Nimet Kıraç, Gülsin Harman, Ben Hubbard / The New York Times
Türkiye'den gelen Biçer ailesi, yaz tatillerini Akdeniz'in kumsallarıyla ünlü Kuzey Kıbrıs'ta geçirerek tamamladı.
Ancak eve dönüş yolculuklarında felaket yaşandı. Şiddetli dalgalar feribotu savurup yan yatırırken, gemide bulunan 267 yolcu hayatta kalma mücadelesi verdi.
Kurtarma ekipleri ulaşmadan ve feribot tamamen batmadan önce yaşanan kargaşada, ailenin üç çocuğundan ikisi anne ve babalarının ellerinden kayarak denize düştü.
Çocukların babası Hayri Biçer, pazartesi günü çocuklarının akıbetiyle ilgili haber beklediği Girne Limanı'nın dışında The New York Times'a “Perişan haldeyiz” dedi.
Feribot, pazar günü Girne'den Türkiye'nin güneyindeki Taşucu Limanı'na doğru hareket ettikten kısa süre sonra alabora olarak battı. Kuzey Kıbrıs'taki yetkililer, kazada 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin ise kayıp olduğunu açıkladı. Bu da ölü sayısının artabileceği endişesini doğurdu.
The New York Times'ın görüştüğü kazazedeler, yakınları ve kurtarma ekiplerinin yanı sıra Türk ve Kuzey Kıbrıs medyasında yer alan haberler ile feribot batmadan önce gemide çekilen videoların incelenmesi, dalgaların feribota şiddetli biçimde çarptığı, geminin hasar gördüğü ve kabine deniz suyu dolduğu sırada yaşanan büyük kaosu gözler önüne serdi.
Yolcular, çıkışlara yöneldiklerinde bazı kapıların sıkıştığını ve açılmadığını gördüklerini anlattı. Bazıları denize atlarken bazıları can sallarıyla gemiden ayrıldı, bazıları ise kurtarma ekiplerinin gemi tamamen batmadan önce kendilerine ulaşması umuduyla feribotun suyun üzerinde kalan bölümlerine tırmandı.
Yolcular can yeleği bulmakta zorlandı
Videolar ve görgü tanıklarının anlatımları, güvenlik önlemlerindeki bazı eksikliklerin kazanın meydana gelme ihtimalini artırmış olabileceğine ve gemi hasar gördükten sonra facianın daha ölümcül hale gelmesine yol açmış olabileceğine işaret etti.
Yolcular, feribotun şiddetli şekilde savrulmasından korktuklarını ve mürettebattan geri dönmelerini istediklerini, ancak mürettebatın bunu reddettiğini söyledi. Gemi hasar gördükten sonra ise yolcular can yelekleri ve can salları bulmakta zorlandıklarını, bazı yolcuların da açılmayan kapılardan çıkmaya çalıştığını aktardı.
Kuzey Kıbrıs'taki bazı denizciler, feribotun limandan hareket etmesine dahi izin verilmemesi gerektiğini sorguladı. Yerel yetkililer, cumartesi günü yapılması planlanan seferin şiddetli deniz koşulları nedeniyle ertelendiğini açıklamıştı.
Kuzey Kıbrıs kıyısındaki Lord's Palace Hotel'in su sporları tesislerini yöneten Fırat Gencer, feribotun çalkantılı denize doğru hareket ettiğini otelden izlediğinde şaşırdığını söyledi.
"Böyle bir felaketi daha önce hiç görmedim”
Gencer, kısa süre sonra feribotun can filikalarının suya indirildiğini gördüğünü, bunun üzerine sahil güvenlik ekiplerini uyardığını ve kendi teknesiyle feribota doğru hareket ettiğini anlattı. Feribota ulaştığında bazı yolcuların geminin hâlâ su üzerinde bulunan bölümünde korku içinde beklediğini, bazılarının ise denizde yardım çığlıkları attığını gördüğünü söyledi.
“Sudaki insanlar için tam bir kaos ve hayatta kalma mücadelesiydi” diyen Gencer, “Bazılarının üzerinde can yeleği vardı, bazılarının yoktu. Hatta bazıları yüzme bilmiyordu” ifadelerini kullandı.
Gencer, kendisi ve ekibinin özellikle çocuklu ailelere odaklandığını ve tekneleri kapasitesine ulaşana kadar 55 kişiyi kurtardıklarını, ardından karaya döndüklerini söyledi. Feribotun yakıt tanklarından denize sızan mazotun bazı yolcuların üzerini kapladığını ve bunun insanları sudan çıkarmayı daha da zorlaştırdığını belirtti.
25 yıldır bölgedeki sularda seyir yapan 47 yaşındaki Gencer, “Böylesine bir felaketi daha önce hiç görmedim” dedi.
