“Enerjimiz Geleceğe” vizyonuyla Türkiye’de enerji dönüşümüne öncülük eden Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı’nı küresel enerji denklemindeki kırılmalar doğrultusunda yeniden şekillendirdi. “Yeşil dönüşüm” ile “arz güvenliği” arasındaki hassas denge, şirketin yeni yol haritasının da temel belirleyicisi haline geldi
Enerji sektörü küresel çapta büyük bir dönüşüm yaşarken, yeşil enerji ile birlikte güçlü arz dengesinin kritik önemi de artıyor.
Günümüzde yaşanan jeopolitik çatışmalar tedarik zinciri risklerini ve enerji arzının ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha ortaya koydu, buna paralel olarak elektrikli araç yatırımlarındaki yavaşlama, enerji dönüşümünün beklenenden daha uzun bir zaman dilimine yayılabileceğine işaret ediyor. Böyle bir tabloda, Paris Anlaşması ile şekillenen düşük karbon vizyonu korunmakla birlikte, enerji güvenliği başlığı stratejik öncelikler arasında daha merkezi bir konuma yerleşmiş durumda.
Tüpraş’ın 2021’de “Enerjimiz Geleceğe” vizyonuyla açıkladığı Stratejik Dönüşüm Planı’nı Nisan 2025 itibarıyla güncellemesi de tam olarak bu yeni denge arayışının bir sonucu.
Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük ediyor
Bu güncelleme, enerji dönüşüm sürecinde karşılaşılan teknolojik, finansal ve jeopolitik şartların daha gerçekçi bir çerçevede ele alındığını gösteriyor. Şirket, uzun vadeli yönünü değiştirmeyerek 2050 karbon nötr hedefini korumaya devam ediyor.
Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş; İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’daki dört rafinerisiyle yıllık 30 milyon tonluk üretim gücüne sahip. Tüpraş bugün Avrupa’nın 7’nci, dünyanın ise 36’ncı büyük rafineri oyuncusu konumunda. Türkiye rafinaj kapasitesinin yüzde 70’ini tek başına karşılayan Tüpraş, hem iç pazardaki liderliğini koruyor hem de enerji dönüşümüne yönelik yatırımları ile sektörün geleceğini inşa ediyor.
Elektrik üretiminde de güçlü bir oyuncu
Tüpraş, sıfır karbonlu elektrik üretimi alanındaki büyüme stratejisine ivme kazandırmak amacıyla, bu alanda faaliyet gösteren Entek’in hisselerini 2022 yılında devraldı. İşlemle birlikte, Entek’in yenilenebilir enerji varlıklarını portföye dahil etmekle kalmadı; aynı zamanda geliştirmekte olduğu yeni projeler aracılığıyla sıfır karbonlu elektrikte büyümeyi hızlandırdı.
Enerji verimliliği tarafında enerji yoğunluğunun 2030’a kadar 88,7 seviyesine düşürülmesi hedeflenirken, Entek ile sıfır karbonlu elektrik üretim kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. Tüpraş’ın Entek ile beraber Batman ve Kırıkkale rafinerilerinde faaliyet gösteren GES’leri dahil toplam 423 MWe sıfır karbonlu elektrik kurulu gücü bulunuyor. Entek’in Türkiye’de aldığı ön lisanslar (718 MWe) ve 2025 yılında Romanya’da yaptığı GES yatırımıyla birlikte çok yakında Tüpraş’ın konsolide sıfır karbonlu elektrik kurulu gücünün 1 GW’ı aşması bekleniyor.
Sürdürülebilir havacılık yakıtında eşik atlandı
Sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), Tüpraş’ın dönüşüm planında giderek daha kritik bir rol üstleniyor. Önceki planda mevcut bir ünitenin dönüştürülmesi öngörülürken, yapılan mühendislik değerlendirmeleri sonucunda İzmir’de sıfırdan yeni bir üretim tesisi kurulmasına karar verildi. Yeni tesis devreye alınana kadar mevcut rafinerilerde “co-processing” yöntemiyle SAF üretimi yapılması planlanıyor. Bu yaklaşım, geçiş döneminde kapasite yaratmayı hedeflerken, uzun vadede Türkiye’nin havacılık yakıtında dışa bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor.
