OMM-Odunpazarı Modern Müze’nin Yağmur Elif Ertekin küratörlüğünde gerçekleşen yeni koleksiyon sergisi Ferahfeza, insanları bir araya getiren ve kültürel kodları açık eden bir kavram olarak ‘sofra’ya odaklanıyor. Erol Tabanca Koleksiyonu başta olmak üzere, birçok özel koleksiyondan derlenen bu eserler, bireysel hafızamızla toplumsal belleğimiz arasındaki o görünmez ipleri yeniden dokuyor
Esin Hamamcı/[email protected]
Eskişehir OMM-Odunpazarı Modern Müze’ye yolunuz düşerse, insanların en temel insani ihtiyaçlarından birine, “bir araya gelmeye” ve “paylaşmaya” davet eden çok özel bir sergi var: Ferahfeza. Serginin adı Türk musikisinde bir birleşik makam ismi ancak sergide genişlik, ferahlık anlamında kullanılıyor. Sergi, isminin vaat ettiği o genişliği ve gönül ferahlığını, hayatımızın tam merkezinde olan “sofra” kavramına taşıyor. Küratörü Yağmur Elif Ertekin’in de belirttiği gibi sofra, yemek yenen bir yerden, mobilyadan ibaret değil... Neşenin, kederin, kutlamanın ve yasın paylaşıldığı, insanı insana bağlayan bir sahne olarak karşımıza çıkıyor.

Sergi, Antik Yunan’ın symposion’larından Anadolu’nun çilingir sofralarına, Paris’in dumanlı barlarından İstanbul’un Boğaz kıyılarına uzanan devasa bir kültürel belleği önümüze seriyor. Bir yanda Türk resminin modern ustaları Fikret Mualla ve Nuri İyem’in gündelik hayatın içtenliğini yakalayan fırça darbeleri, diğer yanda Ara Güler’in bir dönemin ruhunu dondurduğu o ikonik kareleri, bir yanda Cihat Burak’ın Cumhuriyet Meyhanesi, diğer yanda Elif Uras’ın Sultana’nın Sofrası... Etel Adnan’ın dağları bir kabulleniş olarak resmettiği eserlerinden Hans op de Beeck’in hiç başlamayan bir kutlamayı anlatan Celebration videosundaki o donmuş zamana kadar, 46 sanatçının resim, heykel, video ve yerleştirme gibi pek çok disiplinden 93 eseri bu sergide buluşuyor.
13 Eylül 2026’ya kadar sürecek olan Ferahfeza, dijitalleşen dünyada ekranlara hapsolan ve sosyolog Sherry Turkle’ın deyimiyle “birlikte ama yalnız (alone together)” yaşayan bizlere, gerçek bir temasın, bir masa etrafında toplanıp birbirimizin gözünün içine bakmanın kıymetini hatırlatıyor. Erol Tabanca Koleksiyonu başta olmak üzere, birçok özel koleksiyondan derlenen bu eserler, bireysel hafızamızla toplumsal belleğimiz arasındaki o görünmez ipleri yeniden dokuyor.
Küratör Yağmur Elif Ertekin: Sofra aynı zamanda müthiş bir paylaşım alanı

“Uzun zamandır bir kutlama sergisi yapma fikri aklımda dönüp dolaşıyordu ve kutlamaya değer tüm duyguların buluştuğu yer olarak sofra bunun başrolünde olmalıydı mutlaka. Bunun üzerine düşünürken aklımdan geçen sanatçılar ve eserler hakkında okumalar yaptım ve doğru yerde olduğumdan emin oldum. Sergide de altını çizdiğimiz gibi, sofra sadece yemek yenen bir alan değil aynı zamanda müthiş bir paylaşım alanı. İnsanlığa, insan olmaya dair tüm duyguların etrafında yaşandığı ve hemen hemen herkesin -kültürel anlamda farklılıklar gösterse de- benzer ya da paralel ritüellerine şahitlik eden ve kendi ritüelleriyle kurduğu bir alan. Elbette yemek ve sofra kültürü kültürel farklılıkların en görünür göstergelerinden biri. Ama bunun çok daha ötesine uzanıyor. Bir iş toplantısında, bir cenazede, bir düğünde, deniz kenarında, belki çok yorulduğunuz bir gün bir sokağın bir köşesinde arkadaşımızla yediğimiz bisküvi bile bir çeşit sofraya dönüşüyor. Bu büyük varlık, tüm duygulara yarenlik eden bir ‘şey’ olmasını da beraberinde getiriyor. Bu Güney Avrupa sahillerinde, deniz kenarına kurulmuş bir makarna sofrası olabilir, ya da bir Anadolu köyünde kurulmuş uzun bir düğün yemeği sofrası... Ferahfeza, hem bütün bu duyguların ve ritüellerin kutlaması hem de kelime anlamı ile müsemma ‘bizi iyi hissettiren her şeyin ve birlikte varlığımızın’ bir kutlaması.”
OMM Odunpazarı Modern Müze Direktörü Defne Casaretto: Ferahfeza, sofranın geçmişi ve bugünü için yeni bir okuma alanı sunuyor

“Ferahfeza, sofra kavramından yola çıkarak bizi bir masanın etrafında toplanmanın ritüellerine yeniden bakmaya çağırıyor. Sofra, yalnızca birlikte yemek yenilen bir yer değil; dertlerin döküldüğü, sevinçlerin ve anıların paylaşıldığı bir sosyal hafıza mekanı. Aynı zamanda kültürün, geleneğin, hikayelerin nesilden nesile aktığı önemli bir mecra. Ferahfeza isminin taşıdığı genişlik ve ferahlık duygusu, aile sofralarının sıcaklığını, dost meclislerinin neşesini ve zaman zaman hüznü de içine alan ortak anları hatırlatırken; sofra olgusunun değişen yüzünü, kırılan alışkanlıklarını ve dönüşen kültürel katmanlarını da görünür kılıyor. Fikret Mualla’dan Cihat Burak’a, Antonio Cosentino’dan Fırat Engin, Cevdet Erek ve Mustafa Boğa’ya uzanan değerli sanatçıların üretimleri, kentten sayfiyeye, aileden kamusal yaşama uzanan geniş bir alanda, geleneğin izleriyle modern yaşamın getirdiği tortuları yan yana getiriyor. Böylece Ferahfeza, sofranın hem geçmişi hem bugünü için yeni bir okuma alanı sunuyor.
Sergiyi 13 Eylül 2026’ya dek OMM-Odunpazarı Modern Müze’de ziyaret edebilirsiniz.