Feribot faciası, Kuzey Kıbrıs'ta büyük bir üzüntüye yol açtı. Kuzey Kıbrıs yönetimi üç günlük yas ilan ederken olayla ilgili adli soruşturma başlattı.
Kuzey Kıbrıs'taki Birgün Kıbrıs'ın haberine göre, feribot kaptanı ve diğer mürettebat üyelerinin de aralarında bulunduğu 14 şüpheli pazartesi günü mahkemeye çıkarıldı. Şüphelilerden 9'u “ihmal ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olma” suçlamasıyla üç gün süreyle tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilirken, 5 kişi serbest bırakıldı. İki şüphelinin ise henüz hakim karşısına çıkmadığı bildirildi.
Feribot şirketi Filo Maritime'ı temsil eden avukat Ahmet Aslan Gülter, yaptığı açıklamada olayın nasıl gerçekleştiğinin ve “kusur ya da sorumluluğu bulunabilecek kişi veya kurumların” belirlenmesi için gerekli tüm adımların atılacağını söyledi.
Yolcuların bir kısmı Türkiye'den gelmişti
Kuzey Kıbrıs ve Türkiye sahil güvenlik ekipleri, kurtulanlara ulaşmak ve çevredeki sularda kayıp yolcuları aramak için tekne ve helikopterlerle operasyon başlattı. Girne Limanı yakınlarında ise endişeli yakınlar, sevdiklerinden gelecek haberleri ve yetkililerin açıklamalarını bekledi.
Bazıları limandan ayrılan resmi araç konvoyuna, “Bize nerede olduklarını söyleyin” diye bağırdı.
Çocukları kayıp olan Biçer ailesinin yakını Funda Kaylak, “Bu korkunç bir duygu” dedi. Kaylak, kendisi ve diğer aile üyelerinin kayıp çocuklardan bir iz bulabilmek için adanın dört bir yanında arama yaptığını söyledi.
Kaylak “Hayatta olmadıklarını düşünüyoruz ama en azından öldülerse bunu bize söyleyin” diye konuştu.
Yakınlarda 84 yaşındaki Meryem Kurt da feribotta bulunan oğlu İsmail'den haber bekliyordu. Güvenlik görevlisi olan İsmail'in ergenlik çağında bir oğlu bulunuyordu.
“İnşallah onu kurtarırlar” diyen Kurt, “En azından nerede olduğunu bilmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, pazartesi günü yaptığı açıklamada pazar gününden bu yana başka bir cesedin bulunmadığını söyledi. Girne Limanı'nda kayıp yakınlarıyla bir araya gelen Erhürman, batan feribota ulaşmak üzere 500 metre derinliğe inebilen robotlara sahip iki geminin salı günü bölgeye ulaşacağını belirtti.
Feribottaki yolcuların büyük bölümü Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyordu. Yolcuların bir kısmı ise Türkiye'den gelmişti. Yolcular arasında İran'dan gelen bir turist de bulunuyordu.
"Can yeleği olmadan atlayanlar oldu”
Kazadan kurtulan Efe Mültici, Türkiye'de yayın yapan CNN Türk'e yaptığı açıklamada, feribot limandan ayrıldıktan sonra geminin şiddetli biçimde yukarı ve aşağı hareket etmeye başladığını ve dalgalara sert şekilde çarptığını söyledi.
Mültici, bir noktada feribotun havaya sıçramış gibi olduğunu ve ardından o kadar sert bir şekilde denize vurduğunu, geminin bir bölümünün kırıldığını ve kabine su dolmaya başladığını anlattı. Bunun üzerine yolcuların çıkışlara doğru koştuğunu söyledi.
Bazı yolcular gemi yan yatarken feribotun üst kısmına tırmanırken, bazıları can sallarına veya doğrudan denize atladı.
Mültici, “Bazı insanlar can simidi bulamadı. Can simidi olmadan atlamak zorunda kaldılar. Can yeleklerini de bulamadılar. Can yeleği olmadan atlayanlar oldu” dedi.
Mültici, sonunda bir can yeleği bulduğunu ve şişme bir bota ulaşmayı başardığını, ancak botun gemiden kaçmaya çalışan herkes için yeterli olmadığını söyledi.
Kuzey Kıbrıs, Kıbrıs adasının kuzeyinde yaklaşık üçte birlik bir alanı kaplıyor ve uluslararası alanda tanınan Lefkoşa hükümeti tarafından işgal edilmiş toprak olarak kabul ediliyor.
Türk ordusu, adadaki Rum ve Türk toplumları arasındaki çatışmaların yaşandığı 1974 yılında bölgeyi kontrol altına aldı. Kuzey Kıbrıs ise 1983 yılında kendisini bağımsız bir Türk cumhuriyeti ilan etti.
© 2026 The New York Times Company
Kaynak: Gazete Oksijen