06 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.10.2026 16:22 | Son Güncelleme: 02.10.2026 16:26

Euro Bölgesi'nde yeni bir borç krizi mi yaklaşıyor?

Küresel ölçekte kamu borçlarının finansman maliyetleri yükselirken Fransa özellikle kırılgan bir ülke olarak öne çıkıyor. Kamu borcunun GSYH'ye oranı, ülkenin siyasi sistemi bütçe açığına çözüm üretmekte zorlanırken Yunanistan'ın borç krizi öncesindeki seviyesine yaklaşıyor
Euro Bölgesi'nde yeni bir borç krizi mi yaklaşıyor?
Desmond Lachman / Project Syndicate Biyografi
Desmond Lachman, American Enterprise Institute’ta (AEI) kıdemli araştırmacıdır. Daha önce Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Politika Geliştirme ve İnceleme Departmanı’nda direktör yardımcılığı ve Salomon Smith Barney’de gelişmekte olan piyasalar baş ekonomi stratejistliği yaptı.

2010'da Yunanistan'da yaşanan kamu borcu krizi dünya finans piyasalarını sarsmıştı. Şimdi ise Fransa'nın benzer bir krize yol açabileceği ve bunun daha büyük ölçekte gerçekleşebileceği düşünülüyor. Fransa'nın kamu borcunun GSYH'ye oranı, Yunanistan'ın borç krizi öncesindeki seviyesine yaklaşırken ülkedeki siyasi sistem de büyük bütçe açığına çözüm bulmakta isteksiz veya yetersiz görünüyor.

Fransa'da kamu borcunun GSYH'ye oranı 2010'da yüzde 80'in biraz üzerindeyken bugün yüzde 119'a yükseldi. GSYH'nin yüzde 5'ine ulaşan bütçe açıkları da borç sorununu büyütmeye devam ediyor. Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi de yüzde 4,81'e yükseldi. Ekonominin enerji fiyatlarındaki şok ve yüksek faiz oranlarının etkisi altında olduğu belirtilirken Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) resmi tahminine göre Fransa ekonomisinin gelecek yıl yüzde 1'den daha az büyümesi bekleniyor. Bu koşullar altında Fransa'nın ekonomik büyümeyle borç sorunundan çıkmasının mümkün olmadığı söyleniyor.

Kamu harcamaları GSYH'nin yüzde 58'ine ulaştı

Fransa'nın bütçesini dengeleme ve kamu harcamalarını azaltma konusunda bugüne kadar yeterli siyasi irade göstermediği belirtiliyor. Kamu harcamaları şu anda GSYH'nin yüzde 58'ine ulaşıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yönetimi son beş yılda altı başbakanla çalıştı. Ancak bunların hiçbiri bütçe açığını anlamlı ölçüde azaltmayı başaramadı.

Açık azaltma hedeflerinin defalarca yumuşatıldığı, planlanan harcama kesintileri ve emeklilik reformlarının kapsamının daraltıldığı, vaat edilen tasarrufların ise başlangıçta açıklanan seviyelerin altında kaldığı belirtiliyor. Ulusal Meclis'teki siyasi kutuplaşmanın da borç sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanacağı konusunda uzlaşmayı zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Seçim öncesinde bütçe konsolidasyonu zor

Fransa'da gelecek nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle bütçe konsolidasyonu konusunda önemli adımlar atılmasının zor olduğu değerlendirilirken adayların seçmenlere zorlu ekonomik politika tercihlerini açıklamak yerine büyük seçim vaatlerinde bulunma konusunda teşviklere sahip olduğu belirtiliyor.

Macron'un yerine gelecek herhangi bir cumhurbaşkanının gerekli ekonomik reformları hayata geçirip geçiremeyeceği de belirsizliğini koruyor. Bunun gerçekleşmesi için yeni cumhurbaşkanının Ulusal Meclis'te çalışan bir çoğunluk elde etmesi gerekiyor.

Euro sistemi borçla mücadeleyi zorlaştırıyor

Fransa kamu borcu sorununu çözmek için siyasi iradeye sahip olsa bile, bunu euro sistemi içinde gerçekleştirmek kolay olmayacak.

Fransa, sıkı bütçe politikalarının ekonomide yaratacağı daraltıcı etkiyi dengelemek için para biriminin değerini düşüremiyor veya faiz oranlarını indirebiliyor. Bu nedenle mali yapıyı düzeltmenin resesyon yaratma ihtimali yüksek. Bu risk, ekonominin mevcut zayıflığı nedeniyle daha da artıyor. Resesyon ise hükümet gelirlerinin azalması ve sosyal harcamaların artması nedeniyle bütçe sıkılaştırmasının sağlayabileceği kazanımları sınırlayabilir.

Fransa ve Almanya arasındaki faiz farkı yükseldi

Piyasaların Fransa'nın sürdürülemez kamu maliyesini ve siyasi işleyişindeki sorunları dikkate aldığı belirtiliyor. Fransa ile Almanya'nın uzun vadeli faiz oranları arasındaki fark 119 baz puana yükseldi. Bu seviye, 2010'daki kamu borcu krizinden bu yana görülen en yüksek seviye olduğu belirtiliyor. Sonuçta Fransa'nın yükselen borcu ile artan borçlanma maliyetlerinin birbirini daha da kötüleştirdiği bir döngü oluşması riski bulunuyor.

ECB'nin müdahale kapasitesi 2010'a göre daha güçlü

Euro Bölgesi açısından olumlu gelişme ise Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB), piyasa baskısıyla karşı karşıya kalan bir euro bölgesi ülkesini desteklemek için 2010'a kıyasla daha fazla araca sahip olması.

ECB'nin İletim Koruma Aracı (Transmission Protection Instrument), ülkenin güvenilir bir ekonomik uyum programına sahip olması koşuluyla, üye devletlerin tahvillerini ikincil piyasada sınırsız miktarda satın almasına olanak tanıyor. Ancak Fransa'nın ECB'nin güvenlik ağına fazla güvenmesinin büyük bir hata olacağı belirtiliyor.

Almanya'da sağcı ve milliyetçi Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland - AfD) partisinin yükselişi nedeniyle Alman kamuoyunun, mali açıdan sorumsuz olduğu düşünülen başka bir ülke için ECB tarafından düzenlenecek bir kurtarma paketini desteklemesinin düşük ihtimal olduğu belirtiliyor.

Yeni bir euro krizi küresel ekonomiyi etkileyebilir

Fransa'nın artan borcunun euro'nun dağılmasına yol açmaması durumunda bile ortak para biriminde yeni bir kriz yaşanması ve Avrupa Birliği'nin en büyük iki ekonomisi arasında gerilim oluşması, mevcut koşullarda dünya ekonomisi ve finans piyasaları açısından istenmeyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Telif Hakkı: Project Syndicate, 2026. www.project-syndicate.org