21 Mayıs 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 03.05.2026 11:33 | Son Güncelleme: 03.05.2026 11:52

Chanel'in tasarımcısından tartışmalı dizayn: Bu bir ayakkabı mı?

Fotoğraf: Getty Images
Fotoğraf: Getty Images
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Chanel, Cruise 2027 koleksiyonunu bu hafta Biarritz'de tanıttı. Sahil kasabasının rüzgarlı havasında sergilenen yeni koleksiyon için Nicole Kidman ön sırada oturuyordu, A$AP Rocky çantasıyla poz veriyordu. Koleksiyon ise Matthieu Blazy'nin 'kusursuz'luğunu taşımaya devam ediyordu.

Getty Images

Balık formunda etekler, okyanus esintili bir kreasyon izledik. Blazy en ufak detaylarla bile okyanusu karaya taşımıştı.

Getty Images

Ancak tüm o kusursuz figürlerin içinde bir detay podyumun sessizliğini bozdu ve fısıltılarla başlayan soru işaretleri, sosyal medyaya taşındı: "barefoot heel cap." Yani yalnızca topuk bölümü bulunan ve iki iple bağlanan burunsuz ve tabansız sandaletler... En büyük soru şuydu: Bu bir ayakkabı mı?

Getty Images

Bu soru işareti hem sosyal medyayı hem de moda dünyasını karıştırdı. Moda yazarları kendi aralarında bu tasarımın 'ayakkabı olup olmadığı'nı tartıştı, bunu da bizlerle paylaştı. Vogue'da Hannah Jackson, Anna Cafolla, Max Berlinger ve Christian Allaire bu tasarım için yorumlarını yazıya döktü.

Hannah Jackson ilk bakışta balık solungacı başlıklarına odaklandığını, gözleri modellerin ayaklarına indiğinde ise "ne kadar eğlenceli ve yaramaz bir fikir" diye düşündüğünü söyledi; "Kullanışlılık aramak bu tasarımın amacı değil" dedi. Anna Cafolla podyumu izlerken aklına hemen "pedikürünün olmadığının geldiğini ve parmak uçlarının şimdilik kapalı kalması gerektiğini" söyledi.

Max Berlinger ilk başta ayağa bağlanmış birkaç ip zannettiğini, sonradan bunların aslında bir ayakkabının arka yarısı olduğunu fark ettiğinde tasarımın gözünde biraz daha ‘ilgi çekici’ bir hal aldığını aktardı.

Christian Allaire ise bu sandaletlerin Met Gala temasıyla da örtüştüğünü hatırlattı: "Bu ayakkabılar Hermès'i çağrıştırıyor; markayı değil, kanatlı sandalet giyen Yunan tanrısı Hermes'i."

New York Times yazarı Jacob Gallagher ise bu soruyu başlığa taşıdı: "Bir ayakkabı ne zaman ayakkabı olmaktan çıkar?"

Gallagher'a göre bu tasarım ‘ayakkabıdan çok ayak.’ Chanel'in açıklamasına göre Blazy "denizden ya da plajdan çıkan bir kadının yere basan hissini uyandırmak istedi" ve ortaya ‘neredeyse takı gibi görünen ayakkabılar’ çıktı.

Gallagher bunu bir metafizik paradoksu olarak nitelendiriyor: Bu topuk kapakları, hiçbir zaman yere değmeyecek ayaklar için yapılmış, akıl almaz bir lüksü temsil ediyor.

Tabii bir halk plajında değil; muhtemelen Capri'deki özel bir villanın sahili için…

Gallagher'ın tespiti çok net: Chanel, bir ayakkabıya bir şeyler ekleyerek onu olağanüstü kılmanın artık mümkün olmadığını anladı. Bunun yerine her şeyi çıkardı, ya da en azından yarısını.

Taşıdığı tek ‘mitoloji’ referansı Hermes olmayabilir

Öte yandan Christian Allaire'nin benzetmesi aslında o kadar da yabancı değil. Antik Yunan mitolojisinde Hermes, topuklarına takılı kanatlı sandaletleriyle tanrıların habercisiydi; ayakları neredeyse hiç yere değmezdi.

Blazy'nin tasarımı da tam olarak bunu yapıyor: Ayağı yerden kaldırıyor, ona neredeyse mitolojik bir hafiflik atfediyor. Topuk bölgesini koruyan o küçük deri parçası, işlevsel bir koruma değil; daha çok bir sembol.

Aynı Hermes gibi “topuklarını yükseltiyor.”

Ama mitolojide topuk, aynı zamanda en büyük zayıflığın sembolü… Hikayesinde Aşil, tek savunmasız noktası olan topuğundan vurularak ölmüştü. Blazy'nin tasarımı da tam bu ikiliği yaşatıyor; topuğu hem koruyor hem de dikkati oraya çekiyor.

Hem gücün hem de kırılganlığın bir sembolü.

Yıllardır sorulan sorunun en 'minimalist' hâli

Ama bu ‘yarım ayakkabı’ fikri aslında modanın uzun süredir oynadığı bir oyunun son hamlesi. Alexander McQueen'in 2010'da tasarladığı armadillo platformları, yürünemez ama unutulamazdı.

Loewe, topuklarını şişirilmemiş balonlarla donattı. Schiaparelli ise bu sezon "Sphynx" adını verdiği, parmak ucunda açık ağızlı tıslayan bir kedi figürüyle biten ayakkabılarla podyuma çıktı; vahşi, sürrealist ve kesinlikle alışılmışın dışında. Her biri kendi döneminin "bu bir ayakkabı mı?" sorusuydu.

Chanel ise bu soruyu en minimalist haliyle sordu: Bir ayakkabıdan her şeyi çıkarırsan geriye ne kalır?

Kaynak: Gazete Oksijen