Alexandra Stevenson, Murphy Zhao / New York Times
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından geçen günlerde Çin, jet yakıtı, benzin ve dizel konusunda rafinerilerine bağımlı Asya ülkelerini sıkıştıracak şekilde petrol ürünü ihracatını yasakladı.
Asya genelinde hükümetler, savaşın etkisini hafifletmesi için Pekin’e başvuruyor. Bölgenin geri kalanının aksine Çin, güçlü bir pozisyondan hareket ediyor. Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan ülke, devasa rezervler biriktirdi, onlarca yıl boyunca petrole bağımlılığını azaltmaya çalıştı ve temiz enerji teknolojilerine yüz milyarlarca dolar yatırım yaptı.
Vietnam yaklaşan jet yakıtı sıkıntısı nedeniyle Pekin’e başvurdu. Filipinler, Çin’den gübre ihracatını kısıtlamamasını istedi. Geçen ay bu konuyu görüşmek için Çin’i ziyaret eden Avustralya Dışişleri Bakanı ise Pekin’in Avustralyalı şirketlerle jet yakıtı sevkiyatları konusunda iş birliği yapacağını söyledi.
Hükümet açıklamalarına göre bu diplomatik temaslar sonucunda Çin, bölgesel enerji güvenliği sorunlarını ele alma konusunda güvence verirken diğer ülkeler de Pekin’le diplomatik diyaloğu ilerletme ve bazı durumlarda gelecekteki yenilenebilir enerji projelerinde iş birliği yapma taahhüdünde bulundu. Bu diplomasi, Çin’den sınırlı da olsa yakıt akışının sürmesini sağladı ve uzmanların savaşın başında korktuğu en kötü senaryolardan bazılarının önüne geçilmesine yardımcı oldu.
Savaşın başlamasından bu yana Pekin; Filipinler, Avustralya, Vietnam, Kamboçya, Laos, Tayland, Myanmar ve Bangladeşli yetkililerle üst düzey görüşmeler gerçekleştirdi.
Çin’in mesajı net oldu: Savaşı başlatan taraf değil ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını istemiyor; ancak fosil yakıtlara alternatif sunuyor.
Pekin kendisini, enerji ihtiyacını yenilenebilir ve yerli kaynaklardan karşılayan geleceğin lideri olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, dünyanın büyük bölümünü Orta Doğu gibi bölgelerdeki oynaklığa açık bırakan ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin petrol ve doğal gaz odaklı politikalarıyla tezat oluşturuyor.
Çin enerji krizini fırsata çevirdi
Bağımsız araştırma kuruluşu Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü’nden Michal Meidan, “Çin, komşularını desteklemek için temkinli şekilde devreye giriyor. Bunu bir yumuşak güç aracı olarak kullanıyorlar ve ‘Öncelik Çin’de olmak kaydıyla enerji güvenliğinizi desteklemeye çalışacağız’ mesajı veriyorlar. Aynı zamanda gelecekte güvenlik aracı olarak yeşil teknoloji satışlarının temelini atıyorlar” ifadelerini kullandı.
Çin yıllardır ekonomik gücü ve teknolojik bilgi birikimini kullanarak Kuşak ve Yol Girişimi aracılığıyla küresel etkisini genişletiyor. Ülke, çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı projeleri için tahmini 1 trilyon dolarlık kredi ve hibe dağıttı. Ancak İran’daki savaş, Çin’e ağır borç yükü altındaki ülkelere kredi verme nedeniyle oluşabilecek itibar risklerini taşımadan etkisini genişletme fırsatı sundu.
Eurasia Group Çin Direktörü Dan Wang, “Çinli yetkililer oluşan tepkinin farkında ve temiz enerjiyi Kuşak ve Yol Girişimi’nin kötü imajını düzeltmenin bir yolu olarak görüyor” dedi.
Savaşın ilk ayında Çin’den petrol akışı sürmeye devam etti. Ancak uzmanlar, ihracat rakamlarının aydan aya sert dalgalanabileceğini belirterek verilere aşırı anlam yüklenmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Çin’den Vietnam’a yapılan jet yakıtı sevkiyatları yüzde 34 artarken Filipinler’e yapılan gübre ihracatı yüzde 33 yükseldi. Filipinler’e dizel ihracatı ise mart ayında bir önceki aya göre yüzde 187 sıçradı.
