İtalyan moda tasarımcısı Valentino Garavani, 93 yaşında Roma’daki evinde hayatını kaybetti. Valentino Garavani ve Giancarlo Giammetti Vakfı tarafından yapılan açıklamada, tasarımcının “Roma’daki evinde, etrafında sevdikleriyle birlikte hayata veda ettiği” belirtildi. Ölüm nedeni kamuoyuyla paylaşılmadı.
Dünya modasının son yarım yüzyılına damga vuran Valentino, kurduğu moda evi, giydirdiği isimler ve adını verdiği kırmızı tonuyla haute couture tarihinde ayrıcalıklı bir yer edindi. Reuters ve Vogue’un yanı sıra uluslararası basında yayımlanan taziye mesajlarında Valentino, sıklıkla “zarafet”, “ustalık” ve “güzelliğe adanmış bir hayat” ifadeleriyle anıldı.
Sophia Loren, Valentino için “Nazik, insaniyetle dolu bir ruha sahiptin. Bir dosttun; sanatın ve tutkun sonsuza dek ilham kaynağı olacak” derken, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, onu “İtalyan yüksek modasının tartışmasız stil ve zarafet ustası ve ebedi sembolü” olarak tanımladı.
Roma’dan Paris’e uzanan bir kariyer
Valentino Clemente Ludovico Garavani, 11 Mayıs 1932’de İtalya’nın kuzeyindeki Voghera kasabasında doğdu. Modaya olan ilgisini “çocukluğundan beri süren bir hastalık” olarak tanımlıyordu. Milano’daki Accademia dell’Arte’de eğitim aldıktan sonra 17 yaşında Paris’e taşındı; École des Beaux-Arts ve Chambre Syndicale de la Couture Parisienne’de öğrenim gördü.
O yılları anlatırken, “Rakiplerim de benim gibi tanınmayan iki çocuktu: Yves Saint Laurent ve Karl Lagerfeld” demişti. Eğitimini tamamladıktan sonra Jean Dessès moda evinde ve Guy Laroche atölyesinde çalıştı.
1959’a girilirken İtalya’ya dönen Valentino, Roma’da Via dei Condotti’de kendi modaevini kurdu. 1960’ta açılan bu ilk atölye, zarafet, resmiyet ve titiz kalıpçılık anlayışının merkezine dönüştü. Ancak pahalı haute couture tasarımları satmak başlangıçta kolay olmadı; şirket kısa sürede iflasın eşiğine geldi.
Giancarlo Giammetti ile ortaklık
Valentino’nun hayatındaki dönüm noktalarından biri, 1960’ta Roma’nın gece hayatının merkezi Via Veneto’daki Café de Paris’de Giancarlo Giammetti ile tanışması oldu. Giammetti, hem özel hayatında hem iş hayatında Valentino’nun en yakın destekçisi hâline geldi. Valentino tasarıma odaklanırken, defileler, organizasyonlar ve ticari stratejiler Giammetti tarafından yürütüldü.

Giammetti, yıllar sonra Vanity Fair’e verdiği bir röportajda Via Condotti’deki ilk yılları, “Bir maison de couture’dü. Fransız geleneğini izliyordu. Her şey daha en başından görkemliydi” sözleriyle anlattı.
Beyazın zaferi, kırmızının kalıcılığı
Valentino’nun 1968 tarihli All White haute couture koleksiyonu, dönemin renkli modasına meydan okudu. Yalnızca beyaz, bej ve fildişi tonlarından oluşan bu koleksiyon, Vogue tarafından “Avrupa’nın dilindeki konu” olarak tanımlandı. Dergi, koleksiyondaki beyazların saflığını ve seçkinliğini överken, Valentino’yu modern lüksün yeni sembollerinden biri olarak nitelendirdi.

Aynı koleksiyondan bir gelinlik, Jacqueline Kennedy’nin 1968’de Yunan armatör Aristotle Onassis ile yaptığı evlilikte tercih edildi. Kennedy, ilerleyen yıllarda da Valentino imzasını giymeyi sürdürdü.

Buna rağmen Valentino’nun adı, nihayetinde beyazdan çok kırmızıyla anılacaktı. İtalya’yı, tutkuyu, arzuyu ve aşkı çağrıştıran bu kırmızı, onun estetik evreninin merkezine yerleşti.
Kırmızıya dönüşen bir an
Valentino Garavani’nin adı, moda literatüründe neredeyse tek bir renkle özdeşleşti: Valentino kırmızısı. Bu rengin hikâyesi, genç bir moda öğrencisi olduğu yıllarda Barselona’daki bir opera binasında izlediği bir sahneye dayanıyor. Seyirciler arasındaki gri saçlı, kırmızı kadife elbiseli yaşlı bir kadın, Valentino’nun hafızasına kazındı. Yıllar sonra, modaevini kurduğunda bu tonu imzası hâline getirdi.
Reuters’ın aktardığına göre bu renk, karmen, kırmızı ve turuncu tonlarının birleşimi olarak tanımlanıyor. İlk kez 1959’da, askısız ve drapeli bir tül kokteyl elbisesiyle tanıtıldı. Zamanla yalnızca koleksiyonların değil, Valentino markasının da ayırt edici simgesi hâline geldi.

