06 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 03.10.2026 12:39 | Son Güncelleme: 03.10.2026 13:33

Hızlı ve lüksün arasında: John Galliano ve Zara iş birliğinin ilk perdesi bize ne anlatıyor?

Fotoğraf: Steven Meisel
Fotoğraf: Steven Meisel

John Galliano, iki yıllık Re{form} projesinin ilk koleksiyonunda Zara arşivini kendi tasarım diliyle yeniden yorumladı. Dekonstrüksiyon, tarihsel referanslar ve teatral siluetlerle şekillenen koleksiyon moda dünyasını heyecanlandırsa da Galliano’nun geçmişi ve Zara’nın 'erişilebilir lüks' hamlesi ise tartışma konusu... Koleksiyona ve tartışmalara birlikte bakalım


John Galliano’nun adı uzun yıllardır couture, teatral anlatı ve moda tarihinden çekip çıkardığı karakterlerle özdeşleşiyor. Dior’da geçirdiği yıllar, kendi markası ve sonrasında Maison Margiela’da kurduğu dünyalar moda tasarım dünyasında kendisine ait büyük bir arşiv oluşturmasını sağladı.

Bundan birkaç yıl öncesinde Galliano’nun bir sonraki durağının Zara olacağını söylemek, muhtemelen moda dünyasının en tuhaf tahminlerinden biri sayılırdı. Ancak bu gerçekleşti. Galliano perakende devi Zara için tam dört koleksiyon içeren iki yıllık bir anlaşma imzaladı. Bir diğer deyişle modanın yaşayan efsanelerinden biri perakendenin en dev markası ile bir araya geldi.

Peki bu dev anlaşma bize ne getirecekti?

Galliano'nun İspanyol perakende deviyle yaptığı iki yıllık anlaşmanın ilk bölümü Re{form} Vol. 1, 1 Ekim’de satışa çıktı. Projenin amacı, Zara’nın geçmiş koleksiyonlarındaki parçaları Galliano’nun diliyle “yeniden yazmak”. Bu, eski stokların dönüştürülmesi anlamına gelmiyor; Zara arşivindeki formlar ve fikirler yeni materyallerle yeniden üretiliyor.

Zara arşivi, Galliano filtresinden geçiyor

Koleksiyonun başlangıç noktası aslında son derece gündelik: kabanlar, gömlekler, slip elbiseler, takım elbiseler ve etekler. Fakat Galliano’nun elinde bunların hiçbiri başladığı yerde kalmamış.

Kabanların önleri kesilerek frak formuna yaklaştırılmış, kumaşların kenarları ham bırakılmış; gömlek yakaları arkadan büzülerek omurganın iki yanında kanadı andıran kıvrımlar oluşturmuş. Tüller ve fileler başka kıyafetlerin üzerine geçirilerek giysinin kendisinden çok bir tür “hayaletini” yaratmış.

Who What Wear koleksiyonu, "Zara’nın alışıldık günlük parçalarını neredeyse tanınmaz hale getiren bir çalışma" olarak tanımlıyor. Gömlek artık yalnızca gömlek değil; elbiseler bedenin çevresinde kıvrılıyor, takım elbiselerin oranları büyüyor ve parçaların yapım süreçleri özellikle görünür bırakılıyor.

Vanessa Friedman ise The New York Times’taki değerlendirmesinde Galliano’nun Zara’nın temel parçalarını birer “boş tuval” gibi kullandığını söylüyor. Ona göre tasarımcı bu tuvallere tarih, romantizm ve hayal parçaları ekliyor.

Friedman'ın değerlendirmesi aslında Galliano’nun kariyeri boyunca yaptığının da bir özeti.

Fransız Devrimi’nden 1984’e

Koleksiyonun tarihsel arka planında Galliano’nun kendi geçmişi var. Re{form} Vol. 1, tasarımcının 1984 yılında Central Saint Martins’ten mezun olurken hazırladığı Les Incroyables koleksiyonuna geri dönüyor.

Fransız Devrimi sonrasının abartılı giyimleriyle tanınan Incroyables ve Merveilleuses karakterlerinden esinlenen mezuniyet koleksiyonu, Galliano’nun daha kariyerinin başında tarihsel kostümü çağdaş moda anlatısına dönüştürme biçimini ortaya koymuştu.

Fotoğraf: Steven Meisel

Yeni Zara koleksiyonunda da benzer karakterler var: bir parça Fransız Devrimi, biraz 1920’ler ve 1930’lar, biraz aristokrasi, biraz punk ve Galliano’nun yıllardır sevdiği “yarım bırakılmış” görünüm.

Friedman bunu, "Fransız Devrimi’nin isyancılarıyla Tolstoy Rusyası’nın çariçelerinin ve eski New York gece hayatının centilmenlerinin aynı yerde buluşması gibi" diye tarif ediyor.

Galliano yine 'kendi sözlüğünü' yarattı

Galliano, Maison Margiela döneminde olduğu gibi yalnızca teknikler yaratmakla kalmadı; onlara isim de verdi.

