Alexandra Stevenson / New York Times
Anlaşma, Çin petrole susamışken ve Venezuela nakit paraya açken yapılmıştı. Ancak Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun görevden uzaklaştırılmasıyla birlikte, ortaklığın geleceği artık belirsiz.
2000’li yılların başında Çin ekonomisi o kadar iştahlı bir hızla büyüyordu ki, bu büyümeyi beslemek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyordu. Petrolünün büyük bölümünü ithal eden Pekin, kaynaklara erişimi güvence altına almak için şirketlerini dünyanın dört bir yanına gönderdi. Bu arayışta, o dönemin lideri Hugo Chavez’in ülkesinin ABD’ye olan ekonomik bağlarını çeşitlendirmek istediği Venezuela’da istekli bir ortak buldular.
İki ülke, Venezuela petrolü karşılığında Çin’den 100 milyar doların üzerinde finansman taahhüdü içeren bir ticaret ortaklığı kurdu.
Çin’den gelen para demiryollarını ve enerji santrallerini finanse etti ve Caracas’a acilen ihtiyaç duyduğu nakdi sağladı. Venezuela ise, Chavez’in 2010’da ifade ettiği gibi, bu parayı “Çin’in bir güç olarak büyümesi ve sağlamlaşması için ihtiyaç duyduğu tüm petrolü” vererek geri ödedi.
Bu anlaşma bugün, çok daha zorlu koşullar ve bundan sonra ne olacağına dair belirsizlik içinde sürüyor. Yıllar içinde Venezuela, Pekin’e olan borcunu azaltmak için çalıştı ve AidData’ya göre şu anda yaklaşık 10 milyar dolar borcu bulunuyor. AidData, Virginia eyaletinin Williamsburg kentindeki William and Mary College bünyesinde faaliyet gösteren bir araştırma enstitüsü.
Çin ise yeni kredi vermeyi durdurmuş durumda ve birçok açıdan hem Venezuela’ya hem de genel olarak petrole eskisi kadar bağımlı değil.
ABD, yıllardır Venezuela’ya giderek daha kısıtlayıcı yaptırımlar uyguluyordu. Ardından cumartesi günü ABD güçleri Maduro’yu yakaladı. Başkan Donald Trump kısa süre sonra ABD’nin Venezuela’nın petrol endüstrisini devralmaya hazır olduğunu iddia etti.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise pazar günü yaptığı açıklamada, Venezuela hükümeti devlet kontrolündeki sektörü yabancı yatırımlara açana kadar ABD yaptırım listesinde yer alan petrol tankerlerinin giriş ve çıkışlarının ABD ordusu tarafından engelleneceğini söyledi. Rubio, bunun Washington’a “muazzam bir kaldıraç gücü” sağladığını belirtti.
AidData’ya göre, 2017’de ABD’nin Venezuela petrolüne yönelik giderek sertleşen yaptırımları açıklaması ve Venezuela’nın devlet tahvillerinde temerrüde düşmesi sırasında, Pekin’e olan borcun tahsili zaten zordu ve borç tutarı o dönemde 44 milyar dolar seviyesindeydi. Ülke ekonomisi çökmüş, şiddet ve yoksulluk yaygınlaşmış, milyonlarca Venezuelalı ülkeyi terk etmişti.
Son aylarda ülke üzerindeki baskı daha da arttı; ABD güçleri petrol tankerlerini vurdu ve el koydu, Venezuela limanlarına girip çıkan gemilere fiili bir abluka uygulandı.
Petrol karşılığı kredi düzenlemesi, 2000’li yıllarda Pekin için yenilikçi bir finansal modeldi. Çin, çok büyük tutarlarda kredi vermeyi kabul etti ancak bu kredileri petrol gelirlerinden elde edilecek teminatlarla güvence altına aldı. Pekin, petrol bedellerini Caracas’a göndermek yerine, bu parayı Çin’deki bir hesaba yatırıyor ve bu hesap Venezuela kredilerinin faiz ödemelerinde kullanılıyordu.
Venezuela, 2016’ya kadar yaklaşık on yıl boyunca Çin’in en büyük petrol tedarikçisi ve en büyük yatırım alıcısıydı. Ancak o yıl Venezuela, anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldi. Petrol fiyatları çökmüş ve Venezuela, borçlarını ödeyebilmek için Çin’e çok daha fazla petrol göndermek zorunda kalmıştı.
AidData’nın icra direktörü Brad Parks, Çin’in 2000’den bu yana Venezuela’ya verdiği toplam krediyi 106 milyar dolar olarak hesapladıklarını söyledi.
Parks’a göre, 2017’deki ABD yaptırımları durumu Çin için daha da karmaşık hale getirdi. Parks, “Bu, Venezuela’nın Çinli alacaklılarına olan borcunu ödeme kapasitesi üzerinde zincirleme bir etki yarattı” dedi.
Çin’in enerji tüketim modeli de köklü biçimde değişti. Ülke halen büyük bir fosil yakıt tüketicisi olsa da, elektrikli araçlar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların geliştirilmesine milyarlarca dolar yatırdı.
Trump’ın Venezuela petrol sektörünü canlandırma hamlesi, Çin’in parasını geri almasına yardımcı olabilir. Ancak ABD’nin Latin Amerika’da daha müdahaleci bir çizgiye kayması, Pekin için daha büyük bir sorun teşkil edebilir.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Erica Downs’a göre, yaptırımların kaldırılması halinde Venezuela, krediler geri ödendikten sonra Çin için daha az önemli bir petrol tedarikçisi haline gelebilir.
Downs, Çinli petrol şirketleri 1990’ların sonunda yurtdışına açıldığında, ülke liderlerinin enerji güvenliği konusunda son derece endişeli olduğunu söyledi.
“Ancak bugünün Çin’ine baktığınızda, her şeyi elektrikli hale getirmeye yönelik büyük bir geçiş var” diyen Downs, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla Çin uzun bir süre daha petrol ithal etmek zorunda kalacak olsa da, bu dönüşümün Çin’in Venezuela’ya bakışını ne ölçüde değiştirdiğini sorgulamak gerekiyor”
© 2025 The New York Times Company

