Erika Solomon, Falih Hassan, Eric Schmitt / New York Times
ABD güçleri, Irak'ı yaklaşık 24 yıl boyunca yöneten acımasız diktatör Saddam Hüseyin'i 2003 yılında devirdikten sonra ülkeden ikinci kez çekiliyor.
ABD'nin Irak'ı işgali ve ardından gelen, 2011'de sona eren askeri varlığı; mezhep çatışmaları ve militan ayaklanmalarla sarsılan bir ülke bıraktı. En ihtiyatlı tahminlere göre bu süreçte yaklaşık 4 bin 500 ABD askeri hayatını kaybederken 115 binden fazla Iraklı öldürüldü.
ABD güçleri üç yıl sonra yeniden Irak'a döndü. Ancak bu kez amaç, IŞİD'e karşı savaşan uluslararası koalisyona liderlik etmekti.
ABD ordusunun IŞİD'e karşı yürütülen çok uluslu harekata verdiği resmi isim olan Doğal Kararlılık Harekatı'nın sona ermesiyle birlikte, bu yıl Irak'ta konuşlu bulunan 2 bin 500 ABD askerinin sonuncuları da ülkeden ayrıldı.
Doğal Kararlılık Harekatı Müşterek Görev Gücü Komutanı Tuğamiral Liam M. Hulin, ABD'li ve Iraklı yetkililerin Bağdat'ta düzenlediği törende, "Koalisyon, Erbil'deki planlı çekilme operasyonunu başarıyla tamamladı" açıklamasını yaptı. Irak'ın yarı özerk Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil, ülkedeki son koalisyon üssüne ev sahipliği yapıyordu.
Hulin, Arapça yaptığı konuşmada, "Bir ulusun kaderini yeniden kendi eline aldığı bu tarihi anda karşınızda duruyorum" dedi.
ABD ve Irak güçlerinin yeni güvenlik ortaklıkları kuracağı sözünü veren Hulin, Arapça bir atasözünü hatırlatarak Irak'ı tetikte kalmaya çağırdı: "Çakala karşı aslanın kemeriyle kuşan"
Onlarca yıl süren savaşın fiziksel izleri her geçen gün siliniyor. Bir zamanlar Bağdat boyunca uzanan patlamaya dayanıklı beton bariyerler kaldırıldı. Yıllarca süren bombalı araç saldırılarının elinden aldığı normal yaşam düzenini yeniden kazanmaya kararlı ülkede alışveriş merkezleri, restoranlar ve inşaat alanları hareketlilik içinde.
Ancak Iraklıların büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlar, ABD-İsrail'in İran'la yürüttüğü savaşın yarattığı çalkantıyla sarsılan bölgede artık daha kırılgan görünüyor. Irak, güçlü komşusu İran ile en önemli müttefiki Washington arasındaki kritik ilişkilerini dengelemeye çalışırken, ABD askerlerinin ülkeden ayrılmasının İran'ı cesaretlendirmesinden endişe ediyor.
ABD'nin Irak'tan çekilmesine ilişkin anlaşma, 2024 yılında Irak hükümeti ile Biden yönetimi arasında imzalandı. Başkan Donald Trump yönetiminin İran'la devam eden savaşa rağmen 30 Eylül tarihli çekilme takvimine bağlı kalması, ABD'nin bölgeden geri çekilme yönündeki daha geniş kapsamlı kararlılığını yansıtıyor.
Irak ve Afganistan'daki çatışmaların "sonsuz savaşlar" olarak anılmaya başlanmasıyla birlikte, ABD kamuoyunda bu savaşlara karşı yıllardır yaygın bir yorgunluk bulunuyor.
Irak bu hafta ABD'nin çekilmesini üç günlük bir "egemenlik kutlaması" ile anarken ülke aynı zamanda Trump yönetiminin, İran destekli Şii milisleri silahsızlandırması yönündeki yoğun baskısıyla karşı karşıya. Bu milislerin birçoğu, devletin kendilerini kontrol altına alma girişimlerine direniyor.
Sorunlu miras
ABD güçları arkalarında sorunlu bir Amerikan mirası bırakıyor. Irak çok yüksek sayıda sivil kayıp verdi ve Saddam Hüseyin yönetimi altında yıllarca baskıya uğradıktan sonra güç kazanan Şii Müslüman çoğunluk ile onun yönetimi döneminde sahip olduğu ayrıcalıkları kaybeden Sünni azınlık arasında bir mezhep şiddeti döngüsü yaşandı.
ABD güçleri de çok sayıda ihlalde bulundu. Bunlar arasında Ebu Gureyb'de Iraklı tutuklulara işkence yapılması ve Blackwater gibi özel savunma şirketlerinin kullanılması yer aldı. Blackwater mensuplarının sivilleri yargısız biçimde öldürmesi, Amerikalıların cezasız kaldığı yönündeki derin öfkeyi daha da artırdı.
