15 Ocak 2026, Perşembe
Haber Giriş: 13.01.2026 11:34 | Son Güncelleme: 13.01.2026 13:26

En Yeni Film ve Dizi Önerileri - Ocak 2026

En yeni film ve dizi önerileri, Ocak 2026’da öne çıkan yapımlar, yeni çıkan diziler ve IMDb yüksek puanlı filmlerle izleme listenizi güncelleyin
En Yeni Film ve Dizi Önerileri - Ocak 2026
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yeni çıkan diziler ve izlenmesi gereken en iyi filmler hangileri? IMDb puanı yüksek filmler, ters köşe senaryolarıyla şaşırtan diziler ve ödül sezonuna damga vuran yapımlarla dolu bir izleme listesiyle karşınızdayız!

Oksijen Dijital Platformlar Editörü Elçin Yahşi; her hafta Netflix, Disney+, Amazon Prime Video ve BluTV gibi popüler platformlarda öne çıkan yapımları, gerçek olaylardan uyarlanan filmleri ve hafta sonu bir solukta izleyebileceğiniz dizileri derliyor ve 'Ne İzleyelim?' bülteniyle her cumartesi sabah 09.00'da mail olarak okurlarımıza iletiyor. Eğer "Bugün ne izlesem?" diye düşünüyorsanız, Ocak 2025'nın en çok konuşulan dizileri ve en iyi yeni çıkan filmleri bu listede!

Elçin Yahşi'nin Ne İzleyelim? bülteni her cumartesi saat 09.00'da posta kutunuzda olsun istiyorsanız bu adresten ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

10 Ocak - 16 Ocak 

Acil serviste bir 15 saat daha: Beş Emmy ödüllü dizi The Pitt geri döndü

İlk sozunuyla bütün ezberleri bozarak hakkıyla ödülleri toplayan The Pitt, fazla bekletmeden ikinci sezonuyla geri döndü ve HBO Max’teki yerini aldı. 

Acil servisin 15 hafta boyunca izleyeceğimiz 15 saatlik maratonuna girişmeden önce, dizinin bütün ekibiyle konuştuk, hatta dizinin başrolü ve yapımcısı Noah Wyle’yi sorumuzla ağlattık bile. 

Umur Çağın Taş’ın bütün dizi ekibiyle söyleşisi burada.

İkinci sezonun ilk bölümü HBO Max’te yerini aldı bile. 


Jack Ryan’dan Venezuela kehaneti

Prime Video’da yer alan ve Tom Clancy’nin romanlarından uyarlanan dizi Jack Ryan'ın ikinci sezonunda, siyasi olaylar Venezuela'daki bir diktatör ve ülkenin bol doğal kaynakları etrafında dönüyor. 

Venezuela başkanının geçen hafta yapılan baskın sonucu yakalanması göz önüne alındığında, dizi genelinde en az değer verilen bu ikinci sezonu, yedi yıl sonra daha da etkileyici hale geliyor.

Dizinin ikinci sezonunun ilk bölümünde Jack Ryan (John Krasinski), jeopolitik ortamdaki gerçek tehditleri tanımak konusunda bir sınıf dolusu öğrenciye ders veriyor. Jack, sınıfa çeşitli haber görüntüleri gösteriyor ve onlara ABD için en büyük tehdidin ne olduğunu soruyor. 

Öğrencilerin birçoğu Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkeleri öne sürüyor, ancak Jack asıl tehdidin Venezuela olduğunu açıklıyor. Venezuela, dünyanın en fazla petrol ve altın rezervine sahip. 

Jack, "Venezuela tartışmasız gezegendeki en büyük petrol ve mineral kaynağı" diyor. Bu durum ülkeyi çok cazip hale getirse de, asıl tehlikeye, yani Venezuela'nın başarısız bir devlet haline gelmesi durumunda yaşanacaklara dikkat  çeken Ryan, Yemen, Irak ve Suriye gibi başarısız devlet örneklerine işaret ediyor.

Venezuela'nın "ABD'nin yeni nesil nükleer füzelerine 30 dakika mesafede" olması, çöküşünün ABD'nin arka bahçesinde bir düşmana kapı açacağı anlamına geliyor. 

