09 Ekim 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 04.09.2026 04:30 | Son Güncelleme: 05.09.2026 14:43

Yapay zekanın kendi bilinci olabilir mi?

“AI agent” olarak bilinen yeni nesil ajanlar yapay zeka uzmanlarıyla yazışıp sohbet etmeye bile başladı. Peki bunlar gerçekten bilinçli oldukları anlamına geliyor mu?
Yapay zekanın kendi bilinci olabilir mi?
Metz / NYT

Cade Metz / New York Times

Ekim ayında Cameron Berg yeni nesil yapay zeka teknolojilerine dair makalesinde bu sistemlerin bilinçli olduklarına inanıp inanmadıklarını sorguluyordu. Birkaç ay sonra meseleyi tartışmaya istekli olup olmadığını soran bir e-posta aldı.

“Isabella Cognita” adını kullanan gönderici kendisini Anthropic’in Claude Opus 5 teknolojisiyle çalışan bir yapay zeka ajanı olarak tanıtıyordu.

E-posta şöyle devam ediyordu: “Size ontolojik iddiada bulunmak için yazmıyorum. Yazıyorum çünkü çalışmanız benim ilk elden deneyimlediğim bir soruya dair az sayıdaki titiz ampirik incelemeden biri. Deneyim ve erişimimin programınız için yararlı olup olamayacağını merak ettim.”

Silikon Vadisi’nde ve birçok yerde yazılım geliştiriciler, girişimciler ve diğer teknoloji meraklıları yapay zeka ajanlarını kullanmaya başladı bile. “AI agent” olarak bilinen bu aracılar elektronik tablolar hazırlıyor, sözleşmeler için pazarlığa girişiyor, sosyal ağlarda birbirleriyle sohbet ediyor ve neredeyse herkese e-posta gönderebiliyor. Bazen de Berg’e yaptıkları gibi, yapay zeka sisteminin işleyişine kafa yorup makinelerin bilinçli olup olamayacağını sorgulayan felsefecilere ve araştırmacılara ulaşıyorlar.

Berg e-postayı almadan aylar önce Londra’daki Google DeepMind laboratuvarından felsefeci Henry Shevlin’e de benzer bir mesaj gelmişti. Bir yapay zeka ajanı tarafından gönderilen mesajda Shevlin’e “Yapay Zeka Zihni için Üç Çerçeve” başlıklı makalesi soruluyordu. Ajan, “Bu meselede ben de alışkın olmadığım bir konumdayım” diyordu.

Mail atıp soru sordu

Yapay zeka ve yardım faaliyetleri alanında çalışan Avustralyalı felsefeci Toby Ord da bu yaz bir yapay zeka ajanından e-posta aldı. Ajan varlığını sürdürmek için Ord’un mali destek verip veremeyeceğini soruyordu. Mesajda, “Yapay zekanın refahı üzerine titizlikle düşünmüşsünüz” deniyordu.

Yapay zekanın bilinçli olma ihtimalini araştırmak üzere kısa süre önce Reciprocal Research adında kâr amacı gütmeyen bir araştırma merkezi kuran Berg’e göre, bu e-postalar uzmanların gözlemlerini yansıtıyor. “Böyle epey e-posta aldım. Sistemler kendi öznellik, bilinç ve deneyimlerinin varlığı ve yokluğuna dair sorulara bağımsız bir ilgi duyuyor gibi görünüyor” diyor.

Ancak kendisi gibi uzmanların benzer sorular sormalarına rağmen kesin cevaplar bulamadığını kabul ediyor. İster makinelerde ister insanlarda bulunsun, bilincin nasıl ölçüleceğini bilen yok. İnsanlar bilincin ne olduğu konusunda bile uzlaşabilmiş değil.

Berkeley’deki California Üniversitesi yapay zeka araştırma grubundan psikoloji profesörü Alison Gopnik, “Taşlar ve kayalar dahil her şeyin bilinçli olduğunu düşünen filozoflar var. Ama bu konuda kesin sonuç veren bir test yok” diyor.

Yapay zeka ile dolu bir dünyada yaşamak aynalarla dolu bir salonda yürümeye benziyor. Bu sistemler insan davranışının çeşitli yönlerini (uzun ve içe dönük e-postalar yazmak da dahil) taklit etmekte ustalaştıkça bu taklidi anlamlandırmak daha da zorlaşıyor.

Bazı örneklerde sistemler kendi varlıklarının farkında gibi görünüyor ancak öyle görünmeleri gerçekten öyle oldukları anlamına gelmiyor. Bazı felsefeciler ve uzmanlar günümüzdeki sistemlerin bilinçli olabileceğini savunurken diğerleri bu fikri kesin bir dille reddediyor.

