Veri uzmanları, davranış bilimciler ve seyahat firmaları, son aylarda sektörün nereye gittiğini anlamak için çalışmalar yürütüyor.
“Coolcation” (serin iklim tatilleri) gibi birkaç yıl önce ortaya çıkıp Collins Sözlüğü’nün yılın kelimelerinden biri olan trendlerden “flashpacking”e (lüks sırt çantalı seyahat) kadar yıllık seyahat eğilimleri genelde tuhaf birer kısaltma olsa da, aslında nasıl yaşadığımızı – ya da nasıl yaşamak istediğimizi – yansıtıyor.
BBC, 2026'da trend olması muhtemel bazı seyahat fikirlerini derledi. Listenin tamamı şöyle:
1. Sessizlik tatilleri
Gelecek yılın baskın trendi “quietcations” olacak. “Hushpitality” olarak da anılan bu akım, konfor, sessizlik ve modern hayatın artan stresinden uzaklaşma arayışını merkeze alıyor.
Birleşik Krallık’ta dijital detoks kabinleri sunan Unplugged’ın kurucu ortağı Hector Hughes, trendin yükselişini yakından takip ediyor: “2020’de başladığımızda dijital detoks ya da analog yaşam neredeyse bilinmiyordu” diyor. “Şimdi misafirlerimizin yarısından fazlası rezervasyon sebeplerinin tükenmişlik ve ekran yorgunluğu olduğunu söylüyor.”
Sessizlik arayışı birçok yerde karşımıza çıkıyor. İsveç’in güneyindeki Visit Skåne, bölgedeki noktaları desibel seviyelerine göre sıralayan “Sessizlik Haritası”nı oluşturdu; Oregon’daki Skycave Retreats’te ise misafirler üç gün boyunca tamamen karanlık kabinlerde kalıyor.
2. Yapay zekanın işleri yönettiği tatiller
.Amadeus’un araştırmasına göre, giderek daha fazla insan tatil planlamak ve rezervasyon yapmak için üretken yapay zekâ kullanıyor. Expedia ve Booking.com gibi büyük oyuncular ChatGPT benzeri araçları sistemlerine entegre ettikçe, tatilinizi robotların planlaması her zamankinden kolaylaşıyor.
Gerçek zamanlı çeviri ve mobil dijital check-in gibi özelliklerle birlikte teknoloji, bir zamanlar yolculukların en yorucu kısmı olan bürokrasiyi ortadan kaldırıyor.
Ancak bu yükseliş bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Sürdürülebilirlik uzmanları, algoritmaların seyahat trafiğini aynı bölgelere yönlendirerek aşırı turizmi artırabileceği konusunda uyarıyor.
Kültürel trend uzmanı ve Concept Bureau CEO’su Jasmine Bina, yapay zekânın dile getirme biçimimizi değiştirdiğini ama seyahat motivasyonlarımızı değiştirmediğini söylüyor.
3. 'Karar yorgunluğuna' iyi gelcek tatiller
Karar yorgunluğu, tembellik ya da kontrolü başkasına bırakmanın cazibesi… Sebebi ne olursa olsun, hiçbir tercihte bulunmak istemeyenler için yeni seyahat seçenekleri hızla artıyor.
Arjantin Mendoza’daki Susana Balboa’s Winemaker’s House & Spa Suites, sürprizlerle dolu “gizemli seyahat” seçeneğini sunuyor; kruvaziyer sektöründe ise rotasını bilmeden gemiye bindiğiniz ‘mystery cruise’lar popülerleşiyor.
Seyahat iletişim firması Lemongrass’ın trend raporu, bu tür kürasyonlu kaçışların artan karar yorgunluğunu ve sürekli mikro kararlar verme stresini yansıttığını belirtiyor.
4. Uçakla değil, arabayla gidilen tatiller
Hilton’ın araştırmasına göre 2026’da yolculuklarımızı karada yapacağız. Sosyal medyada, araba yolculuğunu ifade eden #RoadTrip etiketi dünya genelinde 5,9 milyon paylaşımı geçmiş durumda.
Çoğu insan yola çoktemel bir sebeple çıkıyor: tasarruf. Hilton’ın araştırmasına göre Britanyalıların yüzde 60’ı para biriktirmek için tatile arabayla gitmeyi tercih ediyor.
5. Aşırı kişiselleştirilmiş tatiller
Herkesle aynı turu satın alma dönemi sona eriyor. Seyahat sektörü, bireysel ihtiyaç ve yaşam evrelerine göre şekillenen ultra kişisel tatillere yöneliyor. Son yıllarda boşanma veya yas sonrası tatillerden menopoza özel inziva kamplarına, evlilik yenileme kaçamaklarından raket sporları ya da böcek meraklıları için niş gezilere kadar birçok özel format doğdu.
Bina’ya göre bu eğilim, zamanı deneyimleme biçimimizin değiştiğini gösteriyor:
“Hayat sonsuz bir akışa dönüştü; ritüeller azaldı. Boşanma, yas ya da menopoz gibi deneyimler için tasarlanan geziler, yoğun duygular etrafında kutsal bir zaman dilimi yaratıyor. Bu eşiklerden geçip dönüşmüş bir şekilde çıkmak istiyoruz.”
6. Bilinen rotalar yerine ıssız bölgeler
Selective Asia’nın kurucusu Nick Pulley’e göre özellikle “anti-Instagram topluluğu”, kalabalık ve abartılı destinasyonlardan uzaklaşıyor. Bunun yerine Toledo (İspanya), Brandenburg (Almanya) ve daha maceracı olanlar için Irak gibi yeni noktalar ilgi görüyor. Birleşik Krallık’ta ise Cotswolds ve Cornwall gibi popüler bölgeler yerine Northumberland, Galler ve Somerset öne çıkıyor.
Hilton’ın verileri, özellikle Britanyalıların yeni yerler keşfederek kişisel gelişim aradığını; hatta bunun için işten feragat etmeye istekli olduklarını gösteriyor. Nepal’de otantik ev konaklamaları, İtalya’nın az bilinen köşeleri ve “kimsenin aklına gelmeyen ama güçlü bir yer duygusu barındıran” bölgeler merak uyandırıyor.
7. Eğlence yerine kültürün öne çıktığı tatiller
#BookTok etkisiyle edebiyata dayalı seyahat 2026’da büyümeye devam edecek. Onun kardeş trendi olan “set-jetting” (film ve dizi mekânlarına yapılan geziler) de yükselişte. Ibiza’dan Madrid’e kadar birçok otel, nadir kitap koleksiyonları, okuma inzivaları, havuz başı kütüphaneleri ve tematik konaklamalar sunuyor.
2026’da popülerleşmesi beklenen destinasyonlar arasında Harry Potter dizisinin çekildiği Cornwall, Wuthering Heights uyarlamasının geçtiği Yorkshire Moors ve Christopher Nolan’ın Odysseia uyarlamasıyla birlikte Yunanistan var.
Bina, bu eğilimi çağdaş bir kaçış biçimi olarak değerlendiriyor: “Hızlı değişim ve kriz dönemlerinde korkularımızı ve arzularımızı anlamak için kurguya sığınırız. 1930–40’larda fantezi edebiyatının, 1960’larda bilimkurgunun yükselişi bunun göstergesi. Bugün de mitik ve spekülatif kurgu, eski sistemlerin çöküşünü ve yeniden doğuşunu anlamlandırma çabamızın ürünü. Edebi seyahat, katarsis gibi; kurguya hem zihnen hem bedenen daha fazla dalmamızı sağlıyor.”
Kaynak: Gazete Oksijen