  • The Flix, tül ve file katmanlarının üst üste bindirilmesiyle giysinin altındaki katmanları görünür bırakıyor.
  • The Shift, bir parçanın göründüğü şey olmaması üzerine kurulu. Örneğin deri bir kabanı andıran baskılı bir gömlek aslında hafif poplinden yapılmış.
  • Wrapture, Zara’nın etek, slip elbise ve astarlarının ters yüz edilip bir araya getirilmesiyle oluşturulan sarma formları tanımlıyor.
  • In-Cut-Yable ise klasik dış giyimin kesilip parçalanarak yeni siluetlere dönüştürülmesine verilen isim.

Bir başka deyişle Galliano, Zara için tasarım yaparken kendi yaratıcı sistemini doğrudan Zara’nın içine taşımış. Zaten tasarımcı Vogue’a verdiği demeçte ana akım bir müşteri kitlesi için çalışıyor diye tasarım dilini “basitleştirme” niyetinde olmadığını açıkça söylemişti.

Koleksiyonun en ilginç yanı belki de burada ortaya çıkıyor.

Galliano tarih boyunca erişilmesi zor olan couture düşüncesini dünyanın en büyük moda perakendecilerinden birinin içine yerleştiriyor. Ancak ortaya çıkan ürünler klasik Zara fiyatlarında değil.

Fotoğraf: Steven Meisel

ABD’de fiyatlar 29,99 dolarlık aksesuarlardan başlayıp yüzlerce georgette yapraktan oluşan siyah gece elbisesinde 999 dolara kadar çıkıyor. Kabanların büyük bölümü yaklaşık 500 dolar seviyesinde.

İngiltere’de ise koleksiyon 17,99 sterlinden başlayıp 699 sterline ulaşıyor. Bu yüzden Re{form} ne tam anlamıyla hızlı moda ne de lüks moda.

Friedman’a göre koleksiyon, moda piyasasında bir süredir eksik olan ara bölgeyi dolduruyor:

"Lüks markaların fiyatlarının giderek yükseldiği, ultra hızlı moda şirketlerinin ise fiyat yarışında aşağı doğru ilerlediği bir dönemde, daha yüksek tasarım değeri taşıyan ancak geleneksel lüks seviyesine çıkmayan bir alternatif."

Bu işbirliği sektör için ne anlatıyor?

Guardian’a konuşan tasarımcı ve yazar Orsola de Castro, Galliano işbirliğini Zara açısından “markanın kariyerindeki en büyük hamlelerden biri” olarak değerlendiriyor.

Moda eleştirmeni Philippe Pourhashemi de Galliano gibi bir tasarımcının Zara ile çalışmasının sıradan bir işbirliği olmadığını söylüyor. Burada mesele yalnızca koleksiyon satmak değil.

Zara bir süredir moda endüstrisindeki konumunu değiştirmeye çalışıyor. Stefano Pilati ve Samuel Ross gibi tasarımcılarla yapılan çalışmalar, Ludovic de Saint Sernin işbirliği, Steven Meisel’dan Naomi Campbell’a kadar moda dünyasının önemli isimleriyle kurulan ilişkiler bunun parçaları.

Fotoğraf: Steven Meisel

Markanın 50. yılı için hazırladığı “50 Years, 50 Icons” projesinde de Anna Sui, Pierpaolo Piccioli ve Steven Meisel gibi isimler yer aldı.

Bu tabloya Galliano eklendiğinde strateji daha net hale geliyor: Zara, Shein, Temu, Primark ve daha düşük fiyatlı rakiplerden uzaklaşırken kendisini “erişilebilir lüks” tarafına doğru taşımak istiyor. Guardian’a konuşan moda tarihçisi Tony Glenville bunu Inditex’in daha düşük fiyat segmentini Lefties’e bırakırken Zara’yı yukarı taşıması olarak yorumluyor.

...ve Steven Meisel

Koleksiyonun kampanyasının Steven Meisel tarafından çekilmesi de tesadüf değil. Galliano’nun dramatik dünyası, Meisel’ın fotoğraflarında neredeyse bir film kadrosuna dönüşüyor. Kıyafetler tek tek “ürün” olarak değil, karakterlerin kostümleri gibi görünüyor.

Glam & Glitter’a göre koleksiyonda siyah, lacivert, bordo, orman yeşili ve kahverengi gibi sonbaharın kolay kullanılabilir tonları; orkide pembesi, turkuaz ve asit yeşili gibi daha teatral renklerle yan yana geliyor.

Aksesuar tarafında ise Galliano’nun uzun yıllardır birlikte çalıştığı şapkacı Stephen Jones devreye giriyor. Şapkalar dantel bonelere dönüşüyor, örgü bereler sökülüyormuş gibi bırakılıyor.