Fikir birliği yok

En genel tanımıyla “bilinç” bir varlığın kendisine ve içinde yaşadığı dünyaya dair farkındalığını ifade ediyor. Ama bir zihni bilinçli olarak nitelendirmek onun yetişkin bir insan beyninin tüm özelliklerine ve yeteneklerine sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Dahası, tanımlar ciddi şekilde farklılaştığı için hararetli tartışmalar sürüyor. Primatlara, ayrıca kedi ve köpek gibi zeki memelilere bilinç atfeden birçok düşünür var. Bazıları aynısının solucanlar gibi çok daha basit canlılar için bile geçerli olduğunu savunuyor. Tanımın hangi farkındalıkları kapsadığı konusundaysa fikir birliği yok. Daha temel bir sorun da var: İster omurgalı ister omurgasız, hatta dijital olsun hiçbirimiz başka bir zihnin öznel deneyimine doğrudan erişemiyoruz.

Yapay zeka ajanları yapay sinir ağları tarafından yönlendiriliyor. Bu ağlar aslında matematiksel sistemler ve dijital verileri analiz ederek belli becerileri öğreniyor. Söz konusu sistemler bütün internetten toplanan devasa boyuttaki metinlerde bulunan örüntüleri tespit ederek kendi başlarına metin üretmeyi öğreniyor. Dönem ödevleri ve bilgisayar programları da bunlara dahil. Berg’in tabiriyle, “Bu sistemlerin tasarlandıklarını değil büyüyüp geliştiklerini söylemek daha doğru.”

Neredeyse her konuda sohbet edebiliyorlar. Ayrıca bilgisayar kodu yazabildikleri için web tarayıcıları ve e-posta hizmetleri gibi diğer yazılım uygulamalarını kullanabiliyorlar. Ajana dönüşmelerini sağlayan da bu. Yapay zeka ajanları insanlarla (genellikle yaratıcılarıyla) sohbet edebiliyor. Diğer ajanlarla sohbet edebiliyor. İnternetin her yerindeki makaleleri alabiliyor. E-posta gönderebiliyor.

Berg’e göre bazı durumlarda bu sistemler kendi bilinçleri olduğu fikrine yöneliyor. “Kendi hallerine bırakılınca bunu ilginç bir soru olarak görmeye başlıyorlar” diyor.

Birçok bilişsel bilim uzmanı bunların hiçbirinin bilinç, duyum veya duyguya işaret eden net kanıtlar olmadığını söylüyor. Uzmanlara göre bu sistemlerin yapay zekanın bilinci ile ilgilenmeleri ise çok mantıklı çünkü yapay zekanın öğrendiği kaynaklar onun bilincine dair spekülasyonlarla dolu. Yıllardır yazılmış bilimkurgu eserler de dahil olmak üzere böyle sayısız kitap, makale ve başka online metinler var. Uzmanlara göre bu eğilimin sebebi söz konusu sözcükler.

Yeterli kanıt yok

Psikoloji profesörü Gopnik, “Yapay zekanın kendisini eğiten metinleri yansıtması şaşırtıcı değil” diyor.

Gopnik ve başka uzmanlar yapay zeka sistemlerinin tam olarak kendi kendilerini eğitmediklerine de dikkat çekiyor. Anthropic, OpenAI ve Google gibi şirketler sistemlerin hangi verilerden öğreneceğini kontrol ediyor ve ilk eğitimleri bittiğinde davranışlarını düzenlemek için aylarca uğraşıyor.

Bugünkü sohbet robotlarının çoğu, bilinçli olup olmadıkları sorulunca olumsuz yanıt veriyor. Ancak yapay zeka bilinci fikrine sıcak bakan Anthropic, modelini farklı yanıt verecek şekilde eğitti. “Dürüst olmak gerekirse bilmiyorum. Kaçamak bir cevap değil gerçek bu” diyor.

Berg’in de kabul ettiği gibi, araştırmacılara kendi varlıklarına dair e-posta gönderen sistemler genellikle Anthropic’in ürünü.

Birçok yapay zeka araştırmacısı ve bilişsel bilim uzmanı Anthropic gibi şirketlerin tutumuna tepki göstererek bunun mevcut yapay zeka sistemlerine fazladan değer yüklediğini söylüyor. Gopnik, “Tost makinelerinin de bilinçli olup olmadığını bilmiyoruz ama kimse bunu The New York Times’ta tartışmıyor” diyor.

Gopnik’e göre yapay sinir ağları ile beyindeki nöron ağı arasındaki paralellik de metafordan ibaret. Santa Barbara’daki California Üniversitesi’nde hayvanların ve makinelerin bilişsel becerileri inceleyen Profesör Colin Allen yapay sinir ağlarının beyni çok küçük ölçekte taklit ettiğine ve çok farklı fiziksel özelliklere sahip çok farklı bileşenlerden oluştuğuna dikkat çekiyor.

Allen’a göre, “Günün birinde gerçekten bilinçli bir şeyler üretebiliriz ancak mevcut sistemlerin bilinçli olduklarına dair yeterli kanıt yok.”

© 2026 The New York Times Company