Ephrat Livni / New York Times
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Salı günü yaptığı açıklamada Kongo ve Uganda’daki Ebola virüsü salgınının, 500’den fazla şüpheli vakaya ve 130’dan fazla ölüme yol açtığını açıkladı.
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’de düzenlenen toplantıda “Salgının ölçeği ve yayılma hızı konusunda derin endişe duyuyorum” dedi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ise Pazartesi günü yaptığı açıklamada bazı yolcuların ABD’ye girişine kısıtlama getirildiğini bildirdi. WHO, salgını “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” ilan etti.
Son salgının arkasındaki Ebola virüsü türü olan Bundibugyo varyantı oldukça nadir görülüyor. Bu varyanta yönelik saha testlerinin sayısı sınırlı ve virüsün bu formuna karşı hedefe yönelik bir aşı ya da tedavi bulunmuyor. Bu durum salgının kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırıyor.
Salgın nerede başladı?
Salgının tam olarak ne zaman başladığı henüz bilinmiyor ancak ilk olarak mayıs ayında Kongo’nun kuzeydoğusundaki Ituri eyaletinde tespit edildi.
Kongo Sağlık Bakanı Dr. Samuel Roger Kamba, Salı günü düzenlenen basın toplantısında laboratuvar testlerinin 32 vakayı kesin olarak virüsle ilişkilendirdiğini söyledi. Kongo’ya seyahat etmiş kişiler arasında Uganda’da da biri ölümle sonuçlanan iki vaka doğrulandı.
Ituri’de çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş çok sayıda insan ve altın madenlerine gelen göçmen işçiler bulunuyor. Tedros, bölgedeki “yoğun nüfus hareketliliğinin” virüsün yayılma riskini artırdığını söyledi.
Erken dönemde yapılan gözetim ve test çalışmaları, mevcut salgından sorumlu nadir Ebola türünü tespit edemediği için sağlık otoritelerinin müdahalesi gecikti. Kamba’ya göre yerel halk arasındaki yanlış anlaşılmalar da ilk müdahaleyi yavaşlattı. Kamba, insanların semptomları bildirmekte geciktiğini ve cenaze işlemleri sırasında koruyucu önlemleri uygulamadığını, bunun da virüsün yayılmasına yol açtığını belirtti.
Kamba, 135’ten fazla ölümün Ebola salgınıyla bağlantılı olduğundan şüphelenildiğini ve 540’tan fazla vakanın salgınla ilişkili olduğunun düşünüldüğünü söyledi. Sağlık ekiplerinin son dönemdeki ölümleri ve hastalıkları araştırması nedeniyle vaka sayılarının hızla arttığı ifade edildi.
Bölgedeki beş ülke ise yolcuları taramaya başladı veya sınır kontrollerini sıkılaştırdı.
ABD nasıl karşılık veriyor?
ABD Dışişleri Bakanlığı Salı günü yaptığı açıklamada Amerikalılara Kongo, Güney Sudan ve Uganda’ya seyahat etmemelerini “güçlü şekilde tavsiye ettiğini”, Ruanda’ya yönelik seyahatlerin ise yeniden değerlendirilmesini istediğini duyurdu.
CDC’nin Pazartesi günü yayımladığı karar, son 21 gün içinde Kongo, Uganda veya Güney Sudan’da bulunan yabancıların ABD’ye girişinin engellenmesine imkan tanıyor. Karar 30 gün boyunca yürürlükte kalacak.
CDC, “Şu anda ABD halkı için acil riskin düşük olduğu değerlendiriliyor” açıklamasını yaptı. Ancak ABD’li yetkililer, etkilenen bölgelerden gelen yolcular için halk sağlığı taramalarının ve izleme çalışmalarının artırıldığını belirtti.
Kurum, virüse maruz kalmış olabilecek yolcuları tespit etmek için havayolu şirketleri ve sınır giriş noktası yetkilileriyle koordinasyon içinde çalıştığını açıkladı. CDC ayrıca ülke içinde liman girişlerindeki sağlık önlemlerini, temaslı takibini, laboratuvar test kapasitesini ve hastanelerin hazırlık seviyesini artırdığını duyurdu.
ABD, Kongo’da Ebola testi pozitif çıkan Amerikalı bir sağlık misyonerinin Almanya’ya nakledilmesi için çalışma yürüttü. “Yüksek riskli temaslılar” da bu sürece dahil edildi. Misyonerin çalıştığı Hristiyan kuruluşu Serge, Salı günü yaptığı açıklamada kişinin güvenli şekilde tahliye edildiğini ve özel tedavi gördüğünü bildirdi.
Almanya federal sağlık makamlarının bir sözcüsü ise Salı günü erken saatlerde yaptığı açıklamada Almanya’nın, ABD’nin talebi üzerine “Kongo’da Ebola’ya yakalanan bir ABD vatandaşını” kabul edip tedavi etmeye hazırlandığını söyledi ancak daha fazla detay paylaşmadı.
CDC, Salı günü düzenlenen bilgilendirme toplantısında Almanya’ya sevk edilen Amerikalı hastanın yanı sıra virüsün bulaşmış olabileceği altı Amerikalının daha Avrupa’ya taşınacağını açıkladı.
ABD ocak ayında WHO’dan çekilmişti. Önceki Ebola salgınlarının kontrol altına alınmasında önemli rol oynayan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ise geçen yıl Trump yönetimi tarafından kapatılmıştı.
Bunun mevcut salgına verilen yanıtı nasıl etkilediği henüz net değil. USAID’in eski üst düzey yetkililerinden Atul Gawande, Amerikan kurumlarının küçültülmesi nedeniyle salgının haftalar boyunca fark edilmemiş olabileceğini öne sürdü.