Tüm bu şikayetlere rağmen Iraklılar, ABD'nin ülkeden ayrılışını kaygıyla izliyor.
IŞİD'in ilan ettiği sözde halifeliğin merkezindeki kent olan Musul'da fotoğrafçılık yapan Omar al-Husseini, "Eşim bir Amerikan mermisinin şarapneli nedeniyle görme yetisini kaybetti" dedi ve şöyle devam etti:
"Amcam bir Amerikan mermisiyle felç olduktan sonra IŞİD tarafından öldürüldü. Ama bugün Amerikalıların ayrılışından söz ettiğimizde mutluluğumuza korku da karışıyo"
Irak, deneyimsiz Başbakan Ali al-Zaidi liderliğinde ülkedeki çok sayıdaki milis grubunu kontrol altına alma gibi zorlu bir görevle karşı karşıya.
Başlangıçta ABD işgaline karşı savaşmak amacıyla İran'ın desteğiyle kurulan milisler, yüzlerce ABD askerini öldürdü. Körüklenmesine katkıda bulundukları mezhep çatışmaları ise on binlerce Iraklının hayatına mal oldu. Iraklı Şiilerin 2014 yılında IŞİD'e karşı savaşmak üzere seferber olmasıyla milis grupların sayısı hızla arttı. O zamandan bu yana binlerce mensubu bulunan bu gruplar yalnızca askeri güçleriyle değil, siyasi partiler kurarak devlet yapısının içine yerleşmeleri sayesinde de güç kazandı.
Al-Zaidi, milisleri 2027 yılının ortasına kadar devlet kontrolü altına alma sözü verdi. Ancak bunu başarıp başaramayacağı henüz belli değil. Risk oldukça yüksek: Irak'ın petrol gelirlerinin yatırıldığı ABD merkezli banka hesabı aracılığıyla Washington, Irak'ın kazandığı dolarların fiziksel sevkiyatını kontrol ediyor ve bu yıl para akışını geçici olarak durdurarak bu gücü kullanmaya hazır olduğunu gösterdi.
İran ise milisleri korumakta kararlı. Bu gruplar savaş sırasında saldırılar düzenleme, bölgede kaos yaratma ve küresel ekonomiye ağır maliyetler yükleme konusunda İran açısından değerli ortaklar olduklarını kanıtladı.
Al-Zaidi yakın zamanda The New York Times'a verdiği röportajda, "Bugün her Iraklı ülkesinin tam egemenliğe sahip olmasını istiyor; gücün yalnızca devletin elinde olmasını istiyor" dedi ve "orman kanununa" son verme sözü verdi.
Çekilmenin öngörülemeyen sonuçları
Birçok Iraklı, ülkenin bu mücadelede nasıl bir yol izleyeceği konusunda endişeli.
ABD'nin Irak'taki ilk askeri varlığı döneminde elde edilen kırılgan zaferlerin sembolü haline gelen Felluce'de Eğitim Bakanlığı çalışanı Ahmad al-Shammari, "Irak'ın tamamen yutulmasından korkuyoruz" dedi.
Felluce, ABD işgali sırasında isyancıları bastırmak için yürütülen en kanlı ve yıkıcı çatışmalara sahne olmuş, ancak 2014 yılında IŞİD militanlarının ülke genelindeki ilerleyişinde ele geçirdiği ilk kent olmuştu.
ABD güçleri örgütü yenmek üzere çok uluslu koalisyona öncülük etmek için geri döndüğünde, IŞİD'i bölgeden çıkarmak amacıyla yürütülen mücadele Irak kentlerinin büyük bölümlerini enkaza çevirdi.
Çatışmalar sayısı tam olarak bilinmeyen çok sayıda insanın ölümüne, Irak'taki Sünni azınlıktan milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve mezhep çatışmalarının daha uzun yıllar devam etmesine yol açtı.
Bugün sıradan Iraklıların çoğu için temel soru, ABD'nin bu son çekilişinin hayatlarında ne tür öngörülemeyen sonuçlar doğuracağı. Bunlar arasında grupların yeniden güç kazanması ya da devlet ile İran destekli milisler arasında yaklaşan bir çatışma bulunuyor.
Irak Kürdistan Bölgesi'nin kuzeybatısındaki Süleymaniye'de esnaflık yapan 26 yaşındaki Sarkawt Ahmad, "2011'deki çekilmenin ardından neler olduğunu hatırlıyorum. Uluslararası koalisyonun yokluğunda İran yanlısı bu grupların bize neler yapabileceğini bir düşünün" dedi.
Bazı bölgesel güvenlik uzmanları ise İran destekli milislerin varlıklarını ve silahlarını meşrulaştırmaya çalışabilmelerine imkan sağlayan unsurun ABD'nin Irak'taki devam eden askeri varlığı olduğunu savunuyor.