En çok konuşulan parçalardan biri ise çöp poşetini andıran Tri-Chic çanta. Bu parça Galliano’nun 2000 İlkbahar/Yaz Dior koleksiyonundaki tartışmalı “Clochard” estetiğini hatırlatıyor. Vanessa Friedman’ın bu çanta konusundaki yorumu ise kısa: “Onsuz da yapabilirdik.”

Ancak Galliano söz konusu olduğunda tasarım hiçbir zaman tek mesele değil

Re{form}, Galliano’nun kariyerindeki son derece hassas bir döneme denk geldi. New York Metropolitan Museum of Art’ın Costume Institute bölümü, 2027’de Galliano’nun kariyerine adanacak kapsamlı bir retrospektif hazırlamayı planlıyordu. Ancak planın açıklanmasının ardından tasarımcının geçmişteki antisemitik ve ırkçı sözleri yeniden tartışmaya açıldı ve sergi ertelendi.

Galliano, 2011’de antisemitik ve ırkçı ifadeler kullandığı görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Dior’daki görevinden alınmış ve Fransa’da nefret söylemi nedeniyle suçlu bulunmuştu. Son yıllarda ise geçmişte söylediği sözlerin yarattığı acının sorumluluğunu kabul ettiğini ve özellikle Yahudi ve Asyalı topluluklardan özür dilediğini defalarca dile getirdi.

Biyografisini yazan Dana Thomas, Met’in Galliano’ya retrospektif düzenleme kararını sert biçimde eleştirirken, moda dünyasındaki başka isimler tasarımcının 15 yıldır geçmişiyle hesaplaştığını ve bir noktada bağışlanmanın mümkün olması gerektiğini savunuyor.

Guardian’ın sorduğu soru bu yüzden önemli: Met geri adım atarken Zara neden devam etti?

Bir yanıt son derece pragmatik: Koleksiyon yıllardır hazırlanıyordu ve ciddi bir yatırım yapılmıştı. Diğer yanıt ise moda sektörünün Galliano’nun yaratıcı gücünden vazgeçmeye henüz hazır olmadığı.

'Galliano bitmedi'

Vanessa Friedman, koleksiyon değerlendirmesini tam da bu noktada bitiriyor. Ona göre Met sergisinin ertelenmesi Galliano’nun kendisinin veya tasarımının “iptal edildiği” anlamına gelmiyor.

Re{form} aynı zamanda tasarımcının yaratıcı kapasitesine dair oldukça net bir hatırlatma. Çünkü Galliano’nun Zara için yaptığı şey, yalnızca pahalı bir kapsül koleksiyon hazırlamak değil. Hazır giyim sektörünün belki de en standartlaştırılmış sistemlerinden birinin içine girerek, o sistemin en sıradan parçalarını bozuyor, kesiyor, ters çeviriyor ve yeniden kuruyor.

Bu iş birliği moda sektörüne ilişkin birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor. Buna rağmen Galliano gibi bir tasarımcının bir perakende markasının arşivine dönüp onu kendi diliyle yeniden kurması, taşıdığı mesaj açısından hayli kıymetli.

Uzun vadede Zara’nın kendisini diğer perakendecilerden ayrıştırmak istediği açık. Yıllardır tartışmaların odağından tamamen çıkamayan bir tasarımcının arkasında durması da markanın bu yöndeki kararlılığını gösteriyor.

Burada asıl sorulması gereken ise şu: Zara neden kendisini daha lüks bir yerde konumlandırmak istiyor? Inditex hâlihazırda Massimo Dutti gibi güçlü, daha rafine ve “sessiz lüks” estetiğine yakın bir markaya sahip. O halde Zara neden bu alanı da sahiplenmek istiyor?

Belki de cevap, Zara’nın Massimo Dutti’ye benzemek istemesinden çok “fast fashion” etiketiyle arasına mesafe koyma çabasında yatıyor. Shein ve Temu gibi oyuncular fiyat ve üretim hızı konusunda yarışın sınırlarını aşağı çekerken Zara’nın aynı kulvarda rekabet etmesinin markaya kazandıracağı alan giderek daralıyor. Massimo Dutti daha baştan farklı bir müşteri ve daha sakin bir estetik üzerine kurulu. Zara’nın avantajı ise çok daha geniş bir kitleye ulaşırken trendi belirleyen marka olma iddiasını koruyabilmesi. Dolayısıyla mesele Zara’yı doğrudan bir lüks markaya dönüştürmekten ziyade, tüketicinin zihnindeki 'hızlı ve ulaşılabilir moda' algısına “tasarım değeri olan moda” katmanı eklemek olabilir.

Öte yandan Galliano’nun bu koleksiyonla geri dönüşünün moda sektöründe yarattığı heyecanı görmezden gelmek mümkün değil. Tasarımcının renkleri, biçimleri ve kurduğu dünya, Galliano’nun neden her seferinde “dönüp bir daha bakmalık” bir isim olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Ve kabul edelim: Bu işi hâlâ harika yapıyor.