Carol Rosenberg/New York Times
ABD’nin 11 Eylül saldırılarına ilişkin davasında önemli bir gelişme yaşandı.
Saldırıları planlamakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed’in FBI ajanlarına verdiği itirafların gönüllü olmadığına hükmeden askeri yargıç, bu ifadelerin duruşmada kendisine karşı kullanılamayacağına karar verdi.
Savcılar, Küba’daki Guantanamo Körfezi’ndeki ABD Donanması üssünde Muhammed’in 2007 yılında sorgulanması sırasında elde edilen itirafları, uzun süredir devam eden ve idam cezası talep edilen davadaki en önemli delil olarak nitelendiriyordu.
Muhammed’in itirafları, hakkında dava açılmasından yıllar önce gizli CIA hapishanelerinde işkence kullanılarak sorgulanması nedeniyle uzun süredir tartışma konusu oluyordu.
Saldırıların 25. yıl dönümünün hemen öncesinde verilen karar, savcıların itirafların yeniden delil olarak kabul edilmesi için itirazda bulunması halinde davanın başlamasını daha da geciktirebilir.
Hayatta kalan mağdurlar ile saldırılarda yakınlarını kaybedenlerin aileleri, davanın nihai bir sonuca ulaşmasını görememekten endişe ediyor.
Yargıç, bu hafta davanın görülmeye başlanacağı tarihi 5 Haziran 2028 olarak belirlemişti.

Yaklaşık 3 bin kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor
Muhammed, New York, Pensilvanya ve Pentagon’a düzenlenen, yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği uçak kaçırma saldırılarının planlayıcısı olmakla suçlanıyor.
2003 yılında yakalanmasının ardından CIA tarafından yurt dışındaki hapishanelerde ağır şekilde sorgulanan Muhammed, 2006 yılında Guantanamo’ya nakledilene kadar dış dünyayla iletişim kurmasına izin verilmeden tutuldu.
Savcılar, aralarında 183 kez uygulanan su tahtası işkencesinin de bulunduğu bu sorgulamalarda alınan ifadeleri davanın dışında bıraktı.
Davaya bakan Yargıç Yarbay Michael Schrama, bir adım daha ileri giderek Muhammed’in 2007 yılında Guantanamo’da gerçekleştirilen sonraki sorgulamalarında verdiği ifadelerin de delil olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti.
Schrama, kamuoyuna hemen açıklanmayan ancak kararı gören bazı avukatlar tarafından gizliliği kaldırılmış bölümleri doğrulanan 45 sayfalık kararının sonuç bölümünde, “Savcılık, Muhammed'in FBI’a verdiği ifadelerin gönüllü olarak verildiğini kanıtların ağırlığıyla ortaya koyamadı” ifadelerine yer verdi.
CIA’nın baskısının devamı olarak değerlendirildi
Schrama kararında, Muhammed’in 2007 yılında Guantanamo’da sorgulandığı sırada CIA’nın uyguladığı “psikolojik koşullandırmanın ve ağır baskının kesintisiz devam etmesi” de dahil olmak üzere birçok faktöre dikkat çekti.
Yargıç ayrıca FBI ajanlarının, Muhammed’e susma hakkı bulunduğunu, bir avukatla görüşebileceğini ve kendilerine söyleyeceği ifadelerin duruşmada aleyhine kullanılabileceğini açıkça bildirmemeyi kasıtlı olarak tercih ettiğini tespit etti.
Başsavcı Tuğamiral Aaron C. Rugh ise ekibinin kararı inceleyeceğini ve “yakın gelecekte” itiraz edip etmeyeceklerine karar vereceklerini söyledi.
Kurallar uyarınca savcıların itiraz kararı vermek için beş günü bulunuyor. Savcılar, beş günlük ek süre talep edebiliyor.
Savunma: CIA işkenceyle itirafa hazırladı
Muhammed’in avukatları, CIA’nın işkenceyi yıllarca süren tecrit ve hücre hapsiyle birlikte kullanarak Muhammed’i daha sonra FBI’ın duymak istediği şeyleri söylemeye koşullandırdığını savundu.
Muhammed’in itirafta bulunup hakkında suçlama yöneltilmesinden uzun süre sonrasına kadar bir avukatla görüşmesine izin verilmedi.
Muhammed’in avukatı Gary Sowards, yargıcın kararının “hükümetin böylesine utanç verici bir davranışta bulunmaması gerektiğinin yurttaşlık bilgisi dersi niteliğinde” olduğunu söyledi.
Savcıların elindeki deliller azalacak
İtirafların kullanılamaması halinde savcılar, Muhammed’i yargılayabilmek için belgelere, telefon dinlemelerine ve diğer görüşmelerin dökümlerine dayanmak zorunda kalacak. Bu delillerin bir bölümü de dava kapsamında tartışılıyor.
Bununla birlikte ABD, Guantanamo’daki tutukluluk doktrini kapsamında, Muhammed’i terörizme karşı yürüttüğü savaşın bir parçası olarak yargılama veya mahkûmiyet olmaksızın süresiz şekilde tutabileceğine inanıyor.
Duruşmanın amacı, Orta Doğu’dan gelen 19 hava korsanının ABD’ye nasıl ulaştığını ve ülke tarihindeki en ağır terör saldırısını nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koymak.
Muhammed’in 1990’lı yıllarda saldırı planını hazırladığı, planı Usame bin Ladin’e sunduğu ve hava korsanlarının seçilmesi ile eğitilmesine yardımcı olduğu iddia ediliyor.
Diğer sanıkların itirafları da inceleniyor
Schrama, 11 Eylül davasındaki diğer iki sanık Walid bin Attash ve Mustafa el-Hawsavi’nin itirafları hakkında henüz karar vermedi.
Daha önce davaya bakan Albay Matthew McCall, Muhammed’in yeğeni Ammar el-Baluchi’nin itiraflarını delil olmaktan çıkarmıştı. El-Baluchi, 19 hava korsanından bazılarının finansman ve seyahat düzenlemelerine yardımcı olmakla suçlanıyor.
Farklı bir yargıç olan Albay Lanny Acosta ise USS Cole saldırısı davasının sanığı Abd al-Rahim el-Nashiri’nin itirafını delil olarak kabul etmemişti. Acosta, kararında el-Nashiri’ye CIA tarafından işkence yapıldığını açıkça tespit etmişti.
17 ABD askerinin hayatını kaybettiği 2000 yılındaki saldırıya ilişkin el-Nashiri’nin idam cezası davasının ekim ayında başlaması planlanıyor.
11 Eylül davası 2012’den bu yana sürüyor
11 Eylül davası, sanıkların 2012 yılında ilk kez hakim karşısına çıkarılmasından bu yana duruşma öncesi yargılamalar nedeniyle ilerleyemedi.
Geride kalan yıllarda dört farklı yargıç, Schrama’nın cuma günü karar verdiği itirafların kullanılabilirliği konusundaki delilleri inceledi.
Yargıçlardan biri, beşinci sanık Ramzi Binalshibh’i yargılanmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle duruşmaya çıkamayacak durumda buldu. Binalshibh’in avukatı ise bu durumun işkenceden kaynaklandığını savundu.
© 2026 The New York Times Company
Kaynak: Gazete Oksijen