2019’da yayına giren ikinci sezonun politikası, Nicolás Maduro'nun 2018 seçimlerine dayanıyordu. Dizideki kurgusal diktatörün adı Nicolás Reyes idi. 

Tom Clancy'nin Jack Ryan dizisinin ikinci sezonu, eleştirmenlerin ilgi çekici bir hikâye olmadığını söylemesiyle en düşük reyting alan sezon oldu. Yedi yıl sonra, John Krasinski'nin canlandırdığı Jack Ryan'ın Venezuela hakkında yaptığı konuşmanın yer aldığı klip, Başkan Trump yönetiminin son eylemleriyle birlikte geçtiğimiz hafta viral oldu. Gerçekliğin olaylara daha çok benzemeye başlamasıyla birlikte, bu hikaye yeni bir ağırlık kazanıyor ve daha da etkileyici hale geliyor. 

Diziyi izlemek isteyenler için Jack Ryan, ikinci sezon şurada.


Haftanın yapımlarından seçmeler

TRT2

The Wheel of Life (2021)
Küçük bir köyde dedesiyle büyüyen bir torunun, birlikte çıktıkları yolculukta karşılaştıkları sorunları ele alan, Endonezya-Malezya ortak yapımı bir aile macerası. (Bu akşam 21.30) 

The Colony (2021)
En İyi Özgün Senaryo Oscar adayı September 5 filmiyle tanınan yönetmen Tim Fehlbaum, gerilim ve bilim kurguyu birleştirdiği bu filminde, yakın bir gelecekte, insanlığın neredeyse tamamını yok eden bir felaketin ardından, insanların kaderini belirleyecek bir hamle yapması gereken Uzay Kolonisi Kepler'den bir astronotun hikâyesini anlatıyor. (Yarın akşam 21.30)

Narcosis (2022)
Thekla Reuten'in (Citadel: Diana, In Bruges) başrolünde olduğu, Hollanda yapımı film; profesyonel bir mağara dalgıcı olan kocasının, keşif gezisinden dönmemesi üzerine bir kadının, iki küçük çocuğu ile birlikte yaşadığı karmaşayı konu ediniyor. (Salı, 21.30) 

On the Pulse (2023)
Gabrielle, resmi bir eğitimi olmamasına rağmen Fransa'da prestijli bir haber programında kendini kanıtlamaya çalışırken, tutkulu ve deneyimli muhabirlerin dünyasına uyum sağlamayı öğrenir. Bu zorlu yolculukta özellikle baş editörü en büyük rakibidir. (Çarşamba, 21.30)


MUBI’nin yenilerinden seçmeler

The Piano Accident (2025)
Fransız yönetmen Quentin Dupieux (Yannick, Reality, Daaaaaalí!), Adèle Exarchopoulos'un (Blue is the Warmest Color, Passages) başrolünde yer aldığı bu yeni filminde; bir video çekimi sırasında ciddi bir kaza geçirince asistanıyla bir dağ evine kapanan meşhur bir sosyal medya fenomeninin hikâyesine odaklanıyor. Bir gazetecinin şantajı, bütün planlarını bozar. 

La Ciénaga (2001)
Arjantinli bir ailenin keyifli tatilleri sırasında yaşanan gündelik kazalar ve küçük çatışmalar, giderek bastırılmış bir gerginliğin ve sınıfsal çürümenin portresine dönüşür. Latin Amerika sinemasının modern klasiklerinden kabul edilen, yönetmen Lucrecia Martel’in (Zama, The Headless Woman) ilk uzun metraj filmi.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)
Joel Barish (Jim Carrey) ve Clementine Kruczynski’nin (Kate Winslet) acı dolu bir ayrılığın ardından birbirlerini hafızalarından silmeye çalışırken aşktan kaçamayışını anlatan, sinema tarihine kazınmış unutulmaz bir romantik film. 