Havacılık sektöründe, 2024 yılında SAF üretimi için Tiryaki Agro ile hammadde ve tedarik anlaşması imzalanması ile en az 300 bin ton hammadde ihtiyacı güvence altına alınmış durumda. 2025 yılında Türkiye’nin lider SAF üreticisi olma yolunda önemli bir adım atıldı. Türk Hava Yolları ve Pegasus Hava Yolları ile SAF tedariki konusunda iyi niyet anlaşmalarına imza atan Tüpraş’ın bu adımı Türkiye’de yerli SAF üretimi açısından önemli bir eşik olarak kabul ediliyor.
2025’te toplam üretimi 26.8 milyon tonu buldu
Türkiye’de akaryakıt talebi 2025 yılında güçlü seyrini devam ettirirken, jet yakıt ve benzin talebi yıllık bazda yüzde 16 artış göstererek talebin ana dinamiklerini oluşturdu. Enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı direnç göstermede öncü rol üstlenen Tüpraş, 2025 yılında yüzde 93,6 kapasite kullanımıyla 26,8 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Yıl içinde toplam satış hacmi 29,4 milyon tona, cirosu ise 830 milyar TL’ye ulaşan Tüpraş’ın vergi öncesi kârı 43,8 milyar TL olarak kaydedildi.
İlk özel demiryolu şirketi
Tüpraş’ın iştiraklerinden Türkiye’nin ilk özel demiryolu şirketi Körfez Ulaştırma, 14 lokomotif ve 581 vagonu ile seferlerini sürdürüyor. Kuruluşundan bu yana yaptığı taşımacılıkla yaklaşık 1 milyon akaryakıt tankerinin karayoluna çıkmasını engelleyerek karbon salımını azalttı.
Tüpraş’ın hikayesi

Durma lüksümüz yok!
Mart 2020’den itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi döneminde Tüpraş, ülkesine duyduğu sorumlulukla günü geldiğinde çalışanlarıyla rafineride konaklamayı göze alarak Türkiye’nin enerji ihtiyacını kesintisiz olarak karşıladı. Şirketin pandemi döneminde iletişim mottosu şuydu: “Durma lüksümüz yok!”
Yine Süveyş Kanalı rotası 2023-2024 yıllarında geçiş güvenliği endişeleriyle kullanılamadığında, Ditaş açık denizde, gemiden gemiye petrol naklederek Türkiye’nin ham petrol ikmalini sağlamayı sürdürdü.

“Ne yapın edin ülkemizde akaryakıt sıkıntısı yaratmayın”
2008 krizinde yapılan Tüpraş Yönetim Kurulu Toplantısı’nda; Rahmi M. Koç, Tüpraş’ın zararı göğüsleyerek üretime devam etmesini istedi ve “Ne yapın edin ülkemizde akaryakıt sıkıntısı yaratmayın” değerlendirmesinde bulundu.
Mihenk Taşı / Arşivin altın sayfalarından
Tüpraş’ta Koç Devri başladı - 26 Ocak 2006
Tüpraş’ın yüzde 51’lik kısmının Koç-Shell Ortak Girişim Grubu’na satışına ilişkin hisse devir sözleşmesi imzalandı. Devir bedeli olan 4 milyar 140 milyon doların aktarılması, Özelleştirme Fonu’na tek seferde yapılan en büyük para girişi oldu. Konsorsiyumunun verdiği bu fiyat Tüpraş’ın 4.5 milyar dolarlık piyasa değerinin yüzde 80 üzerinde oldu. Tüpraş’ın toplam değeri ihalede 8 milyar 11 milyon dolara ulaştı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) gelirin kamu borçlarını ödemede kullanıldığını vurgularken geçen yılın eylül ayında başlayan ihale sürecinin başarıyla sona erdiğini belirtti.