ABD’deki Gelişmiş Salgın Analitiği ve Tahmine Dayalı Modelleme Teknolojisi Merkezi’nin, yani Epistorm’un yetkililerinden Alessandro Vespignani ise Salı günü verdiği röportajda böyle sonuçlara varmak için henüz erken olduğunu söyledi. Ancak salgının kontrol altına alınabilmesi için uluslararası iş birliğinin şart olduğunu vurguladı.
Vespignani, “Uluslararası iş birliği yapmak zorundayız çünkü bu aynı zamanda kendimizi korumanın da bir garantisi” dedi.
Ebola nedir?
Ebola, orthoebolavirüs adı verilen ilişkili virüs grubunun neden olduğu bir hastalık. Virüs ilk kez 1976 yılında bugün Güney Sudan ve Kongo olarak bilinen ülkelerde, Ebola Nehri yakınlarında keşfedildi. Meyve yarasalarının virüsü hastalanmadan taşıdığı düşünülüyor.
Ebola salgınları çoğunlukla Sahra Altı Afrika’da görüldü. Bilinen altı Ebola virüsü türünden dördü insanlarda hastalığa neden oluyor ve ölümcül olabiliyor.
CDC’ye göre Ebola’ya yakalanan kişiler ilk olarak ateş, ağrı, halsizlik ve yorgunluk gibi “kuru semptomlar” yaşayabiliyor. Daha sonra ishal, kusma ve kanama gibi “semptomlar” ortaya çıkabiliyor.
Ebola; enfekte olmuş, hasta ya da hayatını kaybetmiş kişilerin vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşabiliyor. Ayrıca kıyafet, yatak takımı, iğne veya tıbbi ekipman gibi kontamine olmuş nesneler de bulaş riski taşıyor.
Aşı var mı?
En yaygın Ebola türü olan Zaire varyantına karşı aşılar ve antiviral bir ilaç onaylandı. Ancak Bundibugyo türü nadir görüldüğü için bu varyanta karşı onaylı bir aşı veya özel tedavi bulunmuyor.
Bundibugyo virüsü ilk kez 2007 yılında, Uganda’nın Kongo sınırındaki Bundibugyo bölgesinde ortaya çıkan gizemli bir hastalığın ardından tespit edildi. 2012’de ise Kongo’da benzer bir salgın görüldü.
Ocak ayında Oxford Üniversitesi'nden bilim insanları, Bundibugyo dahil olmak üzere birden fazla ölümcül virüse karşı koruma sağlayacak aşılar geliştirmek ve test etmek için çalışma başlattıklarını açıkladı.
WHO’ya göre Ebola’nın bu formundaki son iki salgında ölüm oranları enfekte kişilerin yüzde 30 ila yüzde 50’si arasında değişti.
Kongo Ulusal Biyomedikal Araştırma Enstitüsü’nün başındaki ve 1976’daki ilk salgından bu yana Ebola araştırmaları ile tedavisinde öncü isimlerden biri olan Dr. Jean-Jacques Muyembe, bu virüs türü üzerine çok fazla araştırma yapılmadığını söyledi. Salı günü düzenlenen toplantıda konuşan Muyembe, önümüzdeki günlerde aşı adaylarının gündeme gelebileceğini belirtti.
Virüsün bu türünde kuluçka süresi iki ila 21 gün arasında değişiyor ve kişiler genellikle semptomlar ortaya çıkana kadar bulaştırıcı olmuyor. Ancak ateş ve yorgunluk gibi ilk belirtiler sıtma dahil başka hastalıklarla benzerlik gösterdiği için erken teşhis zor olabiliyor.
Son yıllardaki büyük Ebola salgınları
Ebola, 1976’daki keşfinden bu yana defalarca yeniden ortaya çıktı. O dönemde Güney Sudan ve Kongo’daki eş zamanlı salgınlarda yaklaşık 600 kişi enfekte olmuş, 430’dan fazla kişi hayatını kaybetmişti.
21. yüzyılda ise birçok ölümcül Ebola salgını yaşandı.
— 2025: Geçen yıl Kongo, 1976’dan bu yana görülen 16’ncı Ebola salgınının resmi olarak ilan edildiğini duyurdu. Ülkede 53 doğrulanmış vaka ve 45 ölüm görüldü. Aynı yıl Uganda’da da 12 doğrulanmış vaka ve dört ölüm bildirildi.
— 2019: Kongo’daki ağır salgında yaklaşık 3 bin 500 vaka görüldü, yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti.
— 2014: Batı Afrika’daki Ebola salgını 2014’te başladı ve 2016’da sona erdi. Tarihin en büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 28 bin 600’den fazla kişi hastalandı, 11 bin 300’den fazla kişi öldü. Ayrıca Kongo, Mali, Nijerya, Senegal, İspanya, İngiltere ve ABD’de de vakalar görüldü.
— 2007: Uganda’da yaklaşık 130 kişi Bundibugyo virüsüne yakalandı, 40’tan fazla kişi hayatını kaybetti. Kongo’da ise Zaire türü Ebola virüsüne bağlı 260’tan fazla vaka görüldü ve vakaların yüzde 70’inden fazlası ölümle sonuçlandı.
— 2003: Kongo Cumhuriyeti’ndeki iki salgında yaklaşık 180 vaka görüldü ve 170 kişi öldü.
— 2000: Uganda’daki salgında yaklaşık 425 kişi hastalandı ve bunların yarısından fazlası hayatını kaybetti.
© 2026 The New York Times Company