Asya ekonomileri hâlâ savaşın maliyetleriyle sarsılıyor. Bu maliyetler, küresel ticaretin büyük bölümünü durduran COVID-19 pandemisinden bu yana görülmemiş boyutlara ulaştı. Ekonomistler, boğazın kapalı kalma süresi uzadıkça Orta Doğu petrolüne yoğun şekilde bağımlı olan bölge için uzun vadeli hasarın daha yıkıcı olacağı uyarısında bulunuyor.
Ancak Çin’in seçili ülkelere petrol ürünleri sevkiyatını sürdürmesi rahatlama sağladı ve Pekin’in kriz dönemlerinde iyi niyet oluşturmak için teşvik mekanizmalarını nasıl kullandığını gösterdi.
Dan Wang, “Çin’in yasağı tam kapsamlı bir yasak değildi. Daha seçiciydi ve iyi diplomatik ilişkilerin büyük rol oynadığı görülüyordu” ifadelerini kullandı.
Örneğin Vietnam ve Avustralya, Pekin’le ilişkileri iyileştiği için avantaj sağlayan ülkeler arasında yer aldı. Wang, “Bu nedenle ihtiyaç duydukları miktarın tamamı olmasa da belirli ölçüde yakıt alabildiler” dedi.
Çin zaman zaman yardım ihtimalini kendi siyasi şartlarının kabul edilmesi karşılığında da gündeme getirdi. Mart ayında Tayvan yeni enerji kaynakları bulmak için çabalarken Çin Devlet Konseyi Tayvan İşleri Ofisi, Pekin’in kendi toprağı olarak gördüğü özerk ada için üstü kapalı bir teklif sundu.
Ofis, “Barışçıl yeniden birleşmenin ardından güçlü anavatanın desteğiyle Tayvan daha iyi kaynak güvenliğine kavuşacaktır” açıklamasını yaptı. Ada enerji ihtiyacının yüzde 96’sından fazlasını ithalatla karşılıyor ve petrolünün yaklaşık yüzde 60’ı Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor.
İran’daki savaş, Asya’nın birçok kırılganlığını ortaya çıkardı ve bölgeyi ayakta tutmak için kaynaklarını kullanan tek ülke Çin olmadı. Japonya, yükselen petrol fiyatlarıyla mücadele etmeleri ve Japon sanayisine ekipman sağlayan fabrikaları desteklemeleri için Güneydoğu Asya ülkelerine 10 milyar dolarlık destek sözü verdi.
Ancak Çin için savaş aynı zamanda yenilenebilir enerji teknolojilerini bölgeye yaymak adına bir fırsat yarattı. Çin; güneş enerjisi santralleri, rüzgâr çiftlikleri ve akıllı şebekeler için ekipman üretiminde, ayrıca elektrikli araç üretiminde dünya lideri konumunda bulunuyor. Bu ürünlerin yurt dışına gönderilmesi, durgun iç ekonomi için kritik büyüme motoru olan ihracatın güçlü kalmasına yardımcı oluyor.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Erica Downs, “Bu çatışma, Çin’in enerji süper gücü olma hedefi için bir sıçrama tahtası işlevi görüyor. Bu enerji teknolojilerini ödül veya baskı unsuru olarak kullanabilmeleri onlar açısından faydalı” değerlendirmesinde bulundu.
Orta Doğu’daki savaş, Çin’in elektrikli araçlar, güneş panelleri ve diğer yeşil teknoloji ürünlerindeki arz fazlası için yeni bir çıkış alanı yarattı. Çin’in güneş paneli ihracatı mart ayında bir önceki aya göre iki katın üzerinde artarken, elektrikli araç ihracatı da birçok pazarda bu ürünleri engellemeyi amaçlayan gümrük tarifelerine rağmen yükseldi.
Çinli üreticilerin ucuz ürünlerle küresel piyasaları doldurduğu yönündeki şikâyetler ise enerji kriziyle birlikte yumuşamaya başladı.
Erica Downs, “Çin’in aşırı üretim kapasitesi ve bunu uluslararası pazara dumping yoluyla sunduğu konusunda eleştirel tutum takınan çok sayıda ülke vardı” dedi ve şöyle devam etti:
“Ama bir krizin ortasındaysanız bu durum artık o kadar kötü görünmüyor”
© 2026 The New York Times Company
