06 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 01.10.2026 09:21 | Son Güncelleme: 01.10.2026 09:45

ABD'yi sarsan toplu tecavüzün faillerini öğrenci gazetesi ortaya çıkardı

Üniversite yönetiminin sessiz kaldığı tecavüz skandalında The Cornell Daily Sun genç editörleri ipleri eline aldı. 23 aylık takibin ardından sanıkların isimlerini manşetten basan öğrenci gazetesi, kampüsteki hesap sorulabilirlik savaşını ulusal medyanın gündemine taşıdı
ABD'yi sarsan toplu tecavüzün faillerini öğrenci gazetesi ortaya çıkardı
Emma Goldberg / New York Times

Pazartesi gecesinin geç saatlerinde bilgisayarlarının başına üşüşen The Cornell Daily Sun editörleri, bir yayın yönetmeni mektubu göndermeye hazırlanıyordu. Gözleri uykusuzluktan mahmurlaşmıştı; hatta bir muhabir, o gün Nietzsche üzerine olan dersini ektiğini itiraf etti.

Cornell Üniversitesi’ndeki bu öğrenci gazeteciler, 2024 yılında bir kadın öğrencinin kampüste tecavüze uğradığı yönündeki iddiasını konu alan haberin ardından baş döndürücü iki haftalık bir süreçten geçiyorlardı.

Vaka uzun süredir ilgilerini çekiyordu; şimdiyse ulusal basının odağı haline gelmişti ve sanıkların isimlerini yayımlama yönündeki yüksek riskli kararları sadece Cornell’in kütüphanelerinde ve yürüyüş yollarında değil, ulusal medyada da tartışılıyordu.

Kasım 2024’te Cornell’deki öğrenciler, e-posta yoluyla aldıkları bir uyarıyla sarsılmışlardı: “Suç UYARISI: Cinsel Saldırı” başlıklı e-posta, Cornell polisine bir erkek öğrenci kulübü (fraternity) evinde saldırıya uğradığını söyleyen bir kadının vakasından bahsediyordu.

Kampüste büyük bir öfke yaşandı. Öğrenciler, kadının adını verdiği Chi Phi erkek öğrenci kulübünün evine yumurta fırlattı. Üniversite, öğrencilere rıza kavramını ve saldırı ihbar süreçlerini öğretmeye yönelik bir dizi tavsiye hazırlayan bir cinsel saldırı görev gücü topladı. Ardından kampüsteki ilginin büyük kısmı başka konulara kaydı.

Ancak Sun muhabiri ve son sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Cereese Qusba, vaka hakkındaki endişeli merakından bir türlü sıyrılamadı. Davacı Jane Doe ile iletişime geçerek onunla ve avukatıyla bir ilişki kurdu. Qusba, üniversite yöneticileriyle saldırıyla suçlanan öğrencilere yönelik disiplin yaklaşımları hakkında röportajlar yaptı.

Qusba, bu konudaki tutkulu adanmışlığını gazetenin üst yönetimine hissettirdi. 2026’nın başlarında gazetenin yönetimini yeni genel yayın yönetmeni Sophia Dasser (20) devraldığında, Sidney’de yurt dışı eğitimi almakta olan Qusba’dan hemen bir telefon aldı.

Dasser, telefonda duyduğu sözleri şöyle hatırlıyor: “Sophia, bu haber üzerinde çalışıyorum ve bunun Sun’ın odak noktası olmasını istiyorum.” Ve ekliyor: “Sun bu konunun peşini asla bırakmadı.”

Bu ay Jane Doe; üniversiteye, erkek öğrenci kulübüne ve üyesi olduğu kız öğrenci kulübüne (sorority) dava açtığında, Qusba 23 aydır hazırladığı soruşturma haberini yayımlamaya hazırdı. Jane Doe’nun saldırıya uğradığını söylediği gecenin detaylarını adım adım aktaran 18 Eylül tarihli haberin başlığı şöyleydi: “Cornell ve Chi Phi, 2024’teki Toplu Tecavüz ve Uyuşturucu Verilme Mağduru Tarafından Dava Edildi.”

Fotoğraf: Heather Ainsworth / NYT

Sun, ülkedeki en eski kesintisiz bağımsız günlük üniversite gazetesidir. Havalı ve hızlı konuşma tarzıyla dikkat çeken Dasser, gazetenin hikayeyi sadece haberciliğiyle değil, editoryal tepkisiyle de domine etmesini istediği konusunda kararlıydı. Kampüsün en büyük meselelerinde keskin görüşler yayımlamayacaklarsa, finansal olarak bağımsız olmanın ne anlamı vardı ki?

Günler sonra, davada adı geçen ancak haklarında henüz cezai bir suçlama bulunmayan yedi erkek öğrenci kulübü üyesinin isimlerini gazetenin ilk sayfasında ve sert bir başyazıda yayımlamaya karar verdiğinde ona cesaret veren de bu yaklaşım oldu. Bunun hassas bir karar olduğunun farkındaydı.

Dasser, isimleri yayımlama kararını, bazı öğrencilerin üniversite yönetiminde eksik olduğunu hissettiği şeffaflığı ortaya koymak için aldığını belirtti. 19 Eylül Cumartesi gecesi, gazetenin 146. yaş gününü kutlamak için Sun’ın Ithaca şehir merkezindeki ofisindeydi. Yaş pastanın üzerinde editör arkadaşlarına dönüp sordu: “İsimleri gazetenin ilk sayfasına koysak nasıl olur?”

O anı şöyle hatırlıyor: “Avukatımızı arayıp 'Bunu yapabilir miyiz?' diye sorduk. O da 'Yani, bu bir bakıma riskli' dedi. Biz de 'Tamam, sanırım editoryal yazıya böyle başlayacağız' dedik.”

Dasser ve editör arkadaşları bir basılı sayfa tasarlamaya koyuldular; üstte Qusba’nın araştırma haberi, altında ise Sun’ın resmi kırmızı tonuyla renklendirilmiş bir kutu içinde erkeklerin isim listesi yer alıyordu.

Dasser, “İlk başta isimler sadece tek bir satır halindeydi ve 'Bir dakika, bu bir yazar imzasına (byline) benziyor' dedim” diye hatırlıyor. Başlık aklına geldiğinde anayasa hukuku dersinde oturuyordu: “Cornell Yapmayacak, Biz Yapacağız.”

Sun bir ihbar hattı kurdu; Dasser ve Qusba, gelen kutularının kampüste kendilerinin de saldırıya uğradığını veya cinsel taciz ya da ayrımcılık iddialarını içeren Title IX şikayetlerini iletirken hayal kırıklığı yaşadıklarını söyleyen öğrencilerin e-postalarıyla dolup taştığını belirttiler.

Dasser, aralarında bir stil kılavuzunun da bulunduğu kitap ve kağıt yığınlarıyla dolu, loş bir oda olan ofisini eliyle işaret ederek, Sun’ın üniversite yönetiminden bağımsızlığını ne kadar ciddiye aldığını vurguladı:

“Oturduğunuz bu ofis elbette kampüs dışında yer alıyor ve bunun bir sebebi var” dedi. “Asıl yükümlülüğümüz hesap sorulabilirliktir. Bu ister birçok insanın duymak istemediği bir şey olsun, ister birçok insanın duymak istediği bir şey olsun; bunu haber yapmak bizim sorumluluğumuzdur.”

© 2026 The New York Times Company