Adam Rasgon, Natan Odenheimer ve Aaron Boxerman / The New York Times
Trump yönetiminin Gazze Şeridi için hazırladığı 20 maddelik plan, kalıcı barışın sağlanmasını hedefleyen ve uluslararası destekli yeni yapıların kurulmasını öngören kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Plan, savaşın yıkıma uğrattığı Gazze’de güvenliğin istikrara kavuşturulmasını ve Hamas’ın yer almadığı bir gelecek yönetime geçiş için gerekli zeminin oluşturulmasını amaçlıyor.
Ancak ateşkesin yürürlüğe girmesinin üzerinden iki ay geçmesine rağmen bu planların somut karşılık bulmadığı görülüyor.
Gazze’de uluslararası bir gücün konuşlandırılması fikri, yabancı askerlerin Hamas ile doğrudan çatışmaya girebileceği endişesi nedeniyle başından bu yana tartışma konusu oldu. Ayrıca planlanan geçiş yönetiminin yapısına ilişkin belirsizlikler de sürecin ilerlemesini zorlaştırdı.
Bu başlıkların, ekim ayında yürürlüğe giren ve Gazze’de tutulan hayattaki tüm rehinelerin yaklaşık 2 bin Filistinli tutuklu ve gözaltındaki kişi karşılığında serbest bırakılmasını içeren ateşkesin ikinci aşamasında hayata geçirilmesi öngörülüyordu.
Ancak planlardaki ilerlemenin yavaşlamasıyla birlikte Hamas’ın Gazze’de oluşan boşluğu doldurduğu ve sahadaki varlığını yeniden güçlendirdiği belirtiliyor. Ateşkes, çatışmaların şiddetini azaltmış olsa da bölgede şiddet tamamen sona ermiş değil.
İsrail, cumartesi günü Hamas’ın askeri kanadının üst düzey komutanlarından Raed Saad’ın öldürüldüğünü açıkladı. Bu gelişme, kırılgan ateşkesi daha da zayıflattı. Hamas ise konuya ilişkin hemen bir açıklama yapmadı.
Gazze’de güvenliğin sağlanması
ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planı, Gazze’de istikrarın sağlanması ve Filistinli polislerin eğitilmesi amacıyla uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını öngörüyor. Ancak bu gücün nasıl görev yapacağına ilişkin ayrıntılar netleşmediği için süreç gecikti.
Trump yönetimindeki bazı yetkililer, bu gücün Hamas’ın silahsızlandırılması sürecine öncülük etmesini beklediklerini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, kasım ayında ABD öncülüğünde kabul edilen bir kararla, Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmasını da kapsayan bir uluslararası yetki tanıdı. Ancak karar, bunun nasıl uygulanacağına dair ayrıntılar içermedi.
Hiçbir ülke Gazze’ye asker göndermeyi açık biçimde taahhüt etmiş değil. Azerbaycan ve Endonezya olası katılımcılar arasında anılsa da Azerbaycanlı yetkililer, askerlerin Hamas ile çatışmaya girmesi durumunda böyle bir görevlendirmenin söz konusu olmayacağını belirtiyor.
Bazı ülkeler, askerlerinin yalnızca ateşkesi denetlemek ve sürdürmek amacıyla sahada bulunacağını, silah toplama ya da çatışmaya girme görevini üstlenmeyeceklerini ifade ediyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Doha’da yaptığı açıklamada, uluslararası gücün İsrail ordusunun görevlerini üstlenmesinin beklenmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye, bu güce katılmaya ilgi duyduğunu açıklarken İsrail tarafı bu ihtimale açık şekilde karşı çıkıyor.
Buna rağmen son günlerde uluslararası gücün oluşturulmasına yönelik temasların hız kazandığı belirtiliyor. ABD ordusunun önümüzdeki haftalarda Doha’da iki ayrı toplantı düzenlemesi planlanıyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), gücün görevlerine ilişkin daha ayrıntılı bir sunumu kısa süre önce birçok ülkeden askeri yetkiliyle paylaştı. Sunumda, askerlerin halen İsrail kontrolünde bulunan bazı Gazze bölgelerine konuşlandırılacağı ve 4 binden fazla Filistinli polis memurunun eğitileceği ifade edildi.
Plan kapsamında konuşlanmanın Refah yakınlarında başlaması ve bu adımın İsrail ordusunun daha fazla geri çekilmesine zemin hazırlaması öngörülüyor. Sunumda toplam 8 bin askerin görev yapacağı, bu askerlerin insani yardımın güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayacağı ve müdahaleleri engelleyeceği belirtiliyor. Belgede Hamas’ın askerden arındırılması için koşulların oluşturulacağı ifade edilse de bunun nasıl yapılacağına dair ayrıntı yer almıyor.
Hamas, uzun süredir Gazze’de uluslararası bir gücün konuşlandırılmasına karşı çıkıyordu. Ancak Katar’da bulunan üst düzey Hamas yetkilisi Hüsam Bedran, son açıklamalarında bu fikre daha temkinli bir açıklık gösterdi. Bedran, uluslararası askerlerin yalnızca ateşkesi izlemekle sınırlı bir görev üstlenmesi halinde Filistinliler arasında buna destek bulunduğunu söyledi.
İsrail ise böyle bir gücün Hamas’ı silahsızlandırabileceği konusunda kuşkularını sürdürüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, silahsızlandırmanın gerekirse askeri yollarla gerçekleştirileceğini belirtti.
Savaş sonrası yönetim
Planın bir diğer temel unsuru, Gazze’nin yönetiminin geçici olarak teknokratik ve siyasetten bağımsız bir Filistin komitesine devredilmesini öngörüyor. Bu komite, Barış Kurulu adı verilen ve uluslararası isimlerden oluşması planlanan bir yapı tarafından denetlenecek.
Plana göre Barış Kurulu’na Donald Trump başkanlık edecek. Kurulun ve Filistin komitesinin kimlerden oluşacağı ve Gazze’nin savaş sonrası yönetiminin nasıl şekilleneceği henüz netlik kazanmadı.
Trump yönetiminin Barış Kurulu’na ilişkin duyuruyu Noel öncesinde yapmayı planladığı, ancak bunun 2026’nın başına ertelenebileceği ifade ediliyor. Karar alma sürecine, ABD ve Avrupa’dan mevcut ve eski üst düzey yetkililerin yer alacağı bir icra komitesinin de dahil edilmesi bekleniyor.
Trump’ın danışmanları Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın bu icra komitesinde yer alması planlanıyor. Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de kurulda rol alabileceği belirtilirken, bazı Filistinli çevreler bu ihtimale eleştirel yaklaşıyor.
Ayrıca eski Birleşmiş Milletler Ortadoğu barış süreci temsilcisi Nickolay Mladenov’un da Filistin komitesiyle temas sağlayacak bir görev için değerlendirildiği aktarılıyor. Savaştan sonra Kahire’ye yerleşen Gazzeli siyaset analisti Mkhaimar Abusada, Mladenov’un geçmişte İsrail ve Hamas arasında etkili bir arabulucu olduğunu belirterek bu ihtimali olumlu değerlendirdi.
© 2025 The New York Times Company
Kaynak: Gazete Oksijen