Valentino, kırmızının kendisi için büyüsünü Vogue’a şu sözlerle anlatmıştı:
“Operadaki kadın, diğerlerinin giydiği tüm renkler arasında bana eşsiz, ihtişamıyla ayrılmış görünüyordu. Onu hiç unutmadım. Kırmızı giyen bir kadının her zaman muhteşem olduğunu düşünüyorum.”
2022’de yayımlanan Rosso adlı kitabında ise, her koleksiyonunda mutlaka en az bir kırmızı elbise tasarladığını yazdı: “Kırmızı giyen bir kadın her zaman harikadır”
Hollywood, kraliyet ve kırmızı halı
1960’ların Roma’sı sinema dünyasının merkezlerinden biriydi. Valentino, Elizabeth Taylor, Sophia Loren ve Anita Ekberg gibi yıldızları giydirerek Hollywood ile güçlü bir bağ kurdu. Taylor, Spartacus galasına Valentino’nun tasarladığı beyaz bir haute couture elbiseyle katıldı.

Yıllar içinde Valentino imzası, Prenses Diana’dan İran Şahı’nın eşi Farah Pehlevi’ye kadar pek çok kraliyet üyesi tarafından tercih edildi. 1990’lar ve 2000’lerde ise kırmızı halının en güçlü adreslerinden biri hâline geldi. Jennifer Lopez’in 2003 Oscar Ödülleri’ndeki görünümü ve Julia Roberts’ın 2001’de Oscar aldığı gece giydiği vintage Valentino elbise, bu dönemin simge anları arasında yer aldı.
'Güzelliği seviyorum'
Valentino’nun tasarımları, ilk bakışta sade görünse de detaycılığıyla ayırt edildi. Georgette kumaşlar, şifon fırfırlar, danteller, nakışlar ve budellini tekniği, onun estetik anlayışının temel taşlarıydı.
“Güzelliği seviyorum. Bu benim suçum değil. Kadınların ne istediğini biliyorum; güzel olmak istiyorlar” sözleri, Vogue tarafından Valentino’yu multimilyoner yapan estetik anlayışın özeti olarak yorumlandı.
Son defilesi
2007’de Roma’da üç gün süren görkemli bir kutlamayla onurlandırılan Valentino, 2008’de Paris’teki defilesiyle aktif tasarımcılığa veda etti. “Bu, modaya veda etmek için mükemmel an” diyen Valentino, “parti hâlâ kalabalıkken ayrılmak” istediğini söylemişti.
2009 yapımı Valentino: The Last Emperor belgeseli, onu ve Giammetti’yi emekliliğe giden son iki yılda yakından takip etti. Belgeselde Giammetti, “45 yılı aşkın bir süre boyunca Valentino’nun dostu, sevgilisi ve çalışanı olmak çok sabır gerektirdi” diyordu.
Valentino markası 2012’de Katarlı Mayhoola fonu tarafından satın alındı. Kering, 2023’te şirketin yüzde 30 hissesini alarak tamamını devralmayı planladığını açıkladı; bu plan daha sonra 2028 sonrasına ertelendi.
Valentino ve Giammetti, sanat alanındaki faaliyetlerini sürdürdü. 2025’te Roma’da açılan PM23 galerisi, açılış sergisini Valentino ile özdeşleşen renge ayırdı: Horizons/Red. Giammetti, sergi sırasında “Kırmızı sadece bir renk değil, olağanüstü bir sembolik ve estetik güçtür” dedi.
Modanın 'son imparatoru'
Valentino Garavani, modanın hızlandığı, sadeleştiği ve giderek anonimleştiği bir çağda; töreni, ritüeli ve ihtişamı ısrarla savunan bir isim olarak kaldı. Onun dünyasında kırmızı bir renkten fazlasıydı; bir duruş, bir iddia ve bir estetik ölçüydü.
Giydirdiği kadınlar, ait oldukları dönemin ötesinde bir zarafeti temsil etti. Valentino’nun ardından kalan, yalnızca arşivlerde saklanan elbiseler ya da kırmızı halı fotoğrafları değil; haute couture’ün bir zamanlar ne anlama geldiğine dair canlı bir hafıza olacak. Modanın “son imparatoru” olarak anılmasının nedeni de tam olarak bu...
Kaynak: Gazete Oksijen