ABD güçlerinin Irak'taki görevini sona erdirmesini uzun süredir savunan ve Quincy Institute'un Orta Doğu Programı Başkan Yardımcısı olan Adam Weinstein, "Bu görevleri sürekli olarak bir varoluş nedeninden diğerine dönüştüremeyiz. 25 yıldır yaptığımız şey tam olarak bu" dedi.
Irak Savaşı'na uzun süredir karşı çıkan Trump, çekilme dolayısıyla yaptığı sosyal medya paylaşımında da benzer bir noktaya dikkat çekti: "Bir halifelikle savaşmak için geldik. Artık bir halifelik yok. Eve dönüyoruz!"
Çekilme töreninde al-Zaidi, Irak'ın ABD'ye ve on yılı aşkın süredir IŞİD'e karşı yürütülen mücadeleye destek veren diğer tüm ülkelere teşekkürlerini iletti.
"Uluslararası koalisyonun görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor" diyen al-Zaidi, "Bu, Irak'ın kendi güvenliği ve istikrarının tüm sorumluluğunu üstlendiği bir döneme geçişini ifade ediyor" dedi.
Yeni güvenlik düzeninde Kürtler daha savunmasız
Her iki ülke de güçlü işbirliğini sürdürme sözü vermesine rağmen ABD ve Irak, bundan sonraki güvenlik ilişkilerinin nasıl şekilleneceğine ilişkin planları henüz kesinleştirmedi. ABD Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada Irak'a "hedefe yönelik eğitim ve istihbarat desteği" sağlamaya devam edeceğini bildirdi.
ABD güçlerinin Irak'tan son ayrıldığı dönemde ABD, dünyadaki en büyük büyükelçiliklerinden birini ülkede tutmaya devam etmişti. Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'da Irak uzmanı olan Renad Mansour'a göre bugün ABD'nin ülkedeki diplomatik varlığı o dönemin çok küçük bir bölümüne gerilemiş durumda.
Mansour, bu değişimin Washington'ın kendisini Orta Doğu'dan çekme isteğini yansıttığını belirterek, "Büyük resme baktığımızda bu, ABD'nin artık eskisi gibi olmadığını, aynı zamanda önceliklerinin de eskisi gibi olmadığını gösteriyor" dedi.
Bu durum özellikle Irak'ın kuzeyindeki yarı özerk Kürdistan Bölgesi'nde kaygıya yol açtı. Bölge, Trump yönetiminin Suriye'nin Kürtlerin kontrolündeki kuzeydoğusundan ABD güçlerini çekmesinin ardından buranın merkezi hükümetin kontrolüne girmek zorunda kalmasını yakından izlemişti.
1990'lı yıllarda ABD'nin hava desteği sayesinde bölgelerinde egemenlik oluşturmaya başlayan Iraklı Kürtler, Irak'ın yeni güvenlik düzeninde kendilerini en savunmasız kesim olarak görüyor. ABD'nin bölgedeki en yakın güvenlik ortaklarından biri olan Irak Kürdistan Bölgesi, bu yıl İran ve İran'ın müttefiki Iraklı milislerin tekrarlanan saldırılarına maruz kaldı.
Kürt yetkililer bunun Irak'ın genel güvenliği açısından ciddi bir soruna işaret ettiğini savunuyor. Irak Kürdistan Bölgesi'nin ilk başkanı Mesud Barzani'nin danışmanı Kifah Mahmoud, "Ne Kürdistan Bölgesi'nde ne de Irak'ın genelinde bir hava savunma sistemi var" dedi ve ekledi: "Bu durum kaygı ve belirsizlik yaratıyor"
Bağdat'ın egemenliğini tesis etme çabaları, son aylarda Irak'ın hava sahası ve sınırları üzerindeki kontrol eksikliğini ortaya koyan çok sayıda olay nedeniyle tekrar tekrar sekteye uğradı.
Son olarak Suudi Arabistan, küresel petrol arzının yüzde 4'ünü taşıyan doğu-batı petrol boru hattını geçici olarak devre dışı bırakan saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Iraklı yetkililer, İranlı operatörler tarafından düzenlenen saldırıya Iraklı milislerin yardımcı olduğundan şüpheleniyor.
Aynı zamanda Iraklı milisler, İran'la savaş sırasında İsrail'in Irak çölünde gizli üsler kurduğuna dikkat çekiyor. Türk güçleri de yıllardır Irak'ın kuzeyindeki bazı bölgeleri kontrol ediyor. Ancak Iraklı ve Türk yetkililer yakın zamanda aşamalı bir çekilme planı üzerinde anlaştıklarını duyurdu.
Irak'ın egemenliğindeki bu boşluklar, hükümetin milisleri kontrol altına alma mücadelesindeki en büyük kırılganlık haline gelebilir.
© 2026 The New York Times Company

