Yaz tatili, yıl boyunca biriken kitapları bitirmek için iyi bir fırsat. Ancak valize atılan o polisiye, aşk romanı ya da fantastik eser yalnızca tatilde ne okumak istediğimizi göstermiyor olabilir. Araştırmalar, kitap seçimlerimizin kişiliğimiz, korkularımız ve içsel kaygılarımız hakkında da ipuçları taşıdığını ortaya koyuyor.
Paris’teki École Normale Supérieure’de bilişsel bilimci Edgar Dubourg, okuma tercihlerinin rastlantısal olmadığını belirterek “Okuma listeniz aslında kişiliğinizin bir haritasını sunar” diyor.
Dubourg’a göre gerilim, aşk, korku veya bilimkurgu okumak insanda yeni duygular yaratmaktan çok, zaten var olan temel dürtü ve motivasyonları harekete geçiriyor.
Oxford Brookes Üniversitesi’nden psikolog Dr. Valerie van Mulukom’un araştırması da hangi kitabı seçtiğimizde “varoluşsal güvensizliklerimizin”, yani iç dünyamızdaki temel kaygıların etkili olabileceğini öne sürüyor.
Araştırmada okurların tercihleri dört ana grupta inceleniyor:
- Aksiyon, macera, bilimkurgu, distopya ve fantastik eserler
- Komedi, romantik, dram ve aile hikâyeleri
- Gerçek suç, polisiye, gerilim ve korku
- Belgesel nitelikli eserler, biyografiler ve tarih kitapları
Polisiye seviyorsanız tehlike ilginizi çekiyor olabilir
Polisiye, gerçek suç, casusluk, gerilim ve korku kitaplarına yönelenlerin tehdit ve tehlike temalarına karşı daha duyarlı olduğu belirtiliyor.
Bu tercih klasik cinayet romanlarından psikolojik gerilimlere, gerçek suç anlatılarından Stephen King’in eserlerindeki doğaüstü korku hikâyelerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Bu tür kitaplar, okurların kontrollü ve güvenli bir ortamda tehlikeyle yüzleşmesine olanak tanıyor.
Araştırmada bu kategoriye örnek gösterilen kitaplar arasında Dan Brown’ın Sırların Sırrı, Claire Douglas’ın The Family Friend ve Patrick Radden Keefe’in London Falling adlı eserleri bulunuyor.
Aşk romanları ilişkilerle ilgili kaygılara işaret edebilir
Tatil çantasını romantik romanlarla dolduranların zihnini romantik veya arkadaşlık ilişkilerine ilişkin kaygılar meşgul ediyor olabilir. Bu okurların sosyal statü, kabul görme ve itibar gibi konulara da daha fazla önem verebildiği belirtiliyor.
Romantik ve dramatik hikâyeler, okura başkalarının duygu ve davranışlarını gözlemleyebileceği güvenli bir alan sunuyor. Araştırmada Virginia Evans’ın Muhabbet, Florence Knapp’ın İsimler ve Alice Oseman’ın Heartstopper 6 adlı kitapları bu grupta yer alıyor.
Fantastik dünyalara kaçanlar insanlığın geleceğini düşünüyor olabilir
Bilimkurgu, fantastik, distopik ve kıyamet sonrası hikâyelerden hoşlananların dünyanın geleceğine ilişkin meselelere daha duyarlı olabileceği ifade ediliyor.
Örneğin tatilini siyasi entrikalar, Orta Çağ savaşları, ejderhalar ve ölümsüz ordularla dolu Game of Thrones evreninde geçirmeyi seçen bir okurun iklim krizi, savaşlar veya insanlığın geleceği konusunda kaygıları bulunabilir.
Araştırmada Bree Grenwich ve Parker Lennox’ın Duskbound, Rob Grant ve Andrew Marshall’ın Red Dwarf: Titan ile Sarah A. Parker’ın To Flame a Wild Flower adlı eserleri bu kategoride sıralanıyor.
Tarih ve biyografi okurları yanıt arıyor olabilir
Herkes tatilde kurgusal dünyalara dalmayı tercih etmiyor. Biyografi, anı ve tarih kitaplarına yönelenler ise maceradan çok gerçek hayattaki olaylara ilişkin açıklamalar arıyor olabilir.
Dubourg’a göre burada belirleyici olan, anlatının kurmaca olup olmaması değil. İnsanlar haberlerden anekdotlara, biyografilerden çevrelerinden duydukları hikâyelere kadar farklı biçimlerde sürekli anlatılar tüketiyor.
“Gerçekler ve tarihler” kategorisinde Sarah Wynn-Williams’ın Umursamaz İnsanlar, Maggie Haberman ve Jonathan Swan’ın Regime Change ile Arundhati Roy’un Mother Mary Comes to Me adlı kitapları yer alıyor.
Dolayısıyla raftan rastgele aldığınızı düşündüğünüz bir kitap, yüzeysel bir ilgiden fazlasını yansıtabilir. Ancak bu sınıflandırmalar kesin bir kişilik testi değil; yalnızca edebî tercihlerimiz ile iç dünyamız arasında bulunabilecek bağlantılara işaret ediyor.
Kaynak: Gazete Oksijen