23 Ocak 2026, Cuma
Haber Giriş: 09.01.2026 13:08 | Son Güncelleme: 09.01.2026 16:30

Yeni bulgular tartışma yarattı: Leonarda Da Vinci'nin DNA'sı bulundu mu?

Leonardo da Vinci’nin DNA’sını tespit etmeyi amaçlayan araştırmacılar, Rönesans ustasına ait olabileceğini öne sürdükleri genetik izler bulduklarını açıkladı. Ancak uzmanlar, elde edilen verilerin kesinlikten uzak olduğu ve temkinle ele alınması gerektiği uyarısında bulundu
Yeni bulgular tartışma yarattı: Leonarda Da Vinci'nin DNA'sı bulundu mu?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Leonardo da Vinci’nin DNA’sını ortaya çıkarmayı hedefleyen bilim insanları, projede önemli bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Ancak elde edilen bulgular, bilim dünyasında kesin bir sonuca ulaşıldığı konusunda görüş birliği yaratmadı.

Science dergisinin salı günü aktardığına göre, ABD’nin Maryland eyaletindeki J. Craig Venter Enstitüsü bünyesinde yürütülen Leonardo da Vinci DNA Projesi kapsamında çalışan araştırmacılar, bazı sanat eserlerinden ve nesnelerden alınan örneklerde erkeklere ait DNA izleri tespit etti. Bulgular, henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir ön çalışma olarak bioRxiv ön baskı platformunda yayımlandı.

Bulgular, Toskana'yı işaret ediyor 

Araştırmacılar, bazı uzmanlar tarafından Leonardo’ya atfedilen Holy Child adlı tebeşir çiziminden ve farklı objelerden alınan örneklerde, Toskana kökenli olabilecek genetik işaretlere rastladıklarını bildirdi. Ekip, bu izlerin Leonardo’ya ait olabileceğini öne sürdü.

Leonardo’nun genomunun belirlenmesinin son derece zor olduğu biliniyor. Sanatçının kalıntıları, Fransız Devrimi sırasında mezarların tahrip edilmesi nedeniyle doğrulanamamıştı. Doğrudan akrabalarının kalıntıları hâlâ incelenirken, Leonardo’nun bilinen bir çocuğu bulunmuyordu. Floransa Üniversitesi’nden antropolog ve antik DNA uzmanı David Caramelli, bu nedenle Leonardo’nun DNA’sına ulaşmanın “neredeyse imkânsız” olduğunu söyledi. Caramelli, projede yer almasına rağmen yeni çalışmada görev almadı.

Araştırma ekibinden Norberto Gonzalez-Juarbe ve çalışma arkadaşları, bu sınırlamaları aşmak için farklı sanat eserlerinden ve objelerden alınan örnekleri analiz etti. İncelemelerde, Leonardo’nun yaşamındaki zaman ve mekânlarla örtüşen bitkisel kalıntılar ve çevresel izler bulundu. Ayrıca erkeklere ait ve Toskana’yla ilişkilendirilebilecek DNA dizileri saptandı.

Valensiya Üniversitesi’nden mikrobiyolog Manuel Porcar Miralles, çalışmayı “teknik olarak sağlam” ve “etkileyici” olarak nitelendirdi. Ancak Wisconsin–Madison Üniversitesi’nden antropolog John Hawks, yöntemin bir seri katilin DNA’sını farklı suç mahallerinden karşılaştırmaya benzediğini, fakat sanat eserlerinin yüzyıllar boyunca çok sayıda insan tarafından temas edildiğini hatırlattı.

Uzmanlar, Leonardo’nun eserlerinin, çağdaşlarından müze çalışanlarına kadar yüzlerce kişinin DNA’sıyla kirlenmiş olabileceğine dikkat çekti. Hawks, bu nedenle sonuçların henüz ikna edici olmadığını söyledi.

Porcar Miralles da, Toskana kökenli DNA’nın doğrudan Leonardo’ya ait olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirtti. DNA’nın, eserlere sonradan temas eden onlarca ya da yüzlerce kişiden birine ait olabileceğini ifade etti.

Medici ailesiyle bağlantılı olabilir 

Buna karşın Hawks, çalışmanın Leonardo’nun yaşadığı çevreyi ve sosyal ağları anlamak açısından değerli olduğunu vurguladı. Araştırmacılar, örneklerde tespit edilen turunçgil izlerinin, Floransa’yı yüzyıllar boyunca yöneten ve Leonardo’yu himaye eden Medici ailesinin bahçeleriyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Ancak Caramelli, çalışmanın DNA’nın yaşını doğrulayamadığını ve bunun önemli bir metodolojik eksiklik olduğunu söyledi. Gonzalez-Juarbe ise veri setinin sınırlı olduğunu kabul ederek, kullanılan yöntemlerin gelecekteki çalışmalar için bir temel oluşturabileceğini ifade etti.

Araştırmacılar, Leonardo’ya ait olduğu doğrulanmış kalıntılara ya da yaşayan akrabalarından alınacak DNA örneklerine ulaşılması hâlinde sonuçların daha güçlü hale gelebileceğini belirtti. Proje ekibi, farklı kültürel objelerden elde edilecek yeni verilerle Leonardo da Vinci’nin genetik izlerini bir araya getirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Kaynak: Gazete Oksijen