21 Mayıs 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 19.04.2026 13:02 | Son Güncelleme: 19.04.2026 13:57

New Yorker, Fatih Akın'ın son filmini yazdı: Hem en güçlü işi hem de en az karakteristik filmi

Fatih Akın'ın yönetmen koltuğunda oturduğu Amrum, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna tanıklık eden bir genç yetişkin draması. Filmi New Yorker için Justin Chang analiz etti
New Yorker, Fatih Akın'ın son filmini yazdı: Hem en güçlü işi hem de en az karakteristik filmi
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Jasper Billerbeck, Laura Tonke, Lisa Hafmeister, Matthias Schweighöfer ve Diane Kruger'un başrollerini paylaştığı Fatih Akın imzalı Amrum bir genç yetişkin hikayesi olarak İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna tanıklık ediyor. Tehlikeli ve önemli bir yolculuğa çıkıyor karakterler.

1945 yılının baharı, savaş sona ermek üzere. Almanya kıyılarındaki Amrum sakinlerine haber ulaşıyor: Savaş sona geliyor. Karakterler geçmiş ve gelecek arasında karar vermeye çalışırken Hitler'in yıkılışının izleri görülüyor.

New Yorker için Amrum filmini analiz eden Justin Chang'e göre filmin ana kahramanı Nanning, Hitler'in devrilmesini meraklı gözlerle ve kafa karışıklığıyla takip ediyor.

Chang için film ada yaşamının uzaklığının kendine özgü acılar doğurduğu ve tuhaf dersler verdiğini gösteriyor. Savaş zamanında çocuk olmanın yansımaları da bu filmde yankı buluyor.

Savaşın coğrafi olarak uzak olmasının psikolojik etkileri hafifletmediğine dikkat çeken Chang, filmin bir çocuğun gözünden savaş sonrası döneme ışık tuttuğunu anlatıyor. Akın'ın ulusal kimlik ve yabancılaşma kavramları üzerinde sık sık durduğunu söyleyen Chang, yönetmenin bakış açısını huzursuz olarak tanımlıyor.

Chang, bu huzursuz bakış açısının Akın'ı dramatik ve stilistik olarak her yere sürüklediğine işaret ederken yönetmenin "keskin aciliyeti ve biçimciliğinin erken dönem çalışmalarına inkar edilemez bir canlılık kazandırdığını" belirtiyor.

Jojo Rabbit mi Amrum mu?

Amrum'un Akın'ın karakteristik filmografisinden ayrıştığını düşünen Chang, filmi yönetmenin en güçlü işi olarak gördüğünü dile getirirken aynı zamanda en az karakteristik çalışması olduğu tezini de ortaya atıyor.

Chang, filmi izlerken aklına savaş döneminde çocuk olmanın zorluklarını anlatan diğer yapımların da geldiğini ifade ediyor.

Andrei Tarkovsky'nin "Ivan'ın Çocukluğu" ve Elem Klimov'un "Gel ve Gör" filmleri de dahil olmak üzere Steve McQueen'in "Blitz" filmini örnekleyen Chang, Taika Waititi'nin "Jojo Rabbit" filmini de anımsıyor.

Chang eleştirisinde "Jojo Rabbit"in seyirciyi çocuklaştırdığını, David Bowie'nin müziğini kötüye kullandığını, Hitler'i grotesk bir hayali arkadaş karikatürüne dönüştürdüğünü vurguluyor. Chang, Amrum'da bunların hiçbirinin görülmediğini söylüyor.

İki filmin en önemli ortak noktası, bir çocuğun gözünden anlatılıyor olması. Chang, Billerbeck'in ilk oyunculuk denemesi olmasına rağmen mükemmel bir keşif olduğunu düşünüyor.

Kaynak: Gazete Oksijen