü buluşturan bir anlatı kuruyor. Bu yönüyle, kültürel mirası korumanın yanı sıra onun üzerine düşünmenin ve tartışmanın da alanını açıyor.
Tersane İstanbul’da yeni dönem
Geçmişi 15’inci yüzyıla uzanan Tersane İstanbul’da planlanan yeni müze kompleksi, Sadberk Hanım Müzesi’nin sergileme ve araştırma kapasitesini genişletmeyi hedefliyor. Yeniden tasarlanarak hayat bulan tarihi tersanede yer alacak müze, seçkin koleksiyonunu ilham verici bir ortamda sergilemeye devam edecek.