Sarı Tebessüm (1993)
Şahika Tekand ve Mahir Günşiray’ın başrollerini paylaştığı, Seçkin Yasar’ın ilk uzun metrajlı filmi, mutlu görünen bir evliliğin içinde, başlangıçta gizli bir kaçamak olan aldatmanın, denetimden çıkan bir arzuya evrilmesini izliyor. (Yarın yayında olacak) 

Thelma & Louise (1991)
İki kadının çıktıkları sıradan bir yolculuk, erkek şiddetiyle karşılaştıklarında geri dönüşü olmayan bir özgürlük arayışına dönüşürse ne olur? Ridley Scott’ın (Blade Runner, Gladiator) yönettiği Oscar ödüllü filmde, başrollerini de Oscar ödüllü iki oyuncu paylaşıyor: Susan Sarandon (Dead Man Walking, Feud) ve Geena Davis (The Accidental Tourist). (Pazartesi yayında olacak)


Ve haftanın diğer yenileri

Tell Me Lies (2022)
Üniversitede tanıştıktan sonra tutkulu ama çalkantılı bir ilişkiye sürüklenen Lucy ve Stephen’ın sevilen hikâyesi, ilgiyle izlenen iki sezonun ardından 13 Ocak’ta üçüncü sezonuyla geri dönüyor. Yeni sezonda her şey gerçekten değişmiş mi olacak, yoksa geçmişin hataları onları bırakmayacak mı, birlikte göreceğiz. (Disney+)

Pole to Pole with Will Smith (2026)
Oscar ödüllü oyuncu Will Smith (King Richard, The Pursuit of Happyness), dünya üzerindeki farklı biyomları, toplulukları ve manzaraları keşfetmek için sınırları zorlayan bir yolculuğa çıkıyor. Yedi bölümden oluşan belgesel serisi, 14 Ocak'ta yayınlanacak. (Disney+) 

Small Things Like These (2024)
İrlandalı kısa öykü yazarı Claire Keegan'ın tıpkı The Quiet Girl gibi, bir kitabı daha sinemaya uyarlandı. Oscar ödüllü Cillian Murphy'nin (Oppenheimer, Peaky Blinders) başrolünde yer aldığı film, 1985 yılında ailesini geçindirmek için kömür ticareti yapan bir adamın, yerel manastırın sakladığı rahatsız edici sırları keşfetmesine odaklanıyor. 14 Ocak'ta yayında. (HBO Max) 

Together (2025)
Kırsala taşınan ve ilişkilerindeki çatlaklarla yüzleşen bir çift, karşılaştıkları doğaüstü bir güç nedeniyle hem bedenlerinin hem de bağlarının ürkütücü bir dönüşümüne şahit olur. Gerçek hayatta evli olan Dave Franco ve Alison Brie’nin başrollerini paylaştığı film, geçtiğimiz senenin sevilen gerilim filmlerinden. 15 Ocak'ta yayında. (HBO Max) 


2 - 9 Ocak

Hafta sonu sinemaya gitmek isterseniz 

Bu hafta sonu seçenek bol doğrusu. İzleyenlerin şimdiden bütün Oscarları verdiği film Marty Supreme, bu hafta vizyonda. Timothee Chalamet, efsanevi bir masa tenisçisini canlandırıyor. 

Giray Altınok ve Kerem Özdoğan ikilisinin ‘ajan filmi’ D.I.S.C.O., izleyenleri tek bir fikir altında topluyor: “Hiç ummadığım kadar eğlenceli, aksiyon sahneleri de gayet iyi olmuş…” 

Ve bir de işsiz bir Amerikalı oyuncunun (Branden Fraser) Japonya’da aile kiralama sistemine dahil olup, çeşitli ailelere kiralık akraba olarak dahil oluşunu hikâye eden Rental Family var.

Bir de unutulmasın, geçen hafta sonu vizyona giren ama bu yılın en iyilerinden, hatta belki de en iyisi Sentimental Value var tabii. Bu aile hikâyesi Marty Supreme ile Oscar yarışında kafa kafaya.

Tam sinema havası. 


2025’in gişede ilk 10 filminden biri TV+’ta

Brad Pitt’in başrolde olduğu F1, artık TV+’ta. 1990'larda yarışmış bir Formula 1 pilotu olan Sonny Hayes (Pitt), korkunç bir kaza geçirir ve Formula 1'den emekli olup diğer disiplinlerde yarışmaya başlamak zorunda kalır. 

Bir Formula 1 takımı sahibi ve arkadaşı Hayes ile iletişime geçer ve Apex Grand Prix takımında çaylak dahi Joshua Pearce'a (Damson Idris) akıl hocalığı yapması için emeklilikten çıkmasını ister. Filmde Javier Bardem de var. 

