İzmir’in tarihi kent merkezinde yer alan Smyrna Agorası, geçmişin izlerini günümüze taşıyor. Roma döneminde kentin aşağı mahallelerine su taşımak için oluşturulan antik kanal, iki bin yıl sonra hala akıyor. Kazı ekibi, 150 metresini takip ettiği kanalın kaynağını araştırıyor. Suyun, Agora’nın güneyinde bulunan Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami çevresindeki bir pınarla bağlantılı olabileceği değerlendirilirken Agora’da üç yeni mekan ve daha önce rastlanmayan duvar resimleri ortaya çıktı.
Kazı Başkanı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk-İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy, Roma döneminde Smyrna’nın su ihtiyacının pınarlarla bağlantılı kanallar aracılığıyla karşılandığını belirtti.
Sistemin bir bölümünün günümüzde de çalıştığını söyleyen Ersoy, “Yaklaşık iki bin yıldır akan bir sudan bahsediyoruz. Kaynağı henüz tespit edemedik. Hemen güneyimizde Namazgah Hamamı var. Orada bir pınarın olabileceğini değerlendiriyoruz. Suyun yaklaşık 150 metrelik bir yolculukla Smyrna Agorası’na ulaştığını görüyoruz” dedi.
Duvar resimlerine ilk kez ulaşıldı
Kazı çalışmalarında Agora ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde daha önce rastlanmayan duvar resimleri de bulundu. Mekanların Efes’teki Yamaç Evleri’ne benzer özellikler taşıdığını ifade eden Ersoy, yapıların kamusal bir işleve sahip olabileceğini dile getirdi.
“İlk defa bu mekanlarda duvar resimlerine ulaştık. Bugüne kadar Smyrna Agorası’nda ve tiyatro çevresinde hiç karşılaşmamıştık” diyen Ersoy, kazıların önümüzdeki dönemde bu mekanların devamında sürdürüleceği konusunda bilgi verdi.

Yeni mekanların milattan sonra 5. ve 6. yüzyıllara, Geç Antik Çağ’a tarihlendiği düşünülüyor. Ersoy, Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın yayılmasıyla kentlerin yapısında önemli değişimler yaşandığını, yeni buluntuların da Smyrna’nın bu dönüşümüne ilişkin önemli bilgiler sunduğunu söylüyor.
Ersoy, bugünkü Kemeraltı’nın sosyal, kültürel ve ticari kimliğinin köklerinin Smyrna Agorası’na kadar uzandığını da vurguluyor. Antik Smyrna Limanı’nın zamanla dolmasıyla ticari ve sosyal yaşamın Kemeraltı’na doğru kaydığını belirten Ersoy, “Buradaki sosyal, kültürel ve ticari hafıza yavaş yavaş Kemeraltı’na taşınıyor. Mekanın bir hafızası var. Bu hafıza bugün dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden biri olan Kemeraltı’na ulaşıyor” diyor.
Grafiti Salonu’nun bir bölümü ziyaretçilere açılıyor
Kazı alanında arkeolojik mirasın korunmasına yönelik konservasyon çalışmaları da sürüyor. Özellikle gezi güzergahındaki grafitilere ait sıvaların korunmasına yönelik çalışmalar yapılırken Grafiti Salonu’nun bir bölümü belirli saatlerde ziyaretçilere açılıyor.
Kazı ekibi, mozaikli mekanların devamını araştırdıktan sonra daha önce tespit edilen Hamam-Gymnasion yapısına geçecek. Bu bölümde Osmanlı katmanlarının altında Gymnasion’un mekansal organizasyonu incelenecek.
Kaynak: ANKA
