17 Şubat 2026, Salı
Haber Giriş: 08.02.2026 10:19 | Son Güncelleme: 08.02.2026 12:07

Kıpır kıpır bir çarşı: anababagünü

Şenlikli, kendi halinde düzenli ve cıvıl cıvıl… Bir pop-up market olan anababagünü, ayda bir kez şehrin farklı noktalarında kuruluyor. 7-8 Şubat’ta da Maslak Square’de olacak
Kıpır kıpır bir çarşı: anababagünü
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Çalışkan bir kalabalık karşılıyor beni anababagünü’nde. Herkes bir yerde, her şey yerli yerinde. Bir köşede arkadaşımın kız kardeşine rastlıyorum, mahalleli o da. Çarşı-pazarlı. Eski iş yerindeki yöneticimi görüyorum, kıyafet satıyor. En dipte anababagünü’nün yaratıcıları duruyor: Rana Görk ve Roslyn Saftekin. Ara sokaklara konuşlanan çilekçileri hatırlatıyor içeridekiler.

Şenlikli, kendi halinde düzenli ve cıvıl cıvıl. Bir pop-up market anababagünü, ayda bir kez şehrin farklı noktalarında kuruluyor. Birden fazla satıcı, farklı kategorilerde güzel şeyler satıyor. Kırmızı bluzun üzerine yakışacak pembe kolye de burada, taze makarna çeşitleri de. Çocuk kitaplarının olduğu kısımda duraklayıp “Bizimki bunu okur mu acaba?” diye düşünebilirsiniz örneğin. İster Faik Paşa Otoparkı ister Maslak Square, nerede kurulursa kurulsun anababagünü her edisyonda başka bir marka, isim, yemek keşfetmeye davet ediyor ziyaretçilerini.

Mahalleli olma hali

Rana Görk ve Roslyn Saftekin mimariye, tasarıma, renklere ilgi duyan bir ikili. Baştan aşağı bir pazar inşa etme fikrinin nasıl ortaya çıktığını sorduğumda “Şehirde üretmenin, paylaşmanın ve yan yana olmanın farklı yollarını düşünürken ortaya çıktı. Bizim için bu iş, sevdiğimiz şeyleri, şehir kültürünü, üretimi ve yaratıcılığı tek bir ortamda buluşturma ihtiyacından doğdu” cevabını veriyorlar.

Bir pazar olmanın ötesinde ziyaretçilerin geçmişi aradığı bir deneyime de alan açıyor anababagünü. Bir keşif sahnesi olarak İstanbul’un sıra dışı kişiliklerini buluştururken bu deneyimi her yaş grubuna hitap etmeyi başararak kurguluyor. Beyaz yakalılar, evli ve çocuklular, üniversite öğrencileri, esnaf, yazarlar, müzisyenler, ev hanımları... Tam ana baba günü yani. “Alanda yazdığınız mektubu posta kutusuna atabildiğiniz bir mektup köşesi, yeni tanışıklıkların olduğu çok büyük bir yemek masası veya gün içinde plak çalınması gibi” diye özetliyorlar bu deneyimi Görk ve Saftekin. Kalabalık o kadar coşkulu ki anababagünü’nde, artık mekanın metrekaresi de önemli. Alanlara sığmıyor, sokaklara taşıyor ziyaretçiler çünkü. Semte, mahalleye, sokağa açılan bir kapı adeta. Görk ve Saftekin’e göre kolay ulaşılabilirlik de bir kriter.

Her ay şehrin dokusuna uygun bir yere park ediyor pazar, bir mahalleli olma hali aslında anababagünü, o mahalleyi tekrar keşfetme, bilmeyenler için tanıma fırsatı. Pazardaki yeme-içme seçenekleri de giderek artıyor. Önceden kıyafet ve ev dekorasyonu odaklı olan pazar şu günlerde kendini şeflere, zanaatkarlara teslim ediyor. anababagünü’nün muhtelif noktalarında ramen’ciye denk gelip ev yapımı dondurmayla günü bitirmek neredeyse tam zamanlı bir işe dönüşüyor.

Eli boş ayrılmak zor

Mekanları, insanları ve üreticileri bir araya getiren anababagünü’nden eli boş ayrılmak da imkansızlaşıyor. Yine, yeni, yeniden gelmek istiyor insan. Kalabalıkların arasında bir birliktelik, bütün olma hissi duyuluyor. Çizimleri çok beğenilen, herkesin konuştuğu o illüstratör bir standın önünde dikiliyor. Çoğu kadın pek çok girişimci, usta ve çırak da ziyaretçileri güler yüzle selamlıyor. Instagram’da takipleşen o iki kişi anababagünü’nde tanışıyor ilk kez. Görk ve Saftekin’i de en çok anababagünü’nde yeşeren yeni diyaloglar mutlu ediyor. “Sanatçı veya üreticilerin kendi dünyalarını ziyaretçilere anlatma fırsatı oluyor” cümlesinde ikiliyi buluşturan tutkunun yankısı hissediliyor. anababagünü’nü yalnızca İstanbul’da değil, başka şehirlerde de düzenlemek isteyen Görk ve ve Saftekin, Ankara edisyonu için de çalışıyor. Bir sonraki anababagünü, 7-8 Şubat’ta Maslak Square’de olacak.