Filmin TV+’ta Apple TV logosu ile birlikte yer alması şaşırtıcı bir gelişme. Bildiğiniz gibi, TV+, kendisine özel anlaşmalı içeriklerin yanı sıra, HBO Max ve Tabii platformlarının içeriklerini de abonelerine sunuyor. 

Şu ana kadar ülkemizde faaliyete geçmeyen Apple TV ile TV+ anlaşması hakkında pek yakında yeni haberlerle karşınızda olacağız gibi görünüyor.


Siz Outlander evrenine hâlâ girmediniz mi?

Martta sekizinci sezon gelmeden önce dizinin ilk yedi sezonu Netflix’te ve kahramanlarımızın atalarına uzanan yepyeni spin-off’u ise TOD’da sizi bekliyor.

2014’ten bu yana dünya çapında sadık bir hayran kitlesi edinen, Emmy adayı romantik drama Outlander, merakla beklenen sekizinci sezonuyla mart ayında ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Bu dönüş öncesinde, gelin birlikte zamanın sınırlarını aşan bu evrene yakından bakalım.

Diana Gabaldon’ın çok satan fantastik aşk romanlarından uyarlanan Outlander, İkinci Dünya Savaşı’nda görev yapan hemşire Claire Randall'ın gizemli bir şekilde geçmişe sürüklenmesiyle başlıyor. 

Zamanın ötesine savrulan Claire’in, İskoçya’nın çetin topraklarında yakışıklı ve cesur savaşçı Jamie Fraser’la kesişen kaderi; aşk, tarih ve tutkunun iç içe geçtiği destansı bir hikâyeye dönüşür. Yedi sezonu ile Netflix kütüphanesinde yer alan dizi, izleyicisini her bölümde biraz daha içine çekiyor. 

Sekizinci sezon fragmanı da şöyle bırakalım:

Outlander evrenini bambaşka bir noktaya taşıyan 10 bölümlük yeni dizi Outlander: Blood of My Blood ise bu kez Claire ile Jamie'nin ailelerinin geçmişini ve nasıl tanıştıklarını ekranlara getiriyor. İki farklı zaman diliminde geçen aşk hikâyeleriyle şekillenen dizi, kaderin nesiller boyunca nasıl yankılandığını gözler önüne seriyor. 

İlk üç bölümüyle TOD’da yayına başlayan yapım, hafta hafta izleyiciyle buluşmaya devam edecek. 


Cannes’da ayakta alkışlanan animasyon

Kabakçığın Hayatı ile hafızalara kazınan Fransız yönetmen Claude Barras, izleyiciyi doğanın kalbine davet eden yeni animasyon filmiyle geri döndü. 

Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan Savages, Barras’ın kendine özgü elle şekillendirilmiş stop-motion tekniğiyle hayat bulan bir masal. 

Hikâyesi, Borneo’nun nefes kesen ama tehdit altındaki yağmur ormanlarında geçiyor. Tropik ormanların kıyısında yaşayan Kéria, babasının çalıştığı bölgede savunmasız bir bebek orangutanı ölümden kurtarır. Bu beklenmedik karşılaşmanın ardından, yerli kabile ile kereste şirketleri arasındaki şiddetli çatışmalardan kaçan kuzeni Selaï onlara katılır. 

Kéria, Selaï ve Oshi adını verdikleri orangutan, yalnızca kendi kaderleri için değil, yok edilmek üzere olan ormanları ve yaşamları için de zorlu bir direnişe girişir. Savages, TOD'da.


Brezilyalı kadınlar ve Güney Koreli erkekler 

Hayat gerçekten de Kore dizilerindeki gibi olabilir mi? Brezilyalı beş kadın reality dizisinde bu sorunun peşine düşüyor. Kore dramalarından ilham alan bu reality dizisinde, aşkın ve hayatlarının farklı dönemlerinde olan beş Brezilyalı kadın, uzun mesafeli ilişkilerini kültürel engeller ve yaşam tarzı değişiklikleri karşısında test etmek için Güney Kore’nin başkenti Seul’e seyahat ederek, hoşlandıkları erkeklerle yüz yüze tanışıyor. Peki, gerçek hayat gerçekten bir Kore draması olabilir mi? Beş çiftin günlük yaşamlarını takip eden reality programı My Korean Boyfirend, Netflix'te yayında. 


1970’lerin Güney Kore’sinde güç mücadelesi

Gündüzleri devlet için çalışan, geceleri mafyanın acımasız dünyasının parçası olan hırslı adamın karşısında ondan daha hırslı bir savcı çıkınca... 

Disney+’a nefes kesen yepyeni bir suç gerilim dizisi geldi: Made in Korea. Bu altı bölümlük iddialı yapım, izleyiciye 1970'lerin Güney Kore'sinde, servet ve güce ulaşma hırsıyla yanıp tutuşan bir adamın sürdürdüğü çifte hayata eşlik etme fırsatı sunuyor. 

Sınır tanımayan bu adam, gündüzleri Kore Merkezi İstihbarat Ajansı’nda hızla yükselen, devletin güvenini kazanan bir ajan, geceleri yasa dışı anlaşmaların ve tehlikeli ilişkilerin tam ortasında acımasız bir iş insanı. Bu durdurulamaz adamın karşısına, onu devirmek için herşeyi riske atmaya hazır, inatçı bir savcı çıktığında ise işler kızışır. Geriye ise hırs ile adaletin, güç ile vicdanın ölümcül bir hesaplaşması kalır. Bu savaşın kazananı kim olacak?


Aşk bazen sadece duyulur

Geçirdiği sağlık sorunu nedeniyle 76 gün boyunca evinden çıkamayan Klara, bu süre boyunca dış dünyayla kurduğu tek bağ olan Sigue Mi Voz adlı radyo programına sığınır. Yalnızlığını dolduran bu ses, zamanla ona beklemediği sorular sordurur: Hiç tanışmadığı, sadece sesini duyduğu birine âşık olmak mümkün müdür? 

Programın gizemli sunucusu Kang, Klara’nın kalbinde tarif edemediği duygular uyandırırken, genç kadın korkularıyla yüzleşip yeniden hayata karışabilecek midir? İspanya yapımı romantik dram, sesler, mesafeler ve cesaret üzerine dokunaklı bir hikâye sunuyor. Follow My Voice, Prime Video’da. 


Japonya'da depremin ardından

Ünlü Japon yazar Haruki Murakami’nin dört öyküsünden derlenen film, 1995’teki yıkıcı Great Hanshin-Awaji Depremi ile başlayan sürecin 1995–2025 yılları arasında insan hayatlarında bıraktığı derin ve kalıcı izleri mercek altına alıyor. 

Hikâye, 1995’te eşinin ani kayboluşuyla sarsılan Komura’nın, 2011’de evden kaçan Junko’nun, 2020’de dindar annesi tarafından 'Tanrı’nın çocuğu' olarak yetiştirilen Yoshiya’nın ve 2025’te güvenlik görevlisi olarak çalışan Katagiri’nin kesişen yaşamlarına odaklanıyor. 

Bu karakterlerin kaderinde belirleyici bir rol oynayan figür ise Japonya’yı olası felaketlerden korumaya çalışan, insan gibi konuşan dev kurbağa Kaeru-kun. 

Kayıp, travma ve insanın hayatta kalma mücadelesine dair çarpıcı bir yüzleşme sunan After the Quake, (Türkçe altyazısız olarak) Netflix’te. 


Bu apartmanda kimse masum değil

Nana ve Shota, aralarındaki 15 yaş farkına rağmen uyumlu bir şekilde yeni evliliklerine başlar; Nana tasarımcı, Shota ise spor salonu eğitmenidir ve ikisi de gizemli olaylara ilgi duyar. 

Taşındıkları apartmanda katıldıkları sakinler toplantısından kısa süre sonra cinayetler başlar ve apartman sakinleri birer birer öldürülür. Her kurbanın geçmişte biriyle bağlantılı bir nedeni olduğu ortaya çıksa da, şüpheli görünen herkesin olay anına dair bir mazereti vardır. 

Bu karmaşa nedeniyle polis bir sonuca ulaşamaz ve çift, kendilerini çözülmemiş cinayetlerin ortasında bulur. Japonya yapımı suç temalı gizem filmi Your Turn to Kill, (Türkçe alt yazısız olarak) Netflix'te. 

Kaynak: Gazete Oksijen