Elektrikli araçlara yönelik menzil ve şarj endişelerini aşmaya çalışan otomotiv şirketleri, tam elektrikli modeller ile benzinli araçlar arasında yeni bir formüle yöneliyor. Hyundai, Ford ve Stellantis, bataryayı şarj etmek için benzinli motor kullanan “uzatılmış menzilli elektrikli araç” (EREV) modellerini ABD pazarına sunmaya hazırlanıyor.
Wall Street Journal'ın haberine göre EREV'ler sürüş için doğrudan benzinli motoru kullanmıyor. Araçtaki batarya elektrik motoruna güç verirken, gerektiğinde devreye giren benzinli motor bir jeneratör gibi çalışarak bataryaya elektrik sağlıyor. Böylece araç, şarj istasyonuna ulaşamasa bile yakıt alarak yoluna devam edebiliyor.
Stellantis, bu teknolojiyi ABD'de ilk olarak Jeep Grand Wagoneer'ın uzatılmış menzilli versiyonunda kullanmayı planlıyor. Modelin bu yılın sonlarında veya 2027'nin başlarında piyasaya çıkması bekleniyor. Ardından büyük bir elektrikli batarya ile benzinli V6 motoru bir araya getiren Ram 1500 REV'in gelmesi planlanıyor. Şirket, bu model için 690 mile, yani yaklaşık 1.110 kilometreye kadar menzil vadediyor.
Amaç menzil kaygısını ortadan kaldırmak
Hyundai de ağustos sonunda yeni Santa Fe'nin 2027'de EREV versiyonunun satışa çıkacağını açıkladı. Şirket yaklaşık 600 mil, yani 965 kilometre menzil hedefliyor. Hyundai'nin lüks markası Genesis de benzer modeller geliştirecek. Ford ise geçen yıl zarar ettiği gerekçesiyle elektrikli F-150 Lightning'e ilişkin planlarını değiştirmesinin ardından, modelin uzatılmış menzilli bir versiyonunu yeniden gündeme getirdi.
Bu araçların temel vaadi, elektrikli otomobillerde tüketicilerin en büyük çekincelerinden biri olan şarj sorununu ortadan kaldırmak. Sürücü günlük kullanımda aracı elektrikle şarj ederek kullanabilecek, uzun yolculuklarda veya şarj istasyonunun bulunmadığı yerlerde ise benzinli jeneratörden yararlanabilecek.
Klasik hibritten farkı ne?
EREV'ler, klasik hibrit ve plug-in hibritlerden farklı bir mimariye sahip. Geleneksel plug-in hibritlerde benzinli motor tekerlekleri doğrudan çalıştırabiliyor ve batarya daha sınırlı bir elektrikli sürüş menzili sunuyor.
EREV'lerde ise araç esas olarak elektrikli olarak tasarlanıyor. Benzinli motorun tekerleklerle mekanik bağlantısı bulunmuyor ve yalnızca elektrik üretmek için kullanılıyor.
Bu yapı, tam elektrikli araçlara kıyasla daha küçük bir batarya kullanılmasına olanak sağlayarak maliyeti azaltabilir. Aynı zamanda geleneksel benzinli araçlardaki şanzıman gibi bazı mekanik parçaların ortadan kaldırılmasını mümkün kılıyor. Sürüş deneyimi ise elektrikli araçlara benziyor: Araç, benzinli jeneratör çalışırken bile elektrik motoruyla hareket ettiği için anlık hızlanma özelliğini koruyor.
Büyük SUV ve pick-up'lar için çözüm
Otomotiv şirketlerinin bu teknolojiye yönelmesinin temel nedenlerinden biri özellikle büyük SUV ve pick-up'larda ortaya çıkan menzil sorunu. Üç sıralı SUV'lar ve ağır yük çekmek üzere tasarlanan elektrikli pick-up'lar, yüksek kapasitede batarya gerektiriyor. Büyük bataryaların hem maliyeti yüksek hem de uzun süreli şarj gerektiriyor.
Özellikle römork çekmek, elektrikli pick-up'ların menzilini ciddi biçimde düşürebiliyor. EREV sistemi ise araçtaki yakıt deposu sayesinde bu sorunu aşmayı hedefliyor. Menzil azaldığında sürücü şarj istasyonu aramak yerine benzin istasyonuna giderek yoluna devam edebiliyor.
Detroit merkezli araştırma şirketi Telemetry'den mühendis ve otomotiv analisti Sam Abuelsamid'e göre bu sistem, özellikle ağır yük taşıyan veya römork çeken araçlarda önemli bir avantaj sağlayabilir. Benzinli jeneratör sayesinde sürücünün çekme mesafesi ve süresi konusunda tam elektrikli araçlardaki kadar büyük bir menzil kaygısı yaşaması gerekmeyebilir.
Çin'de yaygın, ABD'de yeni
Teknoloji Çin'de ise daha önce yaygınlaşmaya başladı. Çin'in hızlı büyüyen elektrikli araç pazarında EREV modelleri önemli bir yer edinirken, Ford ve General Motors gibi ABD'li şirketler de Çin'de bu teknolojiye sahip modeller satıyor.
ABD'de ise sektör, elektrikli araçlara yönelik beklentilerin aşağı çekildiği bir dönemde EREV'lere yöneliyor. Otomotiv şirketleri birkaç yıl önce 2030'lu yıllarda ağırlıklı olarak elektrikli araçlardan oluşan bir pazar öngörürken, tüketicilerin beklenen hızda elektrikli araçlara geçmemesi milyarlarca dolarlık yatırımların yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
ABD'de elektrikli araç satışları da geçen yıldan bu yana baskı altında. Trump yönetiminin 7 bin 500 dolarlık elektrikli araç teşvikini kaldırması ve elektrikli araçlara geçişi hızlandıran bazı düzenlemeleri geri çekmesi, pazarın büyüme beklentilerini zayıflattı.
Tüketicinin kafası karışabilir
Ancak tüketicilerin EREV'lere nasıl tepki vereceği belirsiz. ABD'de plug-in hibritler bugüne kadar yeni otomobil satışlarının yalnızca yüzde 1-2'sini oluşturabildi.
Bazı tüketicilerin bu araçları yalnızca California'daki yüksek doluluklu araç şeritlerini kullanabilmek gibi avantajlar nedeniyle satın aldığı, bazılarının ise araçlarını düzenli olarak şarj etmediği belirtiliyor.
Otomotiv araştırma şirketi AutoPacific'in Başkanı Ed Kim'e göre temel sorunlardan biri teknolojinin tüketici tarafından anlaşılmaması. EREV'ler ise elektrikli araç, hibrit ve benzinli otomobil özelliklerini aynı araçta birleştirdiği için tüketici açısından daha da karmaşık bir seçenek yaratabilir.
Edmunds'tan Ivan Drury de yeni sistemin tüketiciler açısından “başka bir karmaşıklık katmanı” oluşturabileceğini belirterek, teknolojinin nasıl çalıştığının anlatılması için ciddi bir bilgilendirme sürecine ihtiyaç duyulacağını söyledi.
Yeni modeller 160 kilometreden fazla elektrikli menzil sunacak
Otomotiv şirketleri ise yeni EREV modellerinin mevcut plug-in hibritlerden daha iyi bir elektrikli sürüş deneyimi sunacağını savunuyor.
Bugünkü birçok plug-in hibritte batarya yalnızca kısa bir elektrikli sürüş menzili sağlıyor. Örneğin 2023'ten sonra üretimi durdurulan Subaru Crosstrek plug-in hibrit yalnızca 17 mil, 2025'ten sonra üretimi sona eren Jeep Wrangler plug-in hibrit ise yaklaşık 20 mil elektrikli menzil sunuyordu.
General Motors'un 2011-2019 yılları arasında ürettiği Chevrolet Volt yaklaşık 50 mil elektrikli sürüş menziline ulaşabiliyordu.
Yeni EREV modellerinde ise elektrikli menzilin 100 milin, yani yaklaşık 160 kilometrenin üzerine çıkması bekleniyor. Bu da çoğu sürücünün günlük kullanımda benzinli jeneratörü nadiren çalıştıracağı anlamına geliyor.
Asıl soru: Tüketici daha fazla ödeyecek mi?
Otomotiv şirketleri EREV'leri, tam elektrikliye geçmekte tereddüt eden tüketiciler için bir ara çözüm olarak görüyor. Araç günlük kullanımda elektrikli otomobil gibi çalışıyor ancak uzun yolculuklarda veya şarj altyapısının yetersiz olduğu durumlarda benzinli motor devreye girerek menzili uzatıyor.
Ancak teknolojinin önemli bir dezavantajı var: maliyet.
Analistler ve mühendisler, EREV'lerin benzer benzinli araçlardan daha pahalı olabileceğini, hatta bazı modellerde tam elektrikli araçlardan bile yüksek fiyatların görülebileceğini belirtiyor.
Stellantis'in tahrik sistemlerinden sorumlu yöneticisi Micky Bly, EREV'lerin tüketicilerin ihtiyaçları açısından tam elektrikli araçlar ile geleneksel benzinli araçlar arasında bir çözüm olabileceğini savunuyor.
Ancak eski General Motors yöneticisi ve otomotiv danışmanı Dan Nicholson'ın dikkat çektiği nokta sektörün önündeki asıl soruyu ortaya koyuyor: Tüketiciler bu teknolojiyi reddetmeyebilir, ancak bunun için daha fazla para ödemeye razı olacak mı?
Kaynak: Gazete Oksijen

