Esin Hamamcı
Havva Kılıçbay’ın “Sessizliği Dinle”, Çağla Celayir’in “Topraklanma” ve Emre Navruz’un “Tavşan Deliği” sergileri, Haliç Sanat’ta bir arada sergileniyor.
İBB Kültür ve İBB Miras’ın kültürel mirası koruma yaklaşımıyla restore ederek yeniden işlevlendirdiği Balat’taki Fener Evleri, Haliç Sanat 1-2-3 mekanlarıyla üç yeni sergiye ev sahipliği yapıyor. Havva Kılıçbay’ın “Sessizliği Dinle” başlıklı ilk kişisel diorama sergisi Haliç Sanat 1’de, Çağla Celayir’in hafıza, zaman ve varoluşa odaklanan “Topraklanma” serisi Haliç Sanat 2’de izleyiciyle buluşuyor. Minyatür sanatçısı Emine Navruz’un Alice Harikalar Diyarı’ndan ilhamla kurguladığı “Tavşan Deliği” ise Haliç Sanat 3’te, 6 Eylül’e kadar görülebilir. Birbirine yürüme mesafesindeki bu üç galeri, ücretsiz ziyaret imkanıyla aynı gün içinde keşfedilebilecek yoğun bir sanat rotası sunuyor.
Havva Kılıçbay: “Bu mekanlar aynı zamanda belleğin katmanları”
“Diorama ile kurduğum ilişki, bir üretim biçiminden çok bir düşünme ve hatırlama alanı olarak başladı. Hikayeyi doğrudan anlatmak yerine, izini sürmek ilgimi çekti. Bu nedenle insan figürünü geri çekip, geride kalan mekanlara odaklandım ve zamanla fark ettim ki bu mekanlar aynı zamanda belleğin katmanları. Sergide toplam 17 diorama eser yer alıyor. Bu eserlerin 16’sı terk edilmiş mekanlar üzerinden kurgulandı. Bir tren garı, bir çocuk parkı, bir oda, bir dükkan ya da gündelik hayata ait farklı alanlar… Her biri farklı bir zamana ve yaşama ait gibi görünse de, aslında aynı duygusal eksende buluşuyor. İzleyici fiziksel olarak küçük bir alanla karşılaşsa da, zihinsel ve duygusal olarak daha geniş bir alana açılıyor. Bu bütünün içinde yer alan KAYIT adlı eserim ise serginin kavramsal olarak kırıldığı ve derinleştiği noktayı oluşturuyor. Bu mekan terk edilmedi, susturuldu. Bu eser, kadın cinayetleri ve siyasi tutsaklıklar üzerinden yalnızca bir yokluğu değil, bilinçli olarak bastırılmış bir gerçekliği görünür kılmayı amaçlıyor”.
Çağla Celayir: “Bu seri, zihinsel sorgulamaların bir araya gelmesiyle oluştu”
“Topraklanma, benim için bir yüzeye basmak değil, aksine görünür olanın altındaki katmanlarla temas kurmak anlamına geliyor. Bu nedenle seri, zaman içinde biriken düşüncelerin ve zihinsel sorgulamaların yavaş yavaş bir araya gelmesiyle oluştu. Uzun süredir üretimlerimde hafıza, zaman ve varoluş üzerine düşünüyordum. Özellikle hatırlanan ve unutulan arasındaki o belirsiz alan, beni sürekli aynı noktaya geri getiriyordu. Bu geri dönüşler zamanla bir tür iç döngüye dönüştü. Sergiyi, farklı disiplinlerin bir araya geldiği bir yapı üzerinden kurguladım. Tuval üzerine ürettiğim mixed media çalışmaların yanı sıra seramik yerleştirmeler, video art ve enstalasyon çalışmaları da serginin önemli bir parçasını oluşturuyor. Toplamda 17 eser yer alıyor. Her malzeme ve form ‘topraklanma’ fikrinin farklı bir katmanını temsil ediyor. Tuvalde daha çok zihinsel ve görsel katmanlarla çalışırken, seramikte kırılganlık ve dönüşüm daha fiziksel bir karşılık buluyor. Enstalasyon çalışmaları ise izleyiciyi doğrudan bu alanın içine dahil ederek onu deneyimleyen bir konuma yerleştiriyor”.
Emre Navruz: “Detaylara fırçamla büyüteç tuttum”
“İskambil destesindeki her kart aslında benim için küçük birer oyun sahnesiydi. Minyatürün o sabırlı ve incelikli diliyle konuşulmayı bekleyen yüzeyleri gibi… Ve tam o anda, Alice düştü o kartların içine. Alice’in hikayesi zaten başlı başına bir düşüş ve bir kayboluş meselesi. Ama beni ilgilendiren, onun nereye düştüğünden çok, nasıl baktığıydı. Ben de bu seride bakmayı öğrenmek ve bilmek istedim, gördüklerimize bakabilmek için detaylara büyüteç tuttum fırçamla… Bu seferki oyun sahnemi iskambil kartı yüzeylerinde kurdum. Minyatürle bu dünyayı kurarken şunu fark ettim: Detay girdikçe anlam derinleşiyor. Bir kartın köşesine saklanan bir tavşan, bazen bütün hikayeyi anlatabiliyor. Ve izleyici, o detayı fark ettiğinde, kendisini o oyunun içinde bulup, oyunun bir parçası haline gelip kendi tavşan deliğine düşüyor. Bu sergi biraz da bir davet niteliğinde aslında. Büyük anlatılardan yorulanlara, ‘gel biraz küçülelim’ diyor. 54 adet 8,5x5,5 cm orijinal iskambil kağıdının üzerine çalışılmış eserler ve 3 adet 70x50 cm karışık teknik çalışma yer alıyor”.
Sergileri 6 Eylül’e kadar Haliç Sanat’ta görebilirsiniz.
Kaynak: Gazete